ŞİMDİ TAM ZAMANI

AnalizPolitika

Written by:

Tuhaf bir toplum olduk çıktık. Sistematik bir şekilde uygulanan ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikalar her kesimi etkiledi. Aydınından- politikacısına kadar her kesim bir cepheleşme içerisinde. Sözünü yüksek tutanın değil, sesini yüksek tutanın haklı olduğu bir topluma dönüştük.

Son günlerde ulusal basında Ümit Özdağ ve Muharrem İnce çokça yer bulmaya başladı. Düne kadar yok sayılan bu iki isim bugün yandaş medya tarafından aranılan isimler haline geldi. Her iki ismin ortak paydası kendi partilerini suçlamak daha doğrusu suç üretmek. Neymiş efendim “İyi Parti, CHP, HDP ve Saadet Partisi” ortak bir anayasa yazmak için görüşmüş. Bundan da Ümit Özdağ’ın haberi yokmuş. Neresinden tutsan elinde kalan bir tartışma. Ertesi gün bütün parti yetkilileri bir biri ardına açıklama yapıyor. “Vallahi de görüşmedik, billahi de görüşmedik.” İyi halt ettiniz.

Birbiriyle konuşmaktan korkan, birbirini düşman gören bu sözde liderler ülkede yok olmuş hukuk, adalet ve demokrasiyi nasıl kuracaklar? Emine Hanım’ın çantasının bile daha çok konuşulduğu bir toplum geleceğe dair nasıl umut tazeleyecek?

İnce ve Özdağ şöhret olma hayaliyle kanal kanal dolaşırken başta İyi Parti olmak üzere muhalif cephe büyük bir telaşla yemin billah ediyor. Akıl tutulması, aymazlık sorumsuzluk bu kadar mı beyninizi ele geçirdi? İktidar yıllarca meydanlarda hamasi söylemlerle tabanını bir arada tutarken sizin görüşmedik dediğiniz kesimi her fırsatta kullanarak gücünü sağlamlaştırdı. Gücünü sağlamlaştırdıkça yeni cepheler açtı. Böldü, parçaladı ve yönetiyor. Bu kadar basit.

Eğer muhalif cephe olarak (CHP, İyi Parti, HDP, Saadet Partisi ve diğerleri) laik demokratik ve sosyal bir hukuk devleti ilkelerinde samimi iseniz birbirinizle değil de kiminle konuşacaksınız? Siz tepedekiler böyle ayrıştırıcı bir söylem içerisindeyken, ırkçı söylemlerle hareket ederken barış ve kardeşliği nasıl tesis edeceksiniz?

Demokrasi, tam bağımsız Türkiye, birlikte yaşam arzusu, ayrışmanın daha da derinleşmemesi için görüşmek zorundasınız. Uluslararası sermayenin sözcüsü Deva Partisi, laiklik konusunda asla ortak paydamın olmadığı Saadet Partisi, ideolojik olarak benden çok uzakta gördüğüm İyi Parti, pek çok politikasında Kürt Irkçılığı yapan HDP ve siyaseti belli kalıplara sığdıran bir türlü toplumsallaştıramayan CHP ortak bir cephede bugün birleşemeyecekseniz ne zaman birleşeceksiniz? Ne zaman oturup konuşacaksınız? Tekrar ediyorum; İlkeler çok net. Laik, demokratik sosyal bir hukuk devleti. Gerisi teferruat.

Hani sosyal medyada çokça dolaşan bir söz var: “Bütün hayvanlar birlikte aynı yöne koşuyorsa bilin ki orman yanıyordur.” Yukarıda saydığım partiler ve genelde tüm halk hukuksuzluktan, anti demokratik uygulamalardan, ekonomik krizden, doğa talanından, adam kayırmacılıktan ve kavga dilinden şikâyet etmesine rağmen bir araya gelip konuşamıyor. Tıpkı ilkokul çocukları gibi. Herkes az olsun benim olsun derdinde. Halk ise umut peşinde. Geçmişte yaşanılan acıları yarıştırarak bir yere varamayız. Yine çok bilinen bir söz “En masumunuz kim?” Bırakın birbirinizi suçlamayı. Zaman, geçmiş acıları kaşıma, ayrılıkları derinleştirme zamanı değil. Ortak tehdit ve tehlike karşısında birlik olamazsanız bu halk kime güvenecek? Korkuya boyun eğip aynı düzen devam edecek.

İktidarının devamını sağlamakta oldukça mahir olan AKP yeni bir senaryo ve tuzakla karşınızda. Bu tuzağın medya yüzleri de Muharrem İnce ve Ümit Özdağ. Yakında başka isimler de eklenir. Bu tuzağa düşmemekte iktidarı değiştirip, yerine çağdaş bir model kurmakta muhalefetin elinde. Tarihsel bir sınavla karşı karşıyasınız. Ya bu tuzağı bozacak demokrasi ittifakını genişletip ülkenin önünü açacaksınız, ya da tuzağa düşüp yıllarca sürecek bir hukuksuzluk ve tek adam rejimine destek olan aymazlar olacaksınız.

Ümit Özdağ gibi şovenistlerin ve Muharrem İnce gibi “Gerdan Atatürkçüleri’nin” kimlere hizmet ettiği belli ol(a)mayan planlarını bozmak elinizde. Yapacağınız tek bir şey var. Demokrasi İttifakı içerisinde yer almasını umduğum ve yukarıda ismini saydığım başta 5 partinin genel başkanları; “Biz ülkemiz ve halkımız için laik, demokratik ve çağdaş bir hukuk devleti temelinde bütün ayrılıklarımızı bir kenara bırakıp ön yargısız ve ön koşulsuz bir araya geliyoruz. Bundan sonra da bu çalışmayı devam ediyoruz” dediğiniz anda Hakkari’den Edirne’ye, Sinop’tan Mersin’e tüm Türkiye’de büyük bir rahatlamanın olduğunu göreceksiniz. Bu açıklamadan sonra iktidarı eleştirmeye yönelik hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Sadece bu ittifakı canlı ve geniş tutun yeter.

Aklı başında kamuoyu araştırmalarının gösterdiği, yakın ve uzak çevremizden ve kendimizden bildiğimiz gibi bu ülkenin insanları barışmaya, huzura muhtaç. Bölücülere, nifakçılara, ayrımcılara değil. Türkü-Kürdü, laiki-Müslümanı, Sünnisi-Alevisi, yerlisi- göçmeni ile 83 milyona aş, iş, huzur, barış, adalet vadedenlere muhtaç. Yıllarca bu farklılıkları öne çıkararak, gerilim yaratıp iktidar olanlara değil.

Kişisel hesap peşinde koşmadan politika yapıyorsanız, ulusalcı oyları kaybederiz diye bir endişeniz olmadan, teröristlerle işbirliği yapıyor suçlamasına takılmadan, bilmem kimin kuyruğuna takıldılar kompleksi yaşamadan davranırsanız bilin ki toplum karanlık sunanları değil umut ışığı yakanları destekleyecektir.

Güç birliği yapmanın şimdi tam zamanı.

Cevdet AYAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir