MARMARA DENİZİNİ SALYAYA TESLİM ETMEYELİM

Analiz

Written by:

Daha yıl 2011 Milletvekili seçimleri hemen sonrası TBMM’ye verdiğim ilk araştırma önergelerinden biri. Marmara Denizi Kirliliği .Marmara Denizi kenarında doğup büyüyen bir Milletvekili olarak tehlikeyi görüyordum, bu çığlığı balıkçılar da dile getiriyordu, denizin dibinde yaşayan konuşamayan canlıların çığlığını TBMM’de dile getirmiştim .Şimdi Salya Marmara’yı teslim aldı. TBMM tutanaklarını aynen bilginize sunuyorum. Belki bundan sonra çığlık duyulur.

Konu:

CHP GRUBUNUN, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GÜNDEMİNİN “GENEL GÖRÜŞME VE MECLİS ARAŞTIRMASI YAPILMASINA DAİR ÖNGÖRÜŞMELER” KISMINDA YER ALAN, BALIKESİR MİLLETVEKİLİ NAMIK HAVUTÇA VE 21 MİLLETVEKİLİ TARAFINDAN MARMARA DENİZİ’NDE KİRLİLİKTEN KAYNAKLANAN SORUNLARIN VE KİRLİLİĞİN ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN (10/71) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ’NİN GÖRÜŞMELERİNİN GENEL KURULUN 7 MAYIS 2014 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN Yasama Yılı:4 Birleşim:86 Tarih:07/05/2014Sayın Başkan, Marmara Denizi’nin kirliliği üzerine 9/9/2011 tarihinde verdiğim araştırma önergesi üzerinde grubum adına söz aldım.

Bakın, 9/9/2011 tarihinde, daha o gün, Bandırmalı, Erdekli balıkçıların Marmara Denizi’nin SOS vermeye başladığını ve artık, balıkların ölmeye başladığını, denizde çok ciddi kirlilikler olduğunu ifade etmeleri üzerine bu durumun araştırılmasıyla ilgili bir araştırma önergesi verdim. Marmara Denizi’yle ilgili burada kısa bir bilgi notunu, izin verirseniz, bilgilerinize sunmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, dünyada iç denize sahip tek ülke Türkiye Cumhuriyeti. Yani Marmara Denizi, dünyada, tamamen topraklarımızın arasında kalan ender iç denizlerimizden bir tanesi yani Türkiye’de; dünyanın önemli bir coğrafi mirası. Marmara Denizi’nin etrafında 7 tane il bulunuyor; İstanbul, İzmit, Bursa, Yalova, Balıkesir, Çanakkale, Tekirdağ ve bu şekilde, Türkiye sanayisinin yatırımlarının yüzde 60’ı bu bölgede, Türkiye nüfusunun 21 milyonu bu bölgede yaşıyor. Ama, gelin görün ki etrafındaki böylesine önemli sanayi bölgesi, turizm bölgesi, böylesine Türkiye’ye damgasını vuran, sanayisiyle, turizmiyle, kültürel dokusuyla bu bölge giderek artık, kirlilik sebebiyle SOS vermeye başladı. Bu konu neden gündeme geldi ve neler yapılması gerekir konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin -bu konuya el koyarak- ciddi bir durum sergilemesi gerekiyor. Bakın, değerli milletvekilleri, İzmit Körfezi kirlendi. Bir ara, biliyorsunuz, İstanbul’da Haliç’te, Haliç’in kenarında insanlar gezemiyordu, burnunu tutarak geziyordu. Şu anda, Kocaeli’den tutun Tekirdağ’a kadar, kuzey Marmara’da sanayileşmeyen tek toprak kalmadı. Yani, o bölgenin tamamen sanayileşmesi dinginliğe geldi, doygunluğa geldi. İzmit Körfezi can çekişir hâle geldi. Burada, Kocaeli milletvekillerimiz de mutlaka bununla ilgili söyleyecektir. Şimdi, sıra Mudanya Körfezi’ne, Gemlik Körfezi’ne, Bandırma Körfezi’ne ve Erdek Körfezi’ne geldi.

Bakın, bugün, eğer gerekli önlemler alınmazsa, Erdek Karşıyaka’daki balıkçılarımız, Bandırma bölgesindeki, Edincik’teki balıkçılarımız, Erdek’teki balıkçılarımız, Mudanya’daki balıkçılarımız ve Çanakkale Gelibolu’daki balıkçılarımız sürekli, bize “Bunu dile getirin: Marmara Bölgesi’yle ilgili gerekli önlemler alınmazsa, yakında, burada bu sanayileşmeyi çevreye duyarlı bir şekilde planlamazsa Türkiye Büyük Millet Meclisi, Marmara Denizi’nde oksijen zehirlenmesiyle tüm canlıların yaşamı tehdit altında.” diyor. Duydunuz mu, bilmiyorum; ilk defa balıkçılardan ben de duydum: Deniz salyası diye bir şey üremiş Erdek Körfezi’nde. Yani, oksijen eksikliği sebebiyle canlıların, balıkların ölümüne yol açan bir salya ve zehirli denizanaları kirlilik sebebiyle oluşmaya başlamış. Şimdi, balıkçılar eskiden o güzelim mavi sularda, Erdek Körfezi’nde, Bandırma’da balık tutarken şimdi deniz salyası tutmaya başlamışlar. Şimdi, eğer bu manzara daha fazla görmezden gelinirse, eğer bu kirlilik noktaları belirlenmezse, kirliliğe yol açan şeylerde tedbir alınmazsa ciddi anlamda, sadece balıkçıların değil, sadece Marmara Denizi’nin değil, Türkiye’nin önemli bir mirası yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bakın, güney Marmara’da sanayileşme hızla devam ediyor. İzmit-İstanbul hattındaki sanayileşme doydu, doldu; şimdi sıra bizim bakir olan Balıkesir’imize geldi. Balıkesir bölgesinde değerli milletvekilleri, Erdek Körfezi’nde bir tane doğal termik santral yapıldı ve bu doğal termik santralin körfezin suyunu 2 derece ısıttığı ifade ediliyor teknik adamlar tarafından. Yani, Erdek Körfezi’nin suyu 2 derece ısınıyor o soğutma suyu sebebiyle. Şimdi, ikincisinin yapılması planlanıyor bölgeye. Eğer biz engel olmasaydık sizlerle birlikte, oraya, Şirinçavuş’a dışarıdan kömür getirerek bir termik santral yapılacaktı, şu anda durduruldu seçimler sebebiyle, AKP’li milletvekili arkadaşlar da devreye girdiler, o termik santralin yapılması durduruldu ama henüz vazgeçilmedi. Bakın, orada 1/100.000’lik plan henüz onaylanmadı. Yani, Bandırma’dan Çanakkale sınırına kadar olan, şu anda bakir olan ve giderek sanayileşen ve sanayileşmenin birtakım şeyleri yapılan o bölgede ciddi bir önlem, ciddi bir planlama yapılmazsa Marmara Denizi’ne buradan Fatiha okumamız gerekecek.

Bakın, ciddi bir şekilde uyarıyorum. Güney Marmara’da Bandırma Körfezi’ni zaten bir fabrikayla şu anda -BAGFAŞ gübre fabrikası var- artık sanayiye tahsis ettik yani orayı turizmden çıkardık. Erdek Körfezi’nde bir termik santral var -doğal gaz termik santrali- ikincisinin yapılmasıyla ilgili izin verilmiş ve o da yetmedi, bir de Şirinçavuş’a termik santral, hem de dışarıdan kömür getirilerek yapılacak bir termik santral yapılırsa, aynen nasıl İzmit’ten İstanbul’a kadar bittiyse Marmara, güney Marmara da bitti sayılır. O nedenle, biz ciddi bir şekilde… Buradan bunu bir siyasal argüman olarak söylemiyorum. Bugün Çanakkale’den, Yalova’dan, Balıkesir’den, Bursa’dan tüm çiftçilerimiz, balıkçılarımız “Evet, biz bölgemize sanayinin gelmesini istiyoruz. Biz bölgemize iş ve istihdam sağlayacak, insana zarar vermeyen, çevreye zarar vermeyen sanayileşmenin… Gidelim o sanayicilerimiz için bakanlıkların kapısında yatalım, onlara izin verilmesiyle ilgili ama orada bizim çevremizi, insanımızın sağlığını tehdit edecek, oradaki, Körfez’deki canlı yaşamını bitirecek, balıkçımızı bitirecek, zeytinciliğimizi bitirecek sanayi planlamasına da hep birlikte dur dememiz gerekiyor.” O nedenle, bakın, Balıkesir’de 1/100.000’lik sanayi planlaması henüz yapılmadı. Bunu biz defalarca dile getirdik. Bayındırlık Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, siz… Bugün, Bandırma Körfezi’nden Gönen Çayı’na kadar bütün bölgede, sanayileşmeyle ilgili, büyük sanayi şirketlerinin yerler aldığı, binlerce dönüm arazilerin büyük şirketler tarafından alındığını ben biliyorum. Nereden biliyorum? O arazilerin içerisinde benim köyüm de var. Gönen Çayı’nın denizle buluştuğu, güney Marmara’yla buluştuğu Misakça köyüne kadar araziler satın alındı. Bizim köylülerimiz tarımı terk etti. Şirinçavuş köyünde arazinin dönümü 50 bin liradan 100 bin liraya kadar çıktı ve köylüler tarlalarını satıyor. Eğer orada, o yatırımlarda insana ve çevreye duyarlı, dediğimiz hassasiyetleri koruyacak, insan sağlığını, çevre sağlığını, doğa sağlığını koruyacak tedbirler alınmazsa aynen geçmişte Haliç Körfezi’nde olduğu gibi, Gemlik Körfezi’nde olduğu gibi, Bandırma Körfezi’nde ve Gönen’de de benzer şeyler yaşanacaktır.

Değerli milletvekilleri, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, biz bürokratların insafına ve sanayicilerin kâr hırsına bölgeyi terk edemeyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Biz bölgemizi sanayicilerin kâr hırsına ve çevreyi onların talanına terk edemeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi geleceğin Türkiye’sinde yaşanabilir Türkiye’yi, temiz enerjiyi, temiz sanayiyi desteklemek adına bu araştırma komisyonunu kurarak, partilerden temsilcilerle bölgemiz insanının, çevresinin sağlığının, balıkçımızın, burada dile getirilemeyen, ölen balıklarımızın sesi olmalıyız, o zehirli salyaları, Marmara Denizi’ndeki kirliliği burada dile getirmeliyiz. Bakın, az önce söyledim, sadece Balıkesir değil, İstanbul’la birlikte Türkiye nüfusunun 21 milyonu bu bölgede yaşıyor; 21 milyon insan, Türkiye sanayisinin yüzde 60’ı. O nedenle diyoruz ki biz: “Bir yanda Anadolu, bir yanda Rumeli’dir. Hepsi bizden, yolcusu olsun, hancısı olsun. Efkâr ettiğimiz şey memleketin hâlidir. Sanmam hemşehrim, sanmam bundan acısı olsun.” O nedenle, verdiğimiz önergeyi parti gruplarımızın bu perspektifle değerlendirerek, o denizdeki balıkların, ağzı dili olmayan zeytinlerin sesi olarak, bu araştırma önergemizin kabul edilerek partilerimizin ve Marmara Denizi’nin çığlığını burada tespit edelim ve gerekli önlemleri alalım, bölgemize, çevremize, insanımıza sağlıklı bir Türkiye teslim edelim, Marmara Denizi teslim edelim diyorum.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

(CHP sıralarından alkışlar.)

24,25,26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili .08.05.2021

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir