Açma Gözlerini Kızım

Analiz

Written by:

“Sen mi geldin baba?”

Evet kızım ben geldim. Ama hiçbir zaman bir yere gitmemiştim ki zaten. Ben hep sizinleydim, sizin yanınızdaydım biliyorsun, hep sevginizdeydim, özleminizdeydim, direncinizdeydim, geceleri birbirinize hissettirmeden döktüğünüz o buram buram hasret kokan gözyaşlarınızın tam merkezindeydim.

Ama sen yine de açma o güzel gözlerini olur mu kızım? Çünkü açarsan eğer, uyanırsın. Sen uyanırsan da ben senin kokuna daha doyamadan yanından ayrılmak zorunda kalırım. Bu yüzden de açma o kurban olduğum güzel gözlerini kızım, ne olur açma. Belli ki bir süre daha birbirimizi görerek değil, birbirimize sokularak, dokunarak, birbirimizi içimize doyasıya çekerek hasret giderebileceğiz bu rüyalarda.

“Ama ben seni çok özledim baba”

Biliyorum kuzum. Ben de seni, ben de sizi çok özledim. Ancak ne yazık ki bir süre daha bu karanlıklarda asacağız birbirimize olan dinmeyen hasretlerimizi. Bir süre daha karanlıklarda bileyleyeceğiz o yok etmeyi bir türlü başaramadıkları ve asla da başaramayacakları tarihi dirençlerimizi.

Ancak umutsuzluğa da hiçbir şekilde esir düşmek yok biliyorsun değil mi? Çünkü her ne kadar bize birbirimizi göstermeseler de, birbirimize sarılmamızı, dokunmamızı, birbirimizi hissetmemizi istemeseler de, biz yine de, Türk’üyle, Kürdüyle, Alevisiyle Sünnisiyle acımızı acıları, hasretimizi hasretleri, hayallerimizi hayalleri sayarak bize yıllardır koşulsuz şekilde destek veren milyonlarca korkusuz “yürek” eliyle birbirimize sarılmayı, birbirimize cesaretimizi ve kararlılığımızı bulaştırmayı bir şekilde başaracağız kuzum.

Başaracağız, çünkü başka çıkış yolumuz yoktur, anlıyorsun değil mi kuzum? Başka çıkış yolumuz yok. Ya bu utanmaz, ırkçı zalimlere karşı canımız pahasına kıyasıya direneceğiz, ya da günde “5 vakit yalanlı” bu alçaklara yenik düşerek hiç yaşamamışçasına bu kadim topraklardan hep birlikte yok olup gideceğiz. Üçüncü bir seçeneğimiz, yolumuz yoktur belli ki.

“Bu yüzden mi sadece rüyalarımda birbirimize sarılabiliyoruz baba? Ayrıca neden babalarını uyurken görmek, onlarla rüyalarında ‘uyanmadan’ konuşmak hep bizlere nasip oluyor baba? Biz onlara ne yaptık ki, sen onlara ne yaptın ki seni ancak gördüğümüz o naif rüyalarımızda bize geri veriyorlar, geri almak için de bu kadar kolayca insanlıktan çıkabiliyorlar?”

Aslında çok şey yaptım kızım. Laf aramızda yapmaya da devam ediyorum! Misal, sen uyurken senin gibi dünya tatlısı bir meleğin yanında bu kadar kararlı ve içten bir şekilde nasıl duruyorsam, sen uyandığında da “doğrunun”, “hak ve hakkaniyetin” yanında o kadar kararlı ve içten bir şekilde durmaya devam ediyorum.

Galiba bana dair, galiba bizim gibi “olağan şüphelilere” dair tahammül edemedikleri şey de; doğru yerde olmak yerine doğrunun yanı başında mevzilenmek konusundaki direncimizin, çelikten inadımızın ve irademizin onlar tarafından bir türlü kırılamaması, kontrol altına alınamamasıdır. Bir adamı eşinden, bir babayı yavrularından, bir lideri takipçilerinden ayırmanın temel motivasyonu da işte bu resmi çaresizliktir, iflah olmayan acizliktir.

“Olsun baba, üzülme. Biz seni milyonların umudu ile paylaşmaya, seni onlarla birlikte sevmeye ve özlemeye çoktan alıştık artık. Belli ki sıradan bir babadan, ulusal bir halk kahramanına dönüşmek üzeresin. Belki de çoktan dönüştün bilmiyorum. Ama bildiğim ve hissettiğim tek bir şey var ki; o da bizim seninle iliklerimize kadar gurur duyduğumuz ve seni çok sevdiğimiz gerçeğidir baba. Bu yüzden de iyi ki varsın, iyi ki bizim babamızsın, iyi ki bizim dinmeyen hasretimizsin, bu ülkede yıllardır itilip kakılmaya, yok sayılmaya doyulamayan milyonlarca “kimsesizin” gerçek kimsesi ve onların kahramanısın baba.”

“Baba?” “Baba?”

Uğur Güney Subaşı. Ağustos, 2021, Adana

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir