<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Temel Demirer, Author at POLİTİKHANE</title>
	<atom:link href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/</link>
	<description>Medya-Analiz-Politika</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 Aug 2023 06:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-unnamed-32x32.png</url>
	<title>Temel Demirer, Author at POLİTİKHANE</title>
	<link>https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">175783690</site>	<item>
		<title>RAHATSIZ EDİCİ BİRİ”: BERTHOLT BRECHT</title>
		<link>https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2023 06:40:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3641</guid>

					<description><![CDATA[<p>“ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan karnında getirmiş şehre anam beni. ama çekip gidene dek ben bu dünyadan çıkmayacak ormanların soğuğu içimden.”1 &#160; “Otuz beş yaşındayım, soyluluk &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/">RAHATSIZ EDİCİ BİRİ”: BERTHOLT BRECHT</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan</p>
<p style="text-align: right;">karnında getirmiş şehre anam beni.</p>
<p style="text-align: right;">ama çekip gidene dek ben bu dünyadan</p>
<p style="text-align: right;">çıkmayacak ormanların soğuğu içimden.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Otuz beş yaşındayım, soyluluk unvanım yok, taşınmaz malım yok, ticaretle hiç mi hiç uğraşmadım&#8230; hiç kimseyi sömürmedim,”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> diye tanımlardı kendini.</p>
<p>Mücadeleci, baş eğmeyen bir komünistti ve “Ben de bir bilge olmak isterdim. Yazıyor eski kitaplar bilgelik nedir: Dünya kavgalarına uzak durmak ve o kısa zamanı korkusuz geçirmek şiddete başvurmadan hem kötülüğe iyilikle karşılık vermek düşlerini gerçekleştirmek değil, unutmak bilgelik olarak kabul ediliyor. Tüm bunları yapamıyorum: Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!” derdi ikircimsiz.</p>
<p>Vazgeçmezdi; ısrarlıydı; “Artık hiç biri eskisi gibi değil aşkların, yaşamların, şiirlerin. Yalnız bizler nasılsak öyle kaldık. Saçları kırlaşan sevmez değişmeyi.”</p>
<p>“Öyle şeyler vardır ki insanın susmaya, sessizce geçiştirmeye ya da eğretilemenin (istiarenin) örtüsü altına saklanmaya hakkı yoktur. İnsan inandığı şeyi dobra dobra söylemelidir,”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> ifadesindeki gibi köşeli ve netti.</p>
<p>“Önce ekmek, sonra ahlâk,” vurgusu; “Bir banka soymak, bir banka açmaktan daha büyük bir suç değildir,” formülüyle; “Ağlama hiç, çünkü dünya bu hâli ile değmez gözlerinden akan yaşa,”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a> derdi sanatıyla.</p>
<p>Onun için “Hiçbir şey bilmeyen cahildir, ama bilip de susan ahlâksızdır”; “A diyen B demek zorunda değildir. A’nın yanlış olduğunu da belirtebilir”di…</p>
<p>“Gözlüyorsan, bakıyorsan/ Kendini de suçluyorsan/ Vicdanın var derinde”<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a> dediklerine uyarısı: “Bir insana yapılacak en büyük iyilik ona iyilik sunmak değil, onun iyilik dilenecek hâle gelmesine fırsat vermemekti.”<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>Ayrıca “Bize deniyor ki bencil olmayın ve elinizde ne var ne yok paylaşın. İyi ama elimizde hiçbir şey yoksa ne olacak?”<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> “İyi insan olacağınıza./ Öyle bir yere götürün ki dünyayı,/ iyilik beklenmesin!” diye de eklerdi.</p>
<p>“Bugün yenilen yarın yenecek.” “Yazıklar olsun kurtarıcı bekleyenlere!” “İyi efendi çok yeryüzünde,/ Yeter ki kendi kendimizin efendisi olalım önce,”<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a> ifadelerindeki üzere müthiş bir kararlılık, baştan ayağa iradenin cüretiydi; “Yoksulların cesarete ihtiyaçları vardır. Neden? Çünkü onlar partiyi baştan kaybetmiştir. Onların durumunda biri için sabah erken kalkmak bile cesaret ister. Ya da savaş zamanı saban sürmek kolay mıdır? Hatta çocuk yapmaları bile onların cesur olduğunu gösterir çünkü hiçbir umutları yoktur bu dünyadan,”<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> izahıyla.</p>
<p>“Fakir hep fakir kalır. Ekmek zenginlerindir,”<sup> <a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10">[10]</a></sup> haykırışıyla ortalamacılardan olmadığını ilan ederdi ve “Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!/ Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan./ Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine./ Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan!” “Acıya sevinen zalimlerin zevk çığlıkları, bir gün kendilerini sağır edecektir,” sözlerini belleklerimize kazımıştı O.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Yazar, şair, estetik kuramcı, ahlâkçı ve komünist savaşçıydı!</p>
<p>Hep tetikte ve uyanık birisi ya da -kendi deyişiyle- “Rahatsız edici biriydi”<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a></p>
<p>Adı Bertholt Brecht’ti ve müthiş bir tiyatro üstadıydı üstüne üstlük!<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>Toplumun ve insanın çelişkileri üstüne kurduğu devrimci tiyatro anlayışı ile sanat dünyasına yeni ufuklar açan büyük usta; sahnede Marksist diyalektikti; “Umudumuz çelişkilerimizde yatıyor,” der ve ‘Üç Kuruşluk Opera’da uyarırdı: “Vatan millet,/ hep palavra/ savaşlara bahane/ bu düzende tek kural var/ artmalı hep sermaye.”</p>
<p>Jorge Amado Onun için “Çağdaş yazarlardan pek azının eserleri bir büyük Alman şairinin, bir dâhi dram yazarınınki kadar barış düşüncesiyle dolmuş, barışa hizmetin gerekliliğini belirtmiştir… Brecht insanlık davasının, iyilik için, gelecek için, yaşamak için savaşan basit insanın davasının eri olmuştur… Brecht bize derin görüşler, büyülü düşünceler ve yüksek duygular ile atılgan bir biçim özgünlüğünden oluşan bir eser bıraktı,” derken; “Estetiği, sanat ve bilimin uzmanlaşmış, meslekleşmiş formlarının durağan hiyerarşisine karşı yöntemin ‘yapabilirlik’ temelinde tecrübe edilmesine dayanmaktadır. Sanatın-tiyatronun teori-pratik bütünlüğünü, ‘Nasıl yapılır?’ ve ‘neden?’ sorularını işlevselleştirerek ve sonucu değil süreci temel alan bir yaklaşımla kurma çabasıdır Brecht estetiği.</p>
<p>Tiyatro, birlikte öğrenmenin, açığa çıkarmanın, açıklamanın, kolektif üretimin alanıdır. Tamamlanmışlığa karşı her yeni durum ve yöntem için yeniden düşünmek, değişmek ve dönüşmek, öğretirken öğrenmek ve öğrenirken öğretmek; bir Tabula Rasa, boş bir sayfa olarak tarihsel şimdinin çelişkili niteliğinin sorgulanmasına yarayan birlikte düşünme ve yapma alanıdır. Kuşkusuz bu yöntemsel yaklaşım kapitalizmin genel vasıfsızlaştırma sürecine karşı zanaatın tarihten yeniden kazanılmasına da imkân tanır.</p>
<p>Brecht dramaturjisi pedagojik bir yöntem önerisidir ve didaktiklikten kaçınmaz. Avangardın kitleleşmemeye verdiği cevabı, anlamın savunusunu ‘yüce’nin uzmanlaşmış yabancılığına gerilettiği iddiasıyla ve salt biçimsellikle eleştirirken, ‘yeni’nin, popüler kültür &#8211; estetik yüce ikiliği ve hiyerarşisinin ötesinde yeniden düşünülmesini öneren ve pratikte de arayan bir pedagojik yöntem önerisidir Brecht’in müdahalesi.”<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a></p>
<p>“Bilin: Halkın ekmeğidir adalet,” vurgusunu öne çıkartan şiirle başlayan, tiyatroya yön, biçim vermeyle süren, düşünceleriyle halkını, dünyayı sanatla kavramaya çalışan savaşımın içinde dopdolu geçen bir ömürdür Onun yaşamı&#8230;</p>
<p>Faşizmin içyüzünü gözler önüne sermiş, hep barışı savunmuş, epik tiyatro kavramını, uygulamalarını tüm dünyaya kabul ettirmiş çok önemli bir şair, yazar, düşünce, tiyatro insanı olarak Brecht, seyirciyi “eyleme çağırır”, “tavır” almayı önerir. “Epik tiyatro”, “Seyirciyi eleştiren bir gözlemci yapar.” Yargılayandır seyirci; Georeg Lukacs’ın “Şiirinin şiddetiyle Brecht kendimizi sınavdan geçirmeye zorladı bizi,”<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a> yorumuyla…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Bugünlerde; “Bütün ülkelerin işçileri/ Birleşin ve özgür olun./ Sizlerin birliği/ Diktatörleri yıkar!</p>
<p>Hep yürüyün ileri ve unutmayın/ Somut sorular sormayı./ Açlık çekerken de, yemek yerken de:/ Yarınlar kimindir?/ Dünya kimin dünyasıdır?” sorusuna;</p>
<p>“Bir gün gelecek, zaman bizim olacak, bizim./ Bütün düşünürlerini okuyacağız bütün çağların./ Bütün ustaların bütün tablolarını göreceğiz./ Bütün maskaralara kırılacağız gülmekten./ Arkadaş olacağız bütün kadınlarla./ Ve bütün insanlara öğreteceğiz gerçeği,”<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a> yanıtını veren Ona, yapıtlarına daha da fazla muhtacız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>22 Nisan 2023, 13:00:16, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> İnsancıl Dergisi, Yıl:33, No:396, Temmuz 2023…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Bertolt Brecht.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Bertolt Brecht, Saf Şiir Yoktur, Aragon, Brecht, Eluard, Mayakovski, Neruda, çev: Eser Yalçın-Erdoğan Alkan-Teoman Aktür, Broy Yay., 1994.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Bertolt Brecht, Halkın Ekmeği, çev: Asım Bezirci-A. Kadir, Evrensel Basım Yay., 1997.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Bertolt Brecht, Şvayk’ın Hitler’le Tarihi Karşılaşması, çev: Arif Çağlar, ABC Yay., 1976.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Bertolt Brecht, Bütün Oyunları-3, çev: Yılmaz Onay-Ayşe Selen, Agora Kitaplığı, 2013.</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Bertolt Brecht, Ya Hep Beraber ya da Hiçbirimiz, çev: Özlem Esmergül, Destek Yay., 2020.</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Bertolt Brecht, Cesaret Ana ve Çocukları, çev: Ayşe Selen, Everest Yay., 2021.</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Bertolt Brecht, Halkın Ekmeği, çev: Asım Bezirci-A. Kadir, Evrensel Basım Yay., 1997.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Bertolt Brecht, Cesaret Ana ve Çocukları, çev: Ayşe Selen, Everest Yay., 2021.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Bertolt Brecht, Halkın Ekmeği, çev: Asım Bezirci-A. Kadir, Evrensel Basım Yay., 1997.</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Ahmet Arpat, “Rahatsız Edici Biriydi(!) Aydınlatmak Yaşam Göreviydi!”, Cumhuriyet Kitap, No:1695, 11 Ağustos 2022, s. 14.</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Gülsen Gülbeyaz, “Epik Tiyatro Bertholt Brecht”, Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, No:102, Ekim-Kasım-Aralık 2022, s.86-89</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Oya Yağcı, “Brecht’in Israrlı Güncelliği”, 24 Ekim 2021… https://www.evrensel.net/haber/445973/brechtin-israrli-guncelligi</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> Gültekin Emre, “Brecht; ‘Bilin: Halkın Ekmeğidir Adalet’…”, Cumhuriyet Kitap, No:1721, 9 Şubat 2023, s.8-10.</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Bertolt Brecht, Halkın Ekmeği, çev: Asım Bezirci-A. Kadir, Evrensel Basım Yay., 1997.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:&#112;&#111;l&#105;&#116;i&#107;&#104;&#097;&#110;e&#051;4&#064;gm&#097;&#105;&#108;&#046;&#099;&#111;&#109;" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Frahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht%2F&amp;linkname=RAHATSIZ%20ED%C4%B0C%C4%B0%20B%C4%B0R%C4%B0%E2%80%9D%3A%20BERTHOLT%20BRECHT" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Frahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht%2F&amp;linkname=RAHATSIZ%20ED%C4%B0C%C4%B0%20B%C4%B0R%C4%B0%E2%80%9D%3A%20BERTHOLT%20BRECHT" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Frahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht%2F&amp;linkname=RAHATSIZ%20ED%C4%B0C%C4%B0%20B%C4%B0R%C4%B0%E2%80%9D%3A%20BERTHOLT%20BRECHT" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Frahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht%2F&amp;linkname=RAHATSIZ%20ED%C4%B0C%C4%B0%20B%C4%B0R%C4%B0%E2%80%9D%3A%20BERTHOLT%20BRECHT" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Frahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht%2F&#038;title=RAHATSIZ%20ED%C4%B0C%C4%B0%20B%C4%B0R%C4%B0%E2%80%9D%3A%20BERTHOLT%20BRECHT" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/" data-a2a-title="RAHATSIZ EDİCİ BİRİ”: BERTHOLT BRECHT"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/">RAHATSIZ EDİCİ BİRİ”: BERTHOLT BRECHT</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/rahatsiz-edici-biri-bertholt-brecht/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3641</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ÜTOPYA KAYBINA KARŞI POLİTİK SİNEMA</title>
		<link>https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jun 2023 12:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3598</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bir mekânda yaşamak, orada izler bırakmak demektir.”1 &#160; “Bu çağın asıl salgınının, ütopya kaybı; ütopyayı yitirip, döngüye teslim olmak” olduğundan şüphe duymuyor ve bu hâlin en &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/">ÜTOPYA KAYBINA KARŞI POLİTİK SİNEMA</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Bir mekânda yaşamak,</p>
<p style="text-align: right;">orada izler bırakmak demektir.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bu çağın asıl salgınının, ütopya kaybı; ütopyayı yitirip, döngüye teslim olmak” olduğundan şüphe duymuyor ve bu hâlin en iyi özetinin de, “Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum&#8230;”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> itirafı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Kendine hapsolmuş -ütopyasız!- insan(lık)ın düzen tarafından hüsnü kabul gördüğü elbette inkâr edilemeyecek bir hakikâtken; “Burjuvazi hoşgörülüdür…, insanları oldukları gibi sever. Çünkü onların olabileceklerinden nefret etmektedir,” uyarısıyla sorunu tüm netliğiyle ortaya koyar Thedor Adorno…</p>
<p>Beşeri var oluşumuzla sanatın tüm dallarından sinemaya böyledir bu.</p>
<p>Guy Debord’un, “Bir üslup yadsıması değil, yadsımanın üslubudur,” vurgusuyla betimlediği getirdiği “Eleştirel teori” tam da bunun için “olmazsa olmaz”dır.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Burada durup bir parantez açalım; yıllar öncesinde Maurice Duverger’in söylediği gibi, “Halkın ahmaklaştırılması teknikleri çoktur. Sinema, spor! Bu yollardan halk gerçekdışı, hayali, sanal ve çocukça bir dünyaya daldırılır. Dikkati de böylece gerçek sorunlardan başka yana çekilir.”</p>
<p>Bunun en iyi örneklerinden birisi Yeşilçam’ıyla Türk(iye) sinemasıdır.</p>
<p>Orta sınıf burjuva ahlâkının tüm değerlerine sonuna kadar bağlı olan Yeşilçam’ı “bir XX’nci yüzyıl mecnunu”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> diye niteleyen Prof. Dr. Savaş Arslan sonuna kadar haklıyken; bugünlerde varılan nokta, “Recep İvedik”ler ile ütopya yoksunu, a-politik “ağır sanat filmleri”nden başka bir şey değildir.</p>
<p>Evet Türk(iye) sinemasında nitelik kaybı yaşandığı bir “sır” değil. Örneğin “Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) malumdur ki sinemamızın taşrayla olan imtihanının yepyeni bir yola girdiği filmdi. Nuri Bilge Ceylan’ın (NBC) filmi taşra atmosferi, memleket alegorisi ve karakterleri ile taşraya gitmek-taşradan kaçmak arasında gidip gelen filmlerin temel metni olmuştur. Bu tema özellikle 2010 sonrasında birçok yönetmen tarafından birçok kez başarılı bakış açılarıyla tekrar tekrar kullanılır. Taşra tıpkı memleket insanının bilinçaltı olduğu sinemamızın da sürekli uğraştığı bir meseledir.”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>Bunlar sözüm ona “ağır sanat filmleri”dir!</p>
<p>Sanat filmlerindeki olay örgüsü klasik anlatı dizisinde olduğu gibi doğrusal bir düzlemde ilerlemez. Karakter mutlu sona ulaşabilmek için önündeki engelleri bir bir aşmaya çalışmaz.</p>
<p>Türkiye sineması aslında kendi film dilini yaratamamış bir yerde duruyor. Ülkenin önde gelen sinemacılarına baktığımızda, hep bir Avrupa’dan etkilenme söz konusu… NBC’ın sinemasında Tarkovski, Bergman, Antonioni esintileri görürüz…</p>
<p>Öte yanda NBC ekolünden etkilenen yeni kuşak yerli sinemacılar 15 yılın sinemasında daha çok taşra hikâyelerine odaklandılar. Ceylan’ın çektiği her filmin Cannes’da ödül alması bu formülün üzerinden gidilmesi gerektiğine inandırdı.</p>
<p>Fakat kaçırdıkları bir şey vardı. Sinema sadece geniş kadrajların olduğu sinematografinin ağır bastığı bir sanat değildi. Sinema, birbirini işleyen tüm sinematik değerlerin bir uyum içinde sunulmasıyla anlam kazanan bir sanattır. Sinematografinin ön planda olduğu bir filmde eğer iyi bir hikâye ve o hikâyenin akıcılığı olmazsa o film evrensele ulaşamaz.</p>
<p>NBC bu sinematik uyumun farkında, gözlem gücü yüksek bir sinemacı olduğundan sanat filmi kavramını harfiyen yerine getirebiliyor. Peki film festivallerinden ödüller alan filmler gişede ne kadar izleniyor(?) diye sorarsak karşılaştığımız manzara içler acısı. Türkiye sanat alanında 1960-1980 arası belki de en verimli zamanlarını yaşadı. Gün geçtikçe örgütlenen halk Yılmaz Güney gibi sanatçıları doğurmuştu. Çünkü her şeyin politik ve sınıfsal olması gibi sanat da, sanatın karşılığı da politik ve sınıfsaldır.<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Sözüm ona “ağır sanat filmleri”, politik sinemanın kanlı bıçaklı düşmanıyken; işçi sorunları, grev, sendikal mücadele, devlet terörü gibi coğrafyamızın gündemini meşgul eden meselelere kapalıdır.</p>
<p>Geleceğin sinema yazınında “80’lerden sonra bir dönem işçi sorunlarına pek değinilmedi,” diye yazılırken Ertem Göreç’in ‘Karanlıkta Uyananlar’ı (1964), Tunç Okan’ın ‘Otobüs’ü (1974), Bilge Olgaç’ın ‘Bir Gün Mutlaka’sı (1975), Yavuz Özkan’ın ‘Maden’i (1978), Zeki Ökten’in ‘Düşman’ı (1979), Yavuz Özkan’ın ‘Demir Yol’u (1979), Yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Yılmaz Güney’in ‘Sürü’sü (1978), Yılmaz Güney’in ‘Duvar’ı (1983) vb’leri asla unutulmayacaktır.</p>
<p>‘İyi de politik filim’ ne mi?</p>
<p>Bu konuda yazmıştım;<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> ancak yine de bir şeyler ekleyeyim: Politik film politik bir mesele, olay ya da kişiyle ilgilenen ya da doğrudan böyle bir söylemi barındırandır.</p>
<p>Sinemayı politik hâle getirmektir. Politik açıdan gölgelenerek/ görülmeyeni toplumsal meseleler hâline getirmenin önünü açmaktır.</p>
<p>Doğru olanı söylemek; “reklam yapıyor” itirazlarını ciddiye almamaktır. “Minör sinema” ile sınırlanmamaktır.</p>
<p>Ya da sinema meselesinde Nâzım Hikmet’in Vâ-Nû’lara yazdığı mektuptaki uyarıları dikkate alabilmektir: “Bizde filmcilik ilerlemiyorsa, sosyal sebepler bir yana, sebep ne teknik noksanında, ne aktör noksanında, ne rejisör, ne sermaye noksanındadır.<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Bütün mesele film çevirmek isteyen sermayedarın kafasında ve çeviren insanın zihniyetinde Amerikan, İngiliz, Fransız filmlerinin örnek tutulmasındadır.”<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Burada da durup John Lecarre’in, “Kitabınızdan film yapılması, sığırınızdan et suyu küpleri yapılması gibi bir şey,” uyarısının altını daha çizmekte yarar var.</p>
<p>Çünkü sinemaya ütopya, hayal, “11 Tez” tutkusu eklenmelidir; tıpkı David Mamet, “Film yapmak için ille de gözün görmesi gerekmez; hayal edebilmek gerekir,”<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> derken, ve eklediği üzere İskoç yönetmen Lynn Ramsey’in: “Film ruha değmeli”!<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>XX’nci ve XXI’inci yüzyılın en etkili sanat dallarından olması yanında, bir ideolojik aygıt olarak eğlence endüstrisine angaje olmayan politik sinema sanatı hayatla harman olmuş insan(lık)ın ütopyası, hayalleri, “11 Tez” tutkusuna mündemiç aşkla var olur. Çünkü onun için sevda kuşun kanadındadır.</p>
<p>Lakin Sergei Eisenstein’ın, “Film yönetmeninin mesleği yüksek ve değerli olabilir ve olmalı da; öyle ki bu mesleğe girmek isteyen kimse kendisini daha iyi bir yönetmen ya da insan kılacak hiçbir bilgiyi göz ardı etmemeli”; David Mamet’in, “İyi bir film senaryosu, diyalogdan tümüyle yoksun olabilmelidir,” uyarılarından bihaber NBC sinemasında böyle değildir bu.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Hakkında “Ceylan sinemasını filizlenmekte olan bir ‘Yeni Türk Sineması’ bağlamında ele almak yerine, filmleri klasik Avrupa (özellikle Fransız, Alman ve Rus) düşüncesi, edebiyatı ve filmleriyle desteklenen ulusötesi bir bağlama yerleşir,”<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a> türünden kocaman laflar edilen NBC, “Sinema benim için hâlâ muamma” der ve ekler: “Sinemada muğlaklığa önem veriyorum.”<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>“Sinemada muğlaklık”; evet “eleştirmenlerin de övgüsünü alan, filmleriyle uluslararası başarı kazanan ve XXI. yüzyılın en özgün ve provokatif sinemacılarından biri olarak” sunulan NBC sineması budur!<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a></p>
<p>Örneğin NBC, ‘Ahlat Ağacı’ filmindeki Sinan karakteri üzerinden “Hissetmenin değil anlamanın önemli olduğu”<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a> söylemiyle 188 dakikalık, çok katmanlı, bol karakterli; edebiyattan dini metinlere, mitolojiden günümüz Türkiye toplumuna uzanan onlarca göndermeyle bezeli ‘Ahlat Ağacı’ filmi için en çok kullanılan tanımlardan birisi “roman gibi” oldu. Dostoyevski, Çehov, Salinger bu romanın ruhunu anlamak için en fazla referans verilen isimlerdi.<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a></p>
<p>Akıcı bir olay örgüsüne sahip olmayan, daha çok Sinan’ın kendi aile fertleri dahil çeşitli kişilerle muhtelif ortamlarda, çeşitli vesilelerle diyalogları üzerine kurulu ‘Ahlat Ağacı’nı NBC’nin en diyaloglu filmi olarak tanımlamak mümkünken, ekliyor Yalçın Ergundoğan:</p>
<p>“Her biri üzerinde uzun uzun düşünmeyi, tartışmayı gerektirecek nitelikte felsefi diyaloglarla bezeli, edebi tınılı bir film çıkartmış ortaya Ceylan… Üstelik, filmlerindeki diyaloglara Dostoyevski, Çehov gibi sıkça başvurduğu yazarların yanı sıra, bu kez Yunus Emre, Peyami Safa, İbn-i Arabi, Hz. Muhammed, Şems Tebrizi, Kur’an-ı Kerim gibi kaynaklar da eklenmiş…</p>
<p>Sık sık metaforlara başvurmayı da seviyor Ceylan. Bu filminde de canlandırılan karakterlerin ruh dünyalarına, bilinçaltlarına daha derinden nüfuz edebilmemiz için çeşitli metaforlar kullanmayı ihmal etmiyor.”<a name="_ftnref16"></a><a href="#_ftn16#_ftn16"><sup>[16]</sup></a></p>
<p>Evet, “Filmleri hakkında çok konuşmayı sevmeyen”; “İnsanları ve onların küçük hesaplarını anlamıyorum”; “Hayatın aklın diş geçiremeyeceği bir boyutunun var olduğuna her zaman inandım,”<a name="_ftnref17"></a><a href="#_ftn17#_ftn17"><sup>[17]</sup></a> diyen NBC’de itiraz ettiğim de bu değil mi zaten?<a name="_ftnref18"></a><a href="#_ftn18#_ftn18"><sup>[18]</sup></a></p>
<p>Tıpkı “1998’den itibaren son 20 yılda çektiği, çeşitli ödüller kazanan (‘Kasaba’, ‘Mayıs Sıkıntısı’, ‘Uzak’, ‘İklimler’, ‘Üç Maymun’, ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’, ‘Kış Uykusu’ gibi) 7 uzun metrajıyla ülkemizden çok uluslararası alanda kendini kabul ettirerek kuşkusuz Yılmaz Güney’den sonra günümüzdeki en önemli ve özgün Türk sinemacısı konumuna erişmiş NBC”<a name="_ftnref19"></a><a href="#_ftn19#_ftn19"><sup>[19]</sup></a> nitelemesi gibi Sungu Çapan’ın…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Özetle “İnsanları bir araya getirmeyi sağlayan nedenler genellikle bir ideoloji, bir eylem ya da bir inanç gibi dışsal nedenler olduğu için, içte yakalanan gerçeklikler hayata geçecek, derinleşecek ya da kişiyi dönüştürecek bir kıvama ulaşamıyor.” “Artık çoğumuzun yüce amaçları, uğruna ölmeye değecek bir şeyimiz kalmadı,” diyen NBC’nin, “gerçeklik çizgisinden uzaklaşmayan bir isim olduğu”na dair “iddia”ya ilişkin olarak dediklerini aktarmak doğru olacak:</p>
<p>“Evet, kabuğuma çekilmiş yaşıyorum belki. En iyi dostlarım kitaplar. Artık insanlara fazla inancım kalmadı”&#8230;</p>
<p>“Ne bir yuvam, ne dostlarım ne de bir işim var”&#8230;</p>
<p>“Hayatın aklın diş geçiremeyeceği bir boyutunun var olduğuna her zaman inandım”&#8230;</p>
<p>“Aklı başında olan bir insan, suçun kendine ait olan kısmıyla ilgilenmeli bence”&#8230;</p>
<p>“Gerçek bir ilişkinin yalnızca zayıflıklarımız üzerinden kurulabileceğine inanıyorum”&#8230;</p>
<p>“Olgular yoktur, yalnızca yorumlar vardır”&#8230;</p>
<p>“Gerçekçilik gerçek mekân kullanmakla elde edilecek bir şey değil”&#8230;</p>
<p>“İnsanın dağınık düşüncelerine yön verecek bir otoriteye her zaman ihtiyacı var”&#8230;</p>
<p>“İnsanoğlunun mutsuzluk üreten bir doğası var”&#8230;</p>
<p>“Aldanmak yaptığımız her işte şaşmaz yazgısı hepimizin”&#8230;</p>
<p>NBC’nin dedikleri, tutumu arasında sinemasıyla doğrusal bir ilişki olduğu net değil mi?</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Diyeceklerimi tamamlarken belirtmeliyim: Beşeri var oluşumuzdan sanatın tüm dallarına dek hayal gücü yaptıklarımızdan daha önemlidir. Çünkü tüm dünyayı kapsar.</p>
<p>Hayallerinize büyük değer vermeliyiz. Onlar ütopyalarımızın çocuklarıdır.</p>
<p>Bu özellikleriyle de José Julián Martí’nin ifadesindeki, “Gündüz ve gece her zaman açık gözlerle hayal ediyorum,” üzere uyanıkken görülen rüyalarımızdır ütopyalar.</p>
<p>Yani ütopya, hayal gücü demekken; hayallerinizi gerçeğe dönüştürmenin en iyi yolu uyanmaktır.<a name="_ftnref20"></a><a href="#_ftn20#_ftn20"><sup>[20]</sup></a></p>
<p>O hâlde hayallerinizi küçümseyenlerden uzak durun!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>20 Kasım 2022 16:03:52, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[*]</sup></a> Ümüş Eylül Kültür-Sanat Dergisi, No:47, Nisan-Mayıs-Haziran 2023…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Walter Benjamin, Pasajlar, çev: Ahmet Cemal, YKY., 2007, s.98.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, çev: Saadet Özen, Can Yay., 2017.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Savaş Arslan, Türkiye’de Sinemanın Tarihi &#8211; Başlangıcından Günümüze, Kronik Kitap, 2022.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Murat Tırpan, “Yeni Türkiye’de Sinemanın Yolu”, Birgün, 14 Eylül 2021, s.15.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Güney Birtek, “Sanat Sinemasının Türkiye’deki İşlevi”, Evrensel, 26 Eylül 2021, s.7.</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Bkz: i) Temel Demirer, “Politik Sinema İhtiyacı Büyürken”, Kaldıraç Dergisi, No:201, Nisan 2018… ii) Temel Demirer, “Sinema ve Yönetmen(ler)”, Güney Dergisi, No:79, Ocak Şubat Mart 2017… iii) Temel Demirer, “Unutamadığım Film(ler), Yönetmen(ler), Oyuncu(lar)”, Sosyalist Mezopotamya, No:7, Şubat 2020… iv) Temel Demirer, “Sinemanın Büyüsü ve Büyücüler”, İnsancıl, Yıl:30, No:363, Ekim 2020; İnsancıl, Yıl:31, No:364, Kasım 2020… v) Temel Demirer, “Sinema Hayattır, Hayat da Sinemadır”, Ümüş Eylül Kültür-Sanat Dergisi, No:42, Ocak-Şubat-Mart 2022…</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Geçerken Marlon Brando’nun, “Benim hayatımdaki en büyük sefalet, ünlü ve servet sahibi olmaktır.” “Eğer Hollywood’daysam bunun sebebi parayı geri çevirecek ahlâki cesaretimin olmaması,” itiraflarını da “es” hatırlatalım.</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Aktaran: Mesut Kara, “Nâzım Hikmet ve Sinema: Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar…”, Birgün, 17 Haziran 2012, s.9.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> David Mamet, Film Yönetmek Üzerine, çev: Gülnur Güven, Doruk Yay., 1997.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Esin Küçüktepepınar, Cumhuriyet, 16 Nisan 2019.</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Bülent Diken-Graeme Gilloch-Craig Hammond, Nuri Bilge Ceylan Sineması-Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü, çev: Ahmet Nüvit Bingöl, Metis Yay., 2018.</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> “Nuri Bilge Ceylan’dan Sinema Dersi”, Cumhuriyet, 14 Nisan 2012, s.16.</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Bkz: Temel Demirer, “NBC Sineması (mı?)”, Kaldıraç, No:206, Eylül 2018…</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> “Nuri Bilge Ceylan: Hissetmek Değil Anlamak Önemli”, 30 Mayıs 2018… http://www.yuksekovahaber.com.tr/haber/nuri-bilge-ceylan-hissetmek-degil-anlamak-onemli-211204.htm</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Şenay Aydemir, “Ahlat Ağacı: Kör kuyularda…”, 1 Haziran, 2018… https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/06/01/ahlat-agaci-kor-kuyularda/</p>
<p><a name="_ftn16"></a><a href="#_ftnref16#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> Yalçın Ergundoğan, “Siyasetin Boğuculuğuna Ahlat Ağacı Molası…”, 4 Haziran 2018… https://www.artigercek.com/siyasetin-boguculuguna-ahlat-agaci-molasi</p>
<p><a name="_ftn17"></a><a href="#_ftnref17#_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> Mehmet Eryılmaz, Nuri Bilge Ceylan-Söyleşiler, Norgunk Yay., 2012.</p>
<p><a name="_ftn18"></a><a href="#_ftnref18#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> “Ahlat Ağacı, bir film izlemiş olmaktan çok, bir roman bitirmiş olmanın hissini uyandırıyor insanda. Üç saatte izlenmiş gibi de değil hani, üç ayda okunmuş bir ağırlığı var bu filmin. İzleyenler, yorgun; yorgun olduğu kadar birbiriyle çatışan düşüncelerle çıkıyorlar salonlardan”! (Ercüment Akdeniz, “Ahlat Ağacı’nı Alkışlarken&#8230;”, Evrensel, 7 Haziran 2018, s.12.)</p>
<p><a name="_ftn19"></a>“Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi esas olarak oğulun babayla hesaplaşırken ona dönüşmesi olarak görülse de edebiyatla uğraşanlar için farklı anlamları olan bir film.” (Metin Celal, “Şiiri İçin İneğini Satan Şair”, Cumhuriyet, 13 Haziran 2018, s.12.)</p>
<p><sup>[19]</sup> Sungu Çapan, “3 Saate Değen Bir Başyapıt&#8230;”, Cumhuriyet, 2 Haziran 2018, s.16.</p>
<p><a name="_ftn20"></a><a href="#_ftnref20#_ftnref20"><sup>[20]</sup></a> “Özgür bir hayat yaşamayı, canla başla çalışmayı, körkütük âşık olmayı, şarkılar söylemeyi, dünyanın dört bir yanını gezmeyi hayal ederdim&#8230;” (Julius Fuçik, Darağacından Notlar, çev: Celal Üster, Yordam Kitap, 2015, s.40.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:pol&#105;&#116;&#105;&#107;hane3&#052;&#064;&#103;m&#097;&#105;&#108;.c&#111;m" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Futopya-kaybina-karsi-politik-sinema%2F&amp;linkname=%C3%9CTOPYA%20KAYBINA%20KAR%C5%9EI%20POL%C4%B0T%C4%B0K%20S%C4%B0NEMA" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Futopya-kaybina-karsi-politik-sinema%2F&amp;linkname=%C3%9CTOPYA%20KAYBINA%20KAR%C5%9EI%20POL%C4%B0T%C4%B0K%20S%C4%B0NEMA" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Futopya-kaybina-karsi-politik-sinema%2F&amp;linkname=%C3%9CTOPYA%20KAYBINA%20KAR%C5%9EI%20POL%C4%B0T%C4%B0K%20S%C4%B0NEMA" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Futopya-kaybina-karsi-politik-sinema%2F&amp;linkname=%C3%9CTOPYA%20KAYBINA%20KAR%C5%9EI%20POL%C4%B0T%C4%B0K%20S%C4%B0NEMA" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Futopya-kaybina-karsi-politik-sinema%2F&#038;title=%C3%9CTOPYA%20KAYBINA%20KAR%C5%9EI%20POL%C4%B0T%C4%B0K%20S%C4%B0NEMA" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/" data-a2a-title="ÜTOPYA KAYBINA KARŞI POLİTİK SİNEMA"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/">ÜTOPYA KAYBINA KARŞI POLİTİK SİNEMA</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/utopya-kaybina-karsi-politik-sinema/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3598</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SÜRDÜRÜLEMEZ KAPİTALİZM: KRİZ, SAVAŞ VE DÜNYA HÂL(LER)İ</title>
		<link>https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 06:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3547</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kapitalist toplum daima ucu bucağı olmayan bir dehşettir”2 &#160; Sürdürülemez kapitalizmin krizi ve savaş tehdidiyle ilintili dünya hâl(ler)inden söz ederken, söylenmesi gereken ilk şey “Görünen köy &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/">SÜRDÜRÜLEMEZ KAPİTALİZM: KRİZ, SAVAŞ VE DÜNYA HÂL(LER)İ</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kapitalist toplum daima</p>
<p>ucu bucağı olmayan</p>
<p>bir dehşettir”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sürdürülemez kapitalizmin krizi ve savaş tehdidiyle ilintili dünya hâl(ler)inden söz ederken, söylenmesi gereken ilk şey “Görünen köy kılavuz istemez,” vurgusu eşliğinde, Antonio Gramsci’nin “Zırh içindeki ölü” betimlemesidir.</p>
<p>Hayır; bu sefer sizi şaşırtmak pahasına Marksist-Leninist tahliller yerine sürdürülemez kapitalizmin sözcüleriyle anlatacağım krizi…</p>
<p>‘Rockefeller International’ın yönetim kurulu başkanı Ruchir Sharma’ya, “Dünya ekonomisi, on yıllardır görülmemiş bir döneme giriyor,”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> dedirten tabloda 2023’ün “zor bir yıl olacağı” uyarısını dillendiren Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, “Dünya ekonomisinin üçte birinin resesyona girmesini bekliyoruz,”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a> derken; ‘Kriz Kahini’ olarak anılan New York Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nouriel Roubini, enflasyon ve resesyonun gelecek yıllarda küresel ekonominin ayrılmaz ikilisi olacağını,<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a> bunun da “durgunluk içinde enflasyon artışı”yla kapıda olduğunu yazdı.<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>“Batı’nın kriz korkusu”;<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> “Küresel resesyon ufukta göründü,”<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a> tespitleri eşliğinde ‘Uluslararası Finans Enstitüsü’ (IIF), “2023, küresel ekonomi için 2009 krizinden sonraki en kötü yıl olacak,”<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> derken; Bülent Eczacıbaşı da, küresel ekonomik sorunların dünyaya yayılarak süreceğini ifade ediyor.<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>Küresel resesyon olasılığıyla finansal kriz olasılığı da güçleniyorken; dünya ekonomisi tehlikeli ama değişimlere de açık bir döneme giriyor.</p>
<p>Görülmesi gerek: Bir dönem bitti ama yeni bir dönem başlayamıyor; belki başladı ama henüz ayırdına varamıyoruz. ‘Dünya Ekonomik Forumu’ (DEF) kurucusu, genel müdürü Klaus Martin Schwab, “Çok yönlü siyasi, ekonomik ve toplumsal güçlerin küresel ve ulusal düzeyde parçalanmayı artırdığını görüyoruz,” deyip; DEF ‘Risk Raporu’nun sonuç kısmı “Devam eden şoklar gelişirken dünya bir yol kavşağında duruyor… Yalnızca 1970’lerin, 2007-2008’in değil, 1930’ların da en kötü anlarına benziyor,”<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a> tehlikesine dikkat çekiyor.</p>
<p>Federico García Lorca’nın, “Piyasaların son çöküşünü gözlerimle görme şansım oldu. Birkaç milyon dolar kaybettiler &#8211; denize dökülen bir ölü para yığını!” betimlemesini andıran bir eşik bu… Sorunun temeli de, son 30 yılda küresel çapta yaratılan kabaca 2.5 katrilyon dolarlık “varlıklara” dayalı ve bunların da karşılığı yokken; bu yakında patlayacak!<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>Hatırlatmadan geçmeyelim: ABD’de en zengin üç kişinin serveti, alt yüzde 50’nin toplam servetinden fazla; 50 yılda toplumun yüzde 90’ından en üst yüzde 1’e 50 trilyon dolar servet transferi gerçekleşmiş durumda.<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a> Kapitalizmin tüm dünyada geldiği hazin durumun tezahürü. Milyarderlerin serveti günde 2.7 milyar dolar artarken 1.7 milyar işçinin ücreti ise enflasyon oranında dahi artmıyor<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a> olması çelişkisidir…</p>
<p>Bu kadar da değil! ABD’li işçilerin refahı ve Federal Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürme amacıyla yaptığı faiz artırımları arasındaki çekişmede, işçiler kaybeden taraftayken; ipin ucunda, milyonlarca Amerikalı’nın işi var. Eski hazine bakanı ve ekonomist Larry Summers, işsizliğin bir yıllığına yüzde 10’u aşmasına müsaade edilebileceğini söylüyor. Sözü edilen oran şu ankinin oldukça üzerinde, bu da milyonlarca insanın işsiz kalması anlamına geliyor.<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a> 1 Mart 2020’den sonra ABD’de 8 milyon kişi işini kaybeder, 4 milyon kişi işgücü piyasasını terk ederken, ulusal yoksulluk oranı da Haziran’da yüzde 9.3’ten Kasım’da yüzde 11.7’ye sıçradı.</p>
<p>Bu arada ABD’nin 644 dolar milyarderinin serveti aynı zaman diliminde yüzde 31.6 artışla 2.95 trilyon dolardan 3.88 trilyon dolara artış gösterdi. En zengin 5 kişinin serveti ise bu dönemde 358 milyar dolardan 596 milyar dolara yükseldi. Yüksek gelirli çalışanların sadece yüzde 4’ü işini kaybederken, en düşük gelirli çalışanların yüzde 20’si kapının önüne kondu.<a name="_ftnref16"></a><a href="#_ftn16#_ftn16"><sup>[16]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Kapitalizm yenidünya’ya tüfek, mikrop ve çelikle sahip olmuş olabilir, fakat yeni dünya’nın düzeni; ırk, polis ve kârlar aracılığıyla korunmuştur,”<a name="_ftnref17"></a><a href="#_ftn17#_ftn17"><sup>[17]</sup></a> diye betimlenen merkez bu hâldeyken; ayrıca bir de Edward W. Said’in, “Hemen hemen tüm sömürge planları, yerlilerin geriliği ve genel olarak bağımsız, ‘eşit’ ve zinde olmaya elvermedikleri varsayımıyla başlıyor,” ya da Munsif Merzuki’nin, “Sadece gıdasını ve ilaçlarını değil, aynı zamanda hayallerini, fikirlerini ve değerlerini de ithal eden bir milletle karşı karşıya olduğumuz düşüncesi sizi hiç korkutmuyor mu?”<a name="_ftnref18"></a><a href="#_ftn18#_ftn18"><sup>[18]</sup></a> satırlarındaki çevre var!</p>
<p>Yeryüzü zenginliklerinin yüzde 70’inin dünya nüfusunun yüzde 2’sinin elinde toplandığı;<a name="_ftnref19"></a><a href="#_ftn19#_ftn19"><sup>[19]</sup></a> 2020 ve 2021’de en varlıklı yüzde 1’in, geri kalan yüzde 99’un iki katını kazandığı;<a name="_ftnref20"></a><a href="#_ftn20#_ftn20"><sup>[20]</sup></a> ‘Survival of the Richest/ En Zenginlerin Hayatta Kalması’ raporuna göre, 95 gıda ve enerji şirketinin 2022’de kârlarını dünya çapında iki katından fazla arttırıp, dünya nüfusunun en zenginlerini oluşturan yüzde 1’lik kesimin, pandeminin başlangıcından beri, küresel servet artışının yaklaşık üçte ikisini tek başına elde ettiği<a name="_ftnref21"></a><a href="#_ftn21#_ftn21"><sup>[21]</sup></a> tabloda Oxfam’ın verilerine göre:</p>
<ul>
<li>10 yılda dolar milyarderleri servetlerini ikiye katlarken, en alttaki yüzde 50’nin 6 katı bir artış sağladılar.</li>
<li>10 yılda yaratılan her 100 dolar servetin 54.40 doları en zengin yüzde 1’e giderken en alttaki yüzde 50’nin payına 0.70 dolar düştü.</li>
<li>Yüzde 1’lik en zengin grup son 10 yılda en alttaki yüzde 50’nin 74 katı servet biriktirdi. Covid-19 pandemisi sürecinde ise; 2020’den bu yana en alttaki yüzde 90’ın servetindeki her 1 dolar artışa karşın milyarderler 1.7 milyon dolar kazandı.</li>
<li>Aralık 2019 ve Aralık 2020 arasında yaratılan her 100 doların 63 doları yüzde 1’in payına düşerken alttaki yüzde 90’a 10 dolar kaldı.</li>
<li>2020’den beri dolar milyarderlerinin serveti her gün 2.7 milyar dolar arttı.</li>
<li>En zengin yüzde 1 küresel servetin yüzde 45.6’sına, yoksul yüzde 50 ise sadece yüzde 0.75’ine sahip.</li>
<li>81 dolar milyarderi dünyadaki servetin yüzde 50’sinden fazlasını elinde tutuyor.</li>
<li>10 milyarderin serveti 200 milyon Afrikalı kadının toplamını geride bırakıyor.<a name="_ftnref22"></a><a href="#_ftn22#_ftn22"><sup>[22]</sup></a></li>
<li>Amazon’un patronu Jeff Bezos’un serveti 200 milyar doları, ‘Tesla’nın patronu Elon Musk’ın serveti 100 milyar doları aştı. ‘Microsoft’un patronu Bill Gates ve ‘Facebook’un patronu Mark Zuckerberg, servetleri 100 milyar doları geçen zenginler.<a name="_ftnref23"></a><a href="#_ftn23#_ftn23"><sup>[23]</sup></a></li>
</ul>
<p>Ayrıca ‘Oxfam’, dünyada gelir adaletsizliğinin giderek derinleştiği vurgusuyla, en zenginlerin servetlerinin yüzde 42 arttığına ve 250 milyon insanın aşırı yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekti.<a name="_ftnref24"></a><a href="#_ftn24#_ftn24"><sup>[24]</sup></a></p>
<p>BM verilerine göre dünya çapında yaklaşık 30 milyon çocuk açlık nedeniyle ölüm tehlikesi altında yaşıyor.<a name="_ftnref25"></a><a href="#_ftn25#_ftn25"><sup>[25]</sup></a> BM’nin raporuna göre 2021’de 5 milyon çocuk 5 yaşını görmeden hayata veda etti. BM, 2021’de her 4.4 saniyede bir çocuğun öldüğünü açıkladı.<a name="_ftnref26"></a><a href="#_ftn26#_ftn26"><sup>[26]</sup></a> ‘BM Çocuk Ölümleri Tahminleri Kuruluşlar Arası Grubu’nun (BM IGME) raporuna göre, 2021’de 5 milyon çocuk 5 yaşından önce hayatını kaybederken, 5-24 yaş arası 2.1 milyon çocuk veya genç yaşama veda etti. Aynı dönemde 1.9 milyon bebek ölü doğdu.<a name="_ftnref27"></a><a href="#_ftn27#_ftn27"><sup>[27]</sup></a></p>
<p>‘BM Gıda Programı’ (WFP) Yönetici Direktörü David Beasley, Somali, Kenya, Sudan, Etiyopya, Eritre, Cibuti, Güney Sudan ve Uganda’nın dahil olduğu bölgede 22 milyon kişinin açlık riski altında olduğunu söyledi.<a name="_ftnref28"></a><a href="#_ftn28#_ftn28"><sup>[28]</sup></a></p>
<p>‘Alman Bertelsmann Vakfı’nın araştırması, her 5 çocuktan ve her 4 genç yetişkinden birinin yoksulluk riski altında olduğunu ortaya koydu.<a name="_ftnref29"></a><a href="#_ftn29#_ftn29"><sup>[29]</sup></a> Ayrıca öğrencilerin yüzde 38’i de yoksulluk riski altında.<a name="_ftnref30"></a><a href="#_ftn30#_ftn30"><sup>[30]</sup></a></p>
<p>5.5 milyon nüfuslu Kongo Cumhuriyeti’nde nüfusun yüzde 52’si yoksulluk sınırının altında, yüzde 32’si kırsal kesimde yaşıyor.<a name="_ftnref31"></a><a href="#_ftn31#_ftn31"><sup>[31]</sup></a></p>
<p>WFP’in 23 Ocak 2023’deki raporuna göre Doğu Afrika’da 1.7 milyondan fazla insan su ve yiyecek bulmak için evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kenya’da 4.3 milyon insan “akut gıda güvensizliği” yaşıyor.<a name="_ftnref32"></a><a href="#_ftn32#_ftn32"><sup>[32]</sup></a></p>
<p>Bunlarla birlikte Ukrayna savaşı dolayısıyla Rusya ve Batı arasında ikinci bir savaşa dönüşen tahıl krizi nedeniyle dünya alarmda…<a name="_ftnref33"></a><a href="#_ftn33#_ftn33"><sup>[33]</sup></a></p>
<p>BM raporu Ukrayna Savaşı ile iyice vahim bir hâl alan küresel açlık krizinin dramatik boyutlarını ortaya koyarken; ‘Küresel Kriz Tepki Grubu’nun hazırladığı çalışmaya göre, 94 ülkede 1.6 milyon insan bu süreçten olumsuz etkileniyor. Böylelikle de 2019’dan beri aşırı yoksulluk altında yaşayan insanların sayısı 77 milyon artarken, şiddetli gıda güvensizliği ile yüz yüze kalanların toplamı da 193 milyona ulaştı. Afrika’da yoksulluk sınırının hemen üstünde yer alan 58 milyon kişi, pandemi ve Ukrayna savaşının ortak etkisiyle bu sınırın altına yuvarlanmak üzere…<a name="_ftnref34"></a><a href="#_ftn34#_ftn34"><sup>[34]</sup></a></p>
<p>Gıda fiyatları küresel ölçekte görülmemiş bir hızla artıyor. ‘Dünya Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda endeksi, bir yılda dolar bazında yüzde 29.8’lik bir sıçramaya işaret ediyor. Hububat, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şeker dahil tüm kategorilerde benzer bir enflasyon gözleniyor. Ancak uzun vadeli, son 20 yıllık bir perspektiften bakınca hububat ve bitkisel yağ fiyatlarında daha keskin bir artış eğilimi dikkat çekiyor. Bu veri, yoksulların beslenmesinde söz konusu iki grubun daha belirleyici rolü bulunması nedeniyle önemli.</p>
<p>2022 Mayıs’ı başında ‘Gıda Güvenliği Bilgi Ağı’nın yayımladığı ‘2022 Gıda Krizleri Küresel Raporu’nda 53 ülkede 193 milyon kişinin açlık tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu bildiriliyor. Sözü edilen 2021 rakamları, bir önceki 2020’ye göre 40 milyon artışa işaret ediyor. Çatışmalar 24 ülkede 139 milyon, özellikle Covid pandemisinin tetiklediği ekonomik şoklar 21 ülkede 30 milyon, kuraklık başta gelmek üzere iklim değişiklikleri 8 Afrika ülkesinde 24 milyon kişiyi açlığa sürükledi.<a name="_ftnref35"></a><a href="#_ftn35#_ftn35"><sup>[35]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Sürdürülemez kapitalist-emperyalist talan insanlığı açlığa mahkûm ederken; Desiderius Erasmus’un, “Savaş söz konusu oldu mu, hiçbir masraftan kaçınmazlar, hiçbir sakınca önemli değildir onlar için; ister hukuk, din isterse barış çiğnensin, hatta insanlık batsın, umurlarında olmaz,”<a name="_ftnref36"></a><a href="#_ftn36#_ftn36"><sup>[36]</sup></a> betimlemesindeki çılgınlık sarıp sarmalıyor yerküreyi,<a name="_ftnref37"></a><a href="#_ftn37#_ftn37"><sup>[37]</sup></a> John Perkins’in ifadesindeki üzere:</p>
<p>“Asla kullanmayacakları (çünkü kullanamayacakları) savaş uçakları, füzeler, savaş helikopterleri, savaş gemileri vs’ye silah tekellerinin emri ve İsviçre bankalarına yatırılan cömert komisyonlarla milyar dolar harcarlar. Harcama satın alma ile bitmez, her yıl ‘modernizasyon’ ve bakım harcamalarıyla da servetlere servet katılır… Kalan para da ülkeyi yöneten despotların gösterişli ve efektif olmayan projelerine, saraylarına, lükslerine gider. Sonuçta her şekilde silah tekelleri ve yerel işbirlikçileri kazanır. Gün gelip halk sağlığı sorunları veya afetle karşılaştıklarında da tüm bayağı yaldızların altından üçüncü dünya sefaleti ve acizliği çıkar…”</p>
<p>Örneğin ‘Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2022 küresel silah ihracatı raporuna göre, ABD’nin 2018-2022 kesitinde küresel silah ihracatındaki payı, önceki dört yıla göre yüzde 7 artış göstererek yüzde 40’a yükseldi.</p>
<p>İkinci sıradaki Rusya’nın payı ise yüzde 22’den yüzde 16’ya geriledi. ABD ve Rusya’yı üçüncü sıradaki Fransa, dördüncü sıradaki Çin ve beşinci sıradaki Almanya izledi.</p>
<p>ABD silahlarının yüzde 19’unu Suudi Arabistan’a satarken, yüzde 8,6’sını Japonya’ya ve yüzde 8.4’ünü de Avustralya’ya sattı. Küresel payı yüzde 4.2 olan Almanya’nın en çok silah sattığı ülkeler ise, yüzde 18 ile Mısır, yüzde 17 ile Güney Kore ve yüzde 9.5 ile İsrail oldu.</p>
<p>Küresel ihracattaki pay listesinde başı çeken ülkelerden ABD’nin toplam ihracatı yüzde 14 artarken, Fransa’nınki ise yüzde 44 arttı. Rusya (yüzde 31), Çin (yüzde 23) ve Almanya’nın (yüzde 35) ihracatlarında ise azalma meydana geldi.</p>
<p>Raporda ayrıca, Avrupa’nın silah ithalatının Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından olağanüstü bir artış gösterdiği bilgisine yer verildi. Avrupa ülkelerinin silah ithalatı, yüzde 47 artış gösterdi. NATO üyesi Avrupa ülkelerinin ithalatındaki yükseliş ise, yüzde 65 olarak göze çarptı. Silah ithalatı artan Avrupa’nın, uluslararası silah transferindeki rolü de ciddi biçimde artış gösterdi. 2013-2017 yılları arasında bu bağlamda yüzde 11’lik bir paya sahip olan Avrupa ülkelerinin payı 2018-2022 zaman diliminde yüzde 16’ya yükseldi.<a name="_ftnref38"></a><a href="#_ftn38#_ftn38"><sup>[38]</sup></a></p>
<p>Sürdürülemez kapitalist yıkımın militarist birimi yaşamı talan ederken; dünyada ortaya çıkan ekolojik sorunların yüzde 34’ünün savaş ve silah harcamalarından kaynaklanmakta olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Savaşlar sadece bölgedeki ülkelere, savaşın yaşandığı alana etki etmez. Çünkü doğa bir döngü içindedir. Bu döngünün herhangi bir evresine verilecek zararın diğer evreleri de etkilediği bilinmektedir. 1991 Körfez Savaşı’nda Kuveyt’te petrol kuyularında yakılan 600 milyon ton petrolü tüketerek havada is, gazlar ve tehlikeli kimyasallardan oluşan bir battaniye oluşmuştu. Bu durum kara ve deniz ekosistemlerine büyük zararlar vermiş ve çıkan dumanlar bölgede güneşten gelen ışınları engelleyerek havadaki ısıyı 10<sup>C</sup> düşürmüştü. Petrol dumanı içindeki CO<sub>2</sub> nedeniyle ortaya çıkan ısınma ise sonrasında asit yağmurlarına yol açtı.</p>
<p>Dünyada iki milyara yakın insan temiz içme suyuna erişememektedir. Savaşlarda kullanılan makinelerin ve savaş araçlarının atıkları olan petrol türevleri, yeraltı sularına ulaşarak kirletir. 1 litre mineral yağ veya benzin 1 milyon litre içme suyunu kullanılamaz hâle getirir. Yağ parçacıkları toprak ile bitkilere, suya, insan ve hayvanlara ulaşır. Kumlu 10 cm<sup>3</sup> toprağın arınması için yaklaşık 400 lt su gerekir. 1991 Körfez Savaşı’nda koylar petrolle tıkandı. Mezopotamya’da 15 bin km<sup>2</sup> sulak alan yok oldu. On binlerce kuş öldü, birçoğu petrolün kalıcı etkilerine maruz kaldı. Yüz binden fazla perde ayaklı ve göçmen kuşun beslenme alanı zarar gördü. Karideslerin yüzde 99’u yok oldu.</p>
<p>Savaş sonrası Irak’ta tarımsal faaliyetlere geçilebilmesi için 2007’ye kadar 11 milyar dolar harcanması gerektiği açıklanmıştı. Vietnam’da 2.2 milyar hektar orman ve tarım arazisi bombalama, mekanik temizleme, napalmlar ile çoraklaştırıldı. Vietkong güçlerinin çekildiği 1.5 milyon hektar (Güney Vietnam’ın yüzde 10’u) orman ve ekili alanları yok etmek için ABD tarafından 72 milyon litre herbisit (tarım zehri) kullanıldı. Kullanılan herbisit olan “agent orange” içindeki dioksin şu anda bile bitkiler, yiyecekler, yaban hayat, insan sütü ve yağ dokusunda görülmektedir. Bu müthiş ekolojik yıkımın etkileri henüz tam anlamıyla giderilmiş değildir.</p>
<p>1991’de Körfez Savaşı’nda bir ülkenin bütün bir nüfusunu yok edebilecek “mükemmel bir silah” gündeme gelmişti. Kapitalizmin nükleer santrallerden çıkan ve bertaraf etme yolunu bulamadığı atıklardan elde edilen ‘seyreltilmiş uranyum mermileri’ üretildi. Öldürme gücü yüksek olan bu mermiler hava ile temasta alev alıp yanarken, hedefi vurduğunda parçalayıp radyoaktif toza dönüşmektedir. Seyreltilmiş uranyumun yarı ömrü 4.5 milyar yıldır. 25 Mart 2003 tarihli UNEP raporunda; Bosna-Hersek’te 1994-1995 yıllarında kullanılmış olan seyreltilmiş uranyumlu silahlar, içme sularını zehirlemiş ve bugün bile havada toz partikülleri şeklinde radyoaktif kirlilik görülmektedir.<a name="_ftnref39"></a><a href="#_ftn39#_ftn39"><sup>[39]</sup></a></p>
<p>Ve tüm bunlar sürdürülemez kapitalizmin “olmazsa olmazı”dır; emperyalist “yeniden paylaşım”dan savaşın eşiğindeki uluslararası ilişkilere uzanan dünya hâl(ler)i de böyle!</p>
<p>Yani kriz, savaş, çatışma, kaos: Sürdürülemez kapitalist-emperyalist vahşetin büyük girdabını oluşturdu…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Askeri terminolojide savaşla barış arasındaki çizginin bulanıklaşmasını, sıcak çatışmaya girmeden düşmanı geriletme belirsizliğini ifade eden ‘Gri Bölge/ Gray Zone’lerin daraldığı uluslararası jeopolitik denklemde yaşananları anlamak, anlamlandırmak için küresel öncelikle güç merkezlerindeki gelişmelere bakmakta yarar var.</p>
<p>Örneğin Üçüncü Dünya Savaşı’nın tamtamlarının yankılandığı tabloda Rus siyasetçi Aleksey Puşkov, “NATO’nun Rusya ile doğrudan çatışmaya tüm hızıyla ilerlediğini sadece körler görmüyor”;<a name="_ftnref40"></a><a href="#_ftn40#_ftn40"><sup>[40]</sup></a> Emre Kongar, “Dilerim Ukrayna’daki bu kanlı savaş, gelecekte dünyayı yok edebilecek boyutlara ulaşacak olan ABD-Çin rekabetinin öncü bir örneği değildir!”<a name="_ftnref41"></a><a href="#_ftn41#_ftn41"><sup>[41]</sup></a> derlerken; ‘RAND Corporation’ın ‘The Return of Great Power War/ Büyük Güç Savaşının Geri Dönüşü’ başlıklı rapor da, “Derin yapısal dinamiklerden” dolayı ABD-Çin çatışmasının uzun yıllar sürmesini, küresel çapta bir ekonomik ve siyasi parçalanma üzerinde yaşanmasını bekliyor!<a name="_ftnref42"></a><a href="#_ftn42#_ftn42"><sup>[42]</sup></a></p>
<p>Sürdürülemez kapitalist sistem bir kırılma noktasında. Bir yandan artan jeopolitik gerilimler, öte yanda merkezi kapitalist ülkelerdeki toplumların krizler karşısında giderek artan tepkileri söz konusu&#8230;</p>
<p>Görülmesi gerek: Küresel sistemde en azından 2008’den bu yana birkaç düzlemde kriz yaşanmakta. Öncelikle, küresel ekonomide bir yavaşlama dikkat çekiyorken; bir başka sorun da ABD’nin hegemonik kriziyle birlikte Çin’in yanında Rusya, Hindistan gibi güç merkezlerinin ağırlıklarını hissetirmeye başlaması. Uluslararası siyasetin giderek bir jeopolitik çekişme alanına dönüşmesi bir yandan küresel gerilimi artırırken öte yandan yeni siyasal gelişmelere yol açıyor…</p>
<p>Hatırlayın: 10 Şubat 2007’de Münih Güvenlik Konferansı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, “Tek kutuplu modelin günümüz dünyasında sadece kabul edilemez değil, aynı zamanda imkânsız olduğunu düşünüyorum,”<a name="_ftnref43"></a><a href="#_ftn43#_ftn43"><sup>[43]</sup></a> uyarısı ardından “küreselleşmeden sonra” temasına “ABD hegemonyasından sonra” teması eşlik eder oldu.</p>
<p>Bu bağlamda da “Yeni Soğuk Savaş eskisinden daha tehlikeli” saptaması, “Çin merkezli bir dünya nasıl bir şey olacak” soruları, üç alanda kaygıları güçlendiriyor:</p>
<p>Birincisi, Çin totaliter devlet kapitalizmine, haklar ve özgürlüklere değil görevler ve sorumluluklara dayanan bir modeli temsil ediyor.</p>
<p>İkincisi, ilk Soğuk Savaş’ta rakiplerin ikisi de II. Savaş sonrasında, galipler tarafında, “süper güç” statüsüne, birçok ortak değere dayanarak birlikte yükselmiş, bir denge kurabilmişlerdi. Bu kez ABD’nin gerilerken yeni bir dengeyi, Çin’in yükselirken verili düzenin yerleşik kurallarını kabullenme olasılıkları sıfıra yakın. İlk Soğuk Savaş’ta, fay hattı Avrupa’dan geçiyordu, burada başlayacak bir savaşı sınırlamak olanaksızdı. Bu kez, fay hattı Hint-Pasifik havzasından (denizden) geçiyor; bir savaşın, burada sınırlanabilme olasılığı, çıkma olasılığını artırıyor.</p>
<p>Üçüncüsü, iki büyük gücün karşılıklı konuşlanma çabası, orta büyüklükteki “bağımlı” ülkelerin yöneticilerinde, bir süper gücü öbürüne karşı dengeleyerek kendilerine alan açabileceklerine ilişkin, doğruluğu oldukça şüpheli algılar yaratıyor. Bu durum yerleşik ittifaklar düzeninde parçalanma eğilimini, oynak-karmaşık ittifaklar, istemeden bir büyük savaşa sürüklenme ya da yol açma risklerini güçlendiriyor.<a name="_ftnref44"></a><a href="#_ftn44#_ftn44"><sup>[44]</sup></a></p>
<p>Bu da büyük bir dönüşüme denk düşüyor…</p>
<p>“Büyük dönüşüm” deyince akla hemen Polanyi’nin o ölümsüz yapıtı (1944) geliyor. Piyasa serbest bırakılırsa, toplumu, bireyin maddi ve ruhsal yaşamını ve doğayı çürütür gibisinden bugün daha da geçerli olan saptamaları bir yana, yalnızca, “100 yıllık barış” başlıklı ilk bölüme bakmak yeter. O bölüm “XIX. yüzyılın uygarlığı çöktü” saptamasıyla başlıyor; dünya ekonomisinin/ pazarının nasıl parçalandığını, finans-kapitalin büyük savaşları engellerken küçük savaşları nasıl beslediğini, Osmanlı İmparatorluğu’nu bir arada tutamayacağını anlayınca paylaşılmasını örgütlediğini, “güçler dengesinin” bozularak kutuplaşmaya, silahlanma yarışına, nihayet “büyük savaşa” yol açtığını, daha sonra ayrıntılı biçimde değinmek üzere aktarıyor. Kısacası, XIX. yüzyılda şekillenen liberal kapitalizmin küreselleşip finansallaşmış uygarlığı, 100 sonra büyük bir savaşa yol açarak çöküyor.</p>
<p>O uygarlığın çöküş süreciyle “bugün” arasındaki benzerlikleri görmemezlik edemezler: Küreselleşme ve finansallaşma dağılıyor, ABD hegemonyası gerilerken, Çin yükselirken, küçük savaşlar (Kongo, Nijerya, Sierra Leone, Liberya, Çad, Libya, Yemen, Suriye, Ukrayna, Ermenistan-Azerbaycan&#8230;) çoğalıyor, demokrasi hem çevrede hem de merkez ülkelerde gerilemeye devam ediyor. O çöken uygarlığın en önemli merkezlerinden Almanya, Japonya yine silahlanmaya askeri harcamalarını hızla artırmaya, silah sanayilerini geliştirmeye başlıyor. Büyük güçler bir taraftan, Afrika ve Ortadoğu’da birbirlerine “sürtünmeye” başladılar, diğer taraftan ittifaklarını genişleterek bloklaşmaya çalışıyorlar.<a name="_ftnref45"></a><a href="#_ftn45#_ftn45"><sup>[45]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Joe Biden yönetiminin yayımladığı ‘Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’, emperyalizmin tüm “sırları” açığa vurup, ABD’nin nasıl bir politika izleyeceğini ortaya koydu: ABD “Hegemonyayı sürdüreceğim” deyip, Çin”’e mesaj verirken müttefiklerine de “Benimle olmaya mecbursunuz” diyerek, Rusya’yı “acil tehdit”, Çin’i “jeopolitik meydan okuyucu” olarak gördüğünü deklare etti, “Hâlâ oyun kurucuyum” dedi…</p>
<p>Anımsanır ise ABD Başkanı Joe Biden, 2021’de Anglo-Amerikan patentli “değerler” ve “kurallara dayalı düzen” söylemleriyle kalbi Batı”da atanlar nezdinde hayli “sükse yapmıştı”. ABD iç siyasetinde “kuşa döneceği” malum “harcama paketiyle” dünya solunun ilgisine mazhar olurken, dış politikada Trump”ın “tecritçi” diye anılan politikalarını tersine çevirip “büyük güç rekabetine” soyundu. İlk işi Rusya liderliğini “katil” ilan edip Ukrayna kundakçılığına girişmek olurken, Çin’e de diplomatik peşrev çekilmeye başladı. Sonrasında her şey &#8211; Donald Trump’a karşı Joe Biden’ı destekleyenleri tekzip ederek!- tepetaklak oluverdi!</p>
<p>“Kapitalizmin 80 yıllık ‘ağa devleti’ hem de dünya sermayesinin sorumlu sahibi”;<a name="_ftnref46"></a><a href="#_ftn46#_ftn46"><sup>[46]</sup></a> “ABD’nin bitmeyen savaşları”<a name="_ftnref47"></a><a href="#_ftn47#_ftn47"><sup>[47]</sup></a> vitesini yükseltirken; “ABD’nin Rusya ile savaşta olduğu fikri git gide normalleştiriliyor.”<a name="_ftnref48"></a><a href="#_ftn48#_ftn48"><sup>[48]</sup></a></p>
<p>ABD ile Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı daha da derinleşirken; ABD, Çin ve Rusya arasında soğuk savaş sonrası başlatılan örtülü ve masa altı kavga ve askeri çatışmalar artık masa üstüne, gün yüzüne taşınmaya başlıyor.</p>
<p>Kolay mı?</p>
<p>“NATO’nun giderek soğuk savaş dönemini anımsatan bir duruş benimsemesi artık farklı bir uluslararası düzen ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. ABD önderliğindeki tek kutuplu dünya illüzyonu artık geçerliliğini yitirdi fakat yerine geçen düzen çok kutuplu dünya olmayacak… Rusya’nın dünyayı ‘üç kutuplu’ eksene kaydırma teşebbüsü, Ukrayna mevzilerinde giderek zayıflıyor. Dünyada birçok ülke yeni dünya düzeninde Çin’den yana mı, ABD’den yana mı taraf olacaklar, buna karar vermeye çalışıyorlar.”<a name="_ftnref49"></a><a href="#_ftn49#_ftn49"><sup>[49]</sup></a></p>
<p>Örneğin Münih Güvenlik Konferansı, Batı’nın savaş formülünü köpürttüğü yer olurken, Hasan Erel’e göre, “Münih konferansı bağlama uyan bir konferans oldu. Ukrayna’daki savaşın devam etmesi için herkesin elini cebine atmasını talep eden, ‘Putin kazanırsa dünyanın sonu gelir’ diye korku iklimi yaratan, küresel Batılı kapitalistlerin sıkışınca başvurdukları klasik savaş formülünün tekrar köpürtüldüğü bir güvenlik toplantısı. Buna ‘güvenliğin, savunmanın Davos’u da deniyor. Bu seferki, NATO’nun üst karar kurulu gibi, daha çok iş adamlarının ya da sanayi ve askeri kompleksin tutumunu ortaya koyan bir toplantıydı. Çok ironik tarafları vardı. Goldman Sachs’dan gelen Rishi Sunak, ‘(Ukrayna’ya) Yardımları ikiye katlayalım’ dedi.”<a name="_ftnref50"></a><a href="#_ftn50#_ftn50"><sup>[50]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Uluslararası ilişkiler tablosunda Ukrayna çatışmanın bir cephesiyken; ötekilerden birisi de Asya-Pasifik…</p>
<p>ABD; Asya-Pasifik’te kurduğu QUAD (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu), AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletler üçlü bir güvenlik paktı) gibi ittifaklarla ve donanmasıyla Çin’i çevreleyip, Tayvan üzerinden tahrik ediyor.</p>
<p>Asya-Pasifik’teki ittifaklarıyla NATO arasında işbirliğini geliştirerek, NATO’yu da Çin’e karşı kullanmaya çalışıyor.</p>
<p>Arktik-Baltık Denizi- Cebelitarık- Akdeniz- Süveyş Kanalı-Babülmendep Boğazı- Hint Okyanusu- Malakka Boğazı- Güney Çin Denizi hattında, müttefikleriyle birlikte, Çin’in deniz ticaret yollarını kontrol altına alırken Kuşak Yol Girişimi’nin ana ve tali koridorlarında krizler çıkarıyor.</p>
<p>Bu bağlamda Asya-Pasifik dikkat çekici gelişmelere sahne oluyor. Washington, Japonya’yı Çin’e karşı olası bir savaşta kilit bir rol oynayacak şekilde “hizalarken” Güney Kore’ye de daha fazla rol biçiliyor.</p>
<p>2022’de “Tayvan için savaşı göze alacaklarını” deklare eden Beyaz Saray, kışkırtmayı sürdürürken; Washington’ın “caydırılması gereken güç, hasım” ilan ettiği Çin, QUAD’a karşı tavır almaya başladı.</p>
<p>Tüm bunlar Washington’ın Pekin ile nüfuz mücadelesine girdiği Asya-Pasifik’te etkinlik mücadelesini keskinleştirirken; Çin’i kuşatmayı sürdüren ABD, Asya Pasifik’teki “eksik halka” Filipinler ile dört yeni askeri üs konusunda anlaştı.</p>
<p>ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Filipinler’i ziyaretinde mevkidaşı Carlito Galvez Jr. ile yaptığı görüşmenin ardından beş askeri üsse ilave olarak dört yeni üsse daha erişim sağlanacağını, böylece Amerikan askerilerinin toplam dokuz üste konuşlandırılacağını belirtirken; NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, “Küresel nizam tehdit altında. Moskova ve Pekin, otoriter bir karşı çıkışın ön saflarında” deyip ekledi: “Bugün Avrupa’da yaşananlar yarın Doğu Asya’da da olabilir.”<a name="_ftnref51"></a><a href="#_ftn51#_ftn51"><sup>[51]</sup></a></p>
<p>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in “Olabilir” tespiti stratejik önemdedir.</p>
<p>Çünkü Washington, Asya-Pasifik’teki ülkeleri yakın markaja alırken Çin’i kızdıracak adımlar ardı ardına geliyor; bu arada Japonya da silahlanmaya hız verdi. Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni güncellemeyi hedefleyen Japonya’da savunma bütçesi beş yıl içinde NATO üyeleriyle orantılı olarak GSYİH’nin yüzde 2’sine yükseltilecek. Gerekçesi de Çin ve Kuzey Kore’nin silahlanması.<a name="_ftnref52"></a><a href="#_ftn52#_ftn52"><sup>[52]</sup></a></p>
<p>Öylelikle de, 30 üyeli NATO’nun, “Avro-Atlantik bölgesi dışında en uzun süreli partneri” konumundaki Japonya’da 54 bin Amerikan askeri, yüzlerce savaş uçağı ve Yokosuka’da konuşlandırılan 7. Filo bünyesindeki USS Ronald Reagan uçak gemisinin varlığı, ABD’nin Çin’e olası bir müdahalesinde Japonya’yı doğrudan Çin’in hedefi yapıyor.</p>
<p>NATO ile yakınlaşan Japonya II. Dünya Savaşı’ndan kalma pasifist anayasayı değiştirip, ülke dışına asker de göndermeye başladı. Japon milliyetçi liderler yayılmacı, militarist özlemlerini saklamıyorlarken; ‘Savunma Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’nün 3 Haziran 2022 tarihli raporunda Japonya’nın yaklaşık 6 trilyon yenlik yıllık ulusal savunma bütçesinin 10 trilyon yene (80 milyar dolar) yükseltilmesi gerektiği belirtiliyor!<a name="_ftnref53"></a><a href="#_ftn53#_ftn53"><sup>[53]</sup></a></p>
<p>Ayrıca askeri hamlelerinin ardından dış politikada attığı adımlarla da dikkat çekmeye başlayan Japonya, Avustralya ile “tarihi” olarak nitelendirilen bir savunma anlaşmasını imzaladıktan sonra İngiltere ile de benzer bir anlaşmaya imza attı.</p>
<p>Özetle ABD, “hasım” ilan ettiği Çin ve Rusya’ya karşı çifte kuşatma stratejisini adım adım hayata geçiriyor. Rusya’ya karşı 20 ülkenin daha Ukrayna’ya silah göndermesini sağlayan ABD, Asya-Pasifik’te de Çin’e karşı topyekûn bir seferberlik hâlinde.</p>
<p>Çin’e karşı ‘Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi’ni (IPEF) hayata geçiren Biden’ın, 24 Mayıs 2022’de ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan’ın yer aldığı QUAD liderleriyle (ABD Başkanı Joe Biden, Japonya Başbakanı Kişida Fumio, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin) bir araya geldikleri Tokyo buluşmasından sonra yapılan ortak açıklamada; Ukrayna savaşına değinilerek güç kullanımı ile statükoyu değiştirmeye yönelik adımların kabul edilemez olduğu vurgulandı.</p>
<p>Asya-Pasifik bölgesinin istikrarı için kararlı şekilde hareket etmeye devam edileceği belirtilen açıklamada Çin’e, “Doğu ve Güney Çin denizlerinde serbest faaliyetlerin sağlanması konusunda uluslararası hukukun savunacağız. Bu bölgede tartışmalı sahaların askerileştirilmesi, statükoyu değiştirmeyi gözetleyen zorlayıcı, provokatif veya tek taraflı eylemlere güçlü şekilde karşı çıkıyoruz,”<a name="_ftnref54"></a><a href="#_ftn54#_ftn54"><sup>[54]</sup></a> diye mesaj verildi.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Verili tabloda Washington ile Pekin arasındaki etkinlik mücadelesi tırmanırken, ‘Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (APEC) Tayland’daki zirvesinde Çin, ABD’yi “Buralar arka bahçeniz değil,” diye uyarırken; ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, bölgede uzun vadeli planlarına vurgu yaparak “Burada kalıcıyız” yanıtını verdi.<a name="_ftnref55"></a><a href="#_ftn55#_ftn55"><sup>[55]</sup></a></p>
<p>Gerçekten de ‘ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri’ (INDOPACOM), bölgede Uzay Kuvvetleri Komutanlığı kuracağını duyurdu. Yeni komutanlığın Çin ve Kuzey Kore’nin balistik füze tehditlerine karşı ABD savunma kapasitesini artırması amaçlıyor. INDOPACOM, komutanlığın düzenlenecek bir törenle tanıtılacağını duyurdu. ABD Uzay Kuvvetleri, Aralık 2019’da ülkenin uzaydaki çıkarlarını korumak ve uzay operasyonlarını yürütmek misyonuyla kurulmuştu.<a name="_ftnref56"></a><a href="#_ftn56#_ftn56"><sup>[56]</sup></a></p>
<p>ABD ile Çin arasında olası bir “sistemik savaşa” ilişkin senaryoların irdelendiği ‘RAND Corporation’ın ‘The Return of Great Power War/ Büyük Güç Savaşının Geri Dönüşü’ başlıklı raporunda, “derin yapısal dinamiklerden” dolayı ABD-Çin çatışmasının uzun yıllar sürmesi bekleniyor. ABD’nin, küresel düzeyde, SSCB’den çok daha güçlü bir rakiple karşı karşıya kalacağı birçok kez vurgulanıyor.<a name="_ftnref57"></a><a href="#_ftn57#_ftn57"><sup>[57]</sup></a></p>
<p>Bu madalyonun bir yanıyken; öteki yüzü de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çinli mevkidaşı Şi Cinping’e askeri işbirliğini artırmaya istekli oldukları ve iki ülkenin Batı etkisine karşı koyma çabaları ile askeri işbirliğini geliştirme mesajı var.<a name="_ftnref58"></a><a href="#_ftn58#_ftn58"><sup>[58]</sup></a></p>
<p>Özetin özeti: Rusya ve Ukrayna arasında 24 Şubat 2022’de başlayan savaş, “küresel sistem” tartışmasına dönüşürken; Rusya ile Çin yakınlaştı.</p>
<p>Batı ülkeleri de, iki ülkenin ortaklığına karşı stratejiler geliştirmek için düğmeye bastılar. Japonya, dokuz yıl sonra savunma politikalarını yeniden tanımladı.</p>
<p>Batı ile Doğu arasındaki çekişme büyüyor, küresel güç sisteminde dönüşüm tartışılıyor</p>
<p>Batı ülkeleri, Rusya-Ukrayna savaşına, Moskova’nın ekonomisini zayıflatma amacıyla başlatılan yaptırımlarla karşılık verdi. İşgalle birlikte artan gerilim, Çin ve ABD arasında “Tayvan’ın egemenliği” tartışmalarıyla daha da tırmandı. Tüm bu gelişmelerin etkisi, küresel ölçekli oldu ve “dünyadaki yeni güç dağılım düzenin” işaret fişekleri sayıldı.</p>
<p>Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin 26 Aralık 2022’de “ABD’nin diğer ülkelere koşullar dikta ettiği” tek kutuplu dünya çağının sona erdiğini söyledi. Bu sözlerin ardından Soğuk Savaş dönemindeki çift kutuplu sistem tartışmaları kamuoyunda yeniden alevlendi.</p>
<p>Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de 25 Aralık 2022’deki açıklamasında Rusya ile bağlarını derinleştireceğinin sinyalini verdi.</p>
<p>Savaş kararından yaklaşık 20 gün sonra Çin ve Rusya liderlerinin “ortaklıkta sınır yok” formülü ile ilişkilerdeki sağlamlık bir kez daha gözler önüne serildi. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ise 2022’nin ilk 11 ayında, 2021 yılının 12 aylık değerine kıyasla yaklaşık yüzde 32 artarak neredeyse 172 milyar dolara ulaştı. Öte yandan yaptırım uygulanan Rus enerjisinin Çin’e ihracatının değer olarak yüzde 64, hacim olarak da yüzde 10 arttığı ifade ediliyor.</p>
<p>Ayrıca Batı yaptırımlarına katılmayan ve Rusya’yı Ukrayna işgali nedeniyle açıkça kınamayan Pekin ile Moskova donanmaları arasında bugün sonlanan Japon denizindeki ortak tatbikat ile iki ülke askerleri dışındaki orduların da dahil olduğu Vostok-2022 tatbikatı, Avrupa basınında “askeri yakınlaşmaya örnekler” olarak değerlendiriliyor.<a name="_ftnref59"></a><a href="#_ftn59#_ftn59"><sup>[59]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Evet, Eduardo Galeano’nun, “Ve bu çılgın dünyada/ Her gece sanki son geceymiş gibi yaşansa/ Ve her gün sanki ilk günmüş gibi yaşansa&#8230;”<a name="_ftnref60"></a><a href="#_ftn60#_ftn60"><sup>[60]</sup></a> dileğini hak eden yerküre her an patlaması muhtemel bir barut fıçısı üzerinde ve yine Galeano’nun, “Dünya barışının aynı anda dünyanın ana silah üreticileri olan aynı beş ülkenin elinde olması adil mi?”<a name="_ftnref61"></a><a href="#_ftn61#_ftn61"><sup>[61]</sup></a> sorusunu gündem maddesi kılan haksız savaşların mağduru!<a name="_ftnref62"></a><a href="#_ftn62#_ftn62"><sup>[62]</sup></a></p>
<p>Şimdi(lerde); sürdürülemez kapitalizmin giderek yıkıcılaşan krizinden çıkabilmenin tek yolu, kitlelerin duruma müdahalesi ve yerkürenin sınıfsız, savaşsız, sömürüsüz sosyalist ütopya doğrultusunda işçi sınıfı mücadelesiyle dönüştürülmesinden geçerken;<a name="_ftnref63"></a><a href="#_ftn63#_ftn63"><sup>[63]</sup></a> altüst olan yerkürede, “Savaş, politikanın başka araçlarla (yani şiddet) devamıdır,” gerçeğini bir an dahi unutmadan V. İ. Lenin’e kulak verin:</p>
<p>“Savaş, savaşan güçlerin hâkim sınıfları tarafından savaşın patlak vermesinden çok önce izlenen politikanın, zor kullanma araçlarıyla devamıdır. Barış, aynı politikanın, askeri hareketler sonucunda rakipler arasındaki güç ilişkilerinde meydana gelen değişikliklerin dikkate alınarak sürdürülmesidir.”</p>
<p>“Çetin savaşlar, karmaşasız olmaz.”</p>
<p>“Savaş da, tarihteki öteki bunalımlar gibi, büyük yıkımlar ve insan yaşamındaki ani değişmeler gibi, bazı kimseleri sersemletir ve yıkar, ama bazılarının da gözlerini açar ve bunları çelikleştirir&#8230; dünya tarihini bir bütün olarak düşünürsek, ikinci tür insanların sayısının ve gücünün&#8230; birinci türden daha fazla olduğu görülür.”</p>
<p>“Savaşlar ücretli köleliği devam ettirmek ve güçlendirmek içindir; çünkü savaş proletaryayı bölüp sindirir, kapitalistler ise, savaşla zenginleştikleri, ulusal önyargıları kışkırttıkları ve tüm ülkelerde, en özgürlükçü ve cumhuriyetçi olanlarında bile hortlayan gericiliği güçlendirdikleri için bundan faydalanır.”</p>
<p>“Emperyalizm, dünya uluslarının bir avuç ‘büyük güç tarafından ezilmesinin durmaksızın arttığı bir çağdır. Bu nedenle, ulusların kendi kaderini tayin hakkını tanımaksızın emperyalizme karşı sosyalist enternasyonal devrim kavgasını vermek imkânsızdır.”</p>
<p>“Şimdi gözünüzde canlandırmaya çalışın: 100 kölesi olan bir köle sahibi, kölelerin daha adil bir şekilde paylaşılması için, 200 kölesi olan bir başka köle sahibine savaş açıyor. Bu durum için, savunma savaşı ya da anayurdun savunulması için savaş gibi kavramların kullanılması tarihsel bakımdan kesinlikle yanlıştır, uygulamada ise sıradan halkın eğitimsiz ve cahil insanların, kurnaz köle sahipleri tarafından aldatılmasıdır.”</p>
<p>“Sosyalistler, hepsini de devirmek için, soyguncular arasındaki çekişmeden yararlanma yoluna gitmelidirler. Bunu yapabilmek için de sosyalistler, her şeyden önce, halka doğruları söylemeli; yani bu savaşın, köleliği güçlendirmek için köle sahipleri arasında bir savaşım olduğunu söylemelidirler.”</p>
<p>“Sosyalistler, sosyalist olmaktan vazgeçmeksizin, genel olarak bütün savaşlara karşı olamazlar. Mevcut emperyalist savaşın bizi körleştirmesine izin vermemeliyiz. Büyük güçler arasındaki bu tür savaşlar, emperyalist çağın özelliğidir; ancak ezilen halkların zulmünden kurtulmak için kendilerini ezenlere karşı yürüttükleri savaşlar örneğinde olduğu gibi demokratik savaşlar ve ayaklanmalar da asla olanaksız değildir. Proletarya’nın sosyalizm için, burjuvaziye karşı yürüttüğü iç savaşlar kaçınılmazdır.”</p>
<p>“Soyut bir barış çağrısı yapan pasifizm, işçi sınıfını kandırmanın pek çok yolundan biridir. Kapitalizmde, özellikle de onun emperyalist aşamasında, savaşlar kaçınılmazdır.”</p>
<p>“İster köleliğe, serfliğe, ister günümüzdeki gibi ücretli köleliğe dayansın, sınıflı toplumlarda, ezen sınıf her zaman silahlıdır.”</p>
<p>“Savaşta, gerek ‘kendi’ hükümetinin zaferini savunmak, gerek ‘ne zafer, ne yenilgi’ sloganını savunmak, sosyal-şovenizm görüşünden çıkar. Gerici bir savaşta, devrimci bir sınıf, hükümetinin yenilmesini istemekten başka bir şey yapamayacağı gibi, hükümetin askeri başarısızlıkları ile onu devirme olanaklarının arttığını görmezlik de edemez.”</p>
<p>“Durumumuzun umutsuz olduğu; bu insafsız barışta olduğu gibi ‘onursuz’ bir ölümle, umutsuz bir savaşta ‘kahramanca’ ölmek arasında seçim yapmaktan başka bir çaremiz olmadığı doğru değildir.”</p>
<p>“Yığınların barıştan yana duyguları, çoğu zaman, bir protestonun başlangıcını, savaşın gerici niteliğine karşı kızgınlığı ve yığınların bu niteliğin bilincine vardıklarını ifade eder. Bu duygudan yararlanmak, sosyal-demokratların görevidir.”</p>
<p>“Savaş, kuşku yok ki, şiddetli bir bunalım yaratmış, yığınların endişesini beklenmedik ölçüde artırmıştır. Bu savaşın gerici niteliği ile bütün ülkelerin burjuvazisinin kendi yağmacılık amaçlarını ‘ulusal’ ideoloji sözü ardına gizleyerek söyledikleri hayasızca yalanlar, nesnel devrimci bir temele dayanarak hâliyle yığınlar arasında devrimci kıpırdamalar yaratmaktadır. Bu duyguların bilinçli bir hâle gelmesi, derinleşmesi ve şekillenmesinde yığınlara yardım etmek -bizim görevimizdir. Bu görev ancak şu slogan ile doğru olarak ifade edilir: emperyalist savaşı iç savaş hâline çevirin; ve savaş sırasındaki bütün tutarlı sınıf savaşımları, ciddi bir şekilde yürütülen bütün ‘yığın hareketleri’, eninde sonunda bu amaca yönelmelidir. Güçlü bir devrimci hareketin, büyük devletler arasındaki birinci mi, yoksa ikinci emperyalist savaş sırasında mı olacağını; savaştan önce mi, savaştan sonra mı patlak vereceğini şimdiden söyleyemeyiz, ama ne olursa olsun bizim görevimiz bu yönde sistemli olarak yılmadan çalışmaktır.”</p>
<p>“Ancak devrimci bir mücadele yürütülürse ‘barış’ talebi proleter bir anlam edinir. Demokratik barış denen şey bir dizi devrim olmadan bir küçük burjuva ütopyasıdır.”</p>
<p>“Komünist Manifesto’daki ‘İşçilerin vatanı yoktur’ sözü bugün her zamankinden daha doğrudur. Proletarya ancak burjuvaziye karşı uluslararası bir mücadele yürüterek kazanımlarını koruyabilir ve ezilen kitlelere daha iyi bir geleceğin kapılarını aralayabilir.”</p>
<p>“Kulübelere barış, saraylara savaş! Bütün ülkelerin işçilerine barış! Bütün ülkelerin devrimci işçilerinin kardeşçe birliği! Yaşasın sosyalizm!”</p>
<p>“Ancak, biz tek ülkede değil bütün dünyadaki burjuvaziyi devirir, yener ve onları mülksüzleştirirsek, savaşlar olanaksız duruma gelir.”</p>
<p>“Devrimler olmaksızın sözde demokratik bir barış, dar kafalı bir ütopyadan başka bir şey değildir.”<a name="_ftnref64"></a><a href="#_ftn64#_ftn64"><sup>[64]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>15 Mart 2023 17:18:53, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> 29 Mart 2023 tarihinde DGB’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği ‘Gençlik Seçimini Tartışıyor’ başlıklı panel-forumda yapılan konuşma… Kaldıraç Dergi, No:261, Nisan 2023…</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> V. İ. Lenin, Sosyalizm ve Savaş, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Savaşa Karşı Tutumu, çev: N. Solukçu, Sol Yay., 1970, s.60.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “Ayakları Yere Basmıyor!”, Cumhuriyet, 2 Şubat 2023, s.9.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> “IMF: Dünyanın Üçte Biri Bu Yıl Resesyona Girecek”, 2 Ocak 2023… https://www.avrupademokrat2.com/imf-dunyanin-ucte-biri-bu-yil-resesyona-girecek/</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> “… ‘Kriz Kahini’ Roubini: Dünyayı Yüksek İşsizlik, Enflasyon Dönemi Bekliyor”, 16 Ocak 2023… https://www.dokuz8haber.net/kriz-kahini-roubini-dunyayi-yuksek-issizlik-enflasyon-donemi-bekliyor</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Ege Cansen, “Krizin Geleceği Varsa…”, Sözcü, 1 Ağustos 2021, s.7.</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> “Batı’nın Kriz Korkusu”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2022, s.7;</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Selim Somçağ, “Küresel Resesyon Ufukta Göründü”, Cumhuriyet, 25 Kasım 2022, s.10.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> “IIF: 2023, Küresel Ekonomi İçin En Kötü Yıl Olacak”, Sözcü, 26 Kasım 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Jale Özgentürk, “Eczacıbaşı: Küresel Kriz Sürecek”, Cumhuriyet, 14 Kasım 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Davos Man’ Tedirgin”, Cumhuriyet, 26 Ocak 2022, s.9.</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Hasan Erel, “Davos Oligarşisi 2023”, Cumhuriyet, 20 Ocak 2022, s.2.</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “Sanders, Wolf ve ‘Simit’…”, Cumhuriyet, 2 Mart 2023, s.9.</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> Patrick Martin, “Borç Krizinin Suçlusu Kim?”, Birgün, 30 Ocak 2023, s.13.</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Ken Klippenstein, “Finans Piyasalarının İşsizlik Sevinci”, Birgün, 9 Ocak 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn16"></a><a href="#_ftnref16#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> Hayri Kozanoğlu, “Bitcoin’in Akıbeti Laleye Benzer mi?”, Birgün, 23 Şubat 2021, s.5.</p>
<p><a name="_ftn17"></a><a href="#_ftnref17#_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> Raj Patel-Jason W. Moore, Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi, çev: Serkan Gündüz, Kolektif Kitap, 2021.</p>
<p><a name="_ftn18"></a><a href="#_ftnref18#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> Munsif Merzuki, Diktatörlük ve Devrim Arasında Arap Dünyasının Krizleri, çev: Zahide Tuba Kor, Küre Yay., 2019.</p>
<p><a name="_ftn19"></a><a href="#_ftnref19#_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> Merdan Yanardağ, “Tek Kutuplu Dünyanın Sonu ve Moskova Konferansı”, Birgün, 20 Kasım 2023, s.5.</p>
<p><a name="_ftn20"></a><a href="#_ftnref20#_ftnref20"><sup>[20]</sup></a> “Krizler Zenginleştirdi”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2023, s.7.</p>
<p><a name="_ftn21"></a><a href="#_ftnref21#_ftnref21"><sup>[21]</sup></a> “Küresel Uçurum”, Birgün, 17 Ocak 2023, s.5.</p>
<p><a name="_ftn22"></a><a href="#_ftnref22#_ftnref22"><sup>[22]</sup></a> Hayri Kozanoğlu, “Davos’taki Bedbin Ruh Hâli”, Birgün, 24 Ocak 2023, s.10.</p>
<p><a name="_ftn23"></a><a href="#_ftnref23#_ftnref23"><sup>[23]</sup></a> Barış Doster, “Liberal Demokrasi ve Dijital Otoriterlik”, Cumhuriyet, 13 Ocak 2021, s.12.</p>
<p><a name="_ftn24"></a><a href="#_ftnref24#_ftnref24"><sup>[24]</sup></a> “Oxfam: Krizler Zenginlere Yaradı, Servetlerine Servet Kattılar”, 16 Ocak 2023… https://www.dokuz8haber.net/oxfam-krizler-zenginlere-yaradi-servetlerine-servet-kattilar</p>
<p><a name="_ftn25"></a><a href="#_ftnref25#_ftnref25"><sup>[25]</sup></a> “Dünyada 30 Milyon Çocuk Açlıktan Ölme Tehlikesi Altında”, 14 Ocak 2023… https://www.avrupademokrat2.com/dunyada-30-milyon-cocuk-acliktan-olme-tehlikesi-altinda</p>
<p><a name="_ftn26"></a><a href="#_ftnref26#_ftnref26"><sup>[26]</sup></a> ‘UNESCO İstatistik Enstitüsü’nün (UIS) ‘Küresel Eğitim İzleme (GEM) Raporu’na göre 6-18 yaş arasındaki 244 milyon çocuk eğitim hakkından mahrum kaldı. UNESCO’nun verileri, Sahra Altı Afrika’da toplam 98 milyon çocuğun okula gitmediğini gösteriyor. Bu bölge, dünyada okula gitmeyen çocuk sayısının sürekli arttığı tek bölgedir. İkincisi ise, 85 milyon çocuğun okula gitmediği Güney ve Orta Asya’dır. Dünyada eğitimden en çok çocuğun dışlandığı ilk beş ülke Hindistan, Nijerya, Pakistan, Etiyopya ve Çin’dir. (Ali Arayıcı, “Dünya Genelinde 244 Milyon Çocuk Eğitimden Yoksun”, Birgün, 25 Eylül 2022, s.11.)</p>
<p><a name="_ftn27"></a><a href="#_ftnref27#_ftnref27"><sup>[27]</sup></a> “Her 4 Saniyede Bir Çocuk Ölüyor”, Birgün, 11 Ocak 2023, s.2.</p>
<p><a name="_ftn28"></a><a href="#_ftnref28#_ftnref28"><sup>[28]</sup></a> “22 Milyon İnsan Açlık Riski Altında”, Cumhuriyet, 31 Ocak 2023, s.7.</p>
<p><a name="_ftn29"></a><a href="#_ftnref29#_ftnref29"><sup>[29]</sup></a> “Almanya’da Çocuk ve Genç Yoksulluğu Araştırması”, 5 Şubat 2023… https://www.avrupademokrat2.com/almanyada-cocuk-ve-genc-yoksullugu-arastirmasi</p>
<p><a name="_ftn30"></a><a href="#_ftnref30#_ftnref30"><sup>[30]</sup></a> “Almanya’da Öğrenciler Yoksulluk Riski Yaşıyor”, 6 Aralık 2022… https://www.avrupademokrat1.com/almanyada-ogrenciler-yoksulluk-riski-yasiyor/</p>
<p><a name="_ftn31"></a><a href="#_ftnref31#_ftnref31"><sup>[31]</sup></a> Gülseren Tozkoparan Jordan, “Ölümü Gösterip Sıtmaya Razı Etmek”, Cumhuriyet, 10 Temmuz 2022, s.2.</p>
<p><a name="_ftn32"></a><a href="#_ftnref32#_ftnref32"><sup>[32]</sup></a> Mert Cengiz, “İklim Krizinden Açlığa”, Cumhuriyet, 23 Şubat 2023, s.7.</p>
<p><a name="_ftn33"></a><a href="#_ftnref33#_ftnref33"><sup>[33]</sup></a> Yaren Çolak, “Küresel Tahıl Krizinin Yeni ve Zorlu Rotaları”, Birgün, 8 Haziran 2022, s.10.</p>
<p><a name="_ftn34"></a><a href="#_ftnref34#_ftnref34"><sup>[34]</sup></a> Hayri Kozanoğlu, “Hayat Pahalılığı Milyarlarca İnsanı Esir Aldı”, Birgün, 10 Haziran 2022, s.5.</p>
<p><a name="_ftn35"></a><a href="#_ftnref35#_ftnref35"><sup>[35]</sup></a> Hayri Kozanoğlu, “Küresel Açlık Kapıda”, Birgün, 24 Mayıs 2022, s.13.</p>
<p><a name="_ftn36"></a><a href="#_ftnref36#_ftnref36"><sup>[36]</sup></a> Desiderius Erasmus, Deliliğe Övgü, çev: Nusret Hızır, Kabalcı Yay., 1998.</p>
<p><a name="_ftn37"></a><a href="#_ftnref37#_ftnref37"><sup>[37]</sup></a> “Savaşları gençleri cepheye süren hırsızlar çıkarır.” (Emma Goldman.)</p>
<p>“Savaş açmak için nasıl silahlar gerekliyse, milyonlarca insanı yaşamlarını tehlikeye atmaya ve katil olmaya sürükleyebilmek için de nefret, öfke, yıkıcılık ve korku gibi tutkular gereklidir.” (Erich Fromm, Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, çev: Yurdanur Salman-Nalan İçten, Payel Yay.,1987.)</p>
<p>“Barış sözleşmesi, gelecekte ortaya çıkması muhtemel ve hatta tarafların tahmin edemediği bütün savaş nedenlerini bertaraf edici mahiyette olmalıdır. Gelecekte savaşa neden olabilecek bir antlaşma, barış sözleşmesi olamaz.” (Immanuel Kant, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Bir Tasarı, çev: Celal Yeşilçayır, Fol Yay., 2022.)</p>
<p><a name="_ftn38"></a><a href="#_ftnref38#_ftnref38"><sup>[38]</sup></a> Küresel silah ihracatındaki payı 2018-2022 kesitinde yüzde 1.1 olarak seyreden Türkiye, sıralamada 12’nci sırada yer aldı. Bir önceki dört yıllık zaman dilimiyle karşılaştırıldığında, Türkiye’nin küresel payının yüzde 0.5 arttığı gözlendi. Öte yandan iki zaman dilimi arasında Türkiye, silah ihracatını yüzde 69 dolayında artırdı. (“Türkiye’nin Silah İhracatı Arttı, ABD İlk Sırada”, Cumhuriyet, 14 Mart 2023, s.9.)</p>
<p><a name="_ftn39"></a><a href="#_ftnref39#_ftnref39"><sup>[39]</sup></a> Yusuf Gürsucu, “Savaşlarda Göz Ardı Edilen Ekosistemler!”, Yeni Yaşam, 1 Mart 2022, s.12.</p>
<p><a name="_ftn40"></a><a href="#_ftnref40#_ftnref40"><sup>[40]</sup></a> “Felaket Yakın!”, Birgün, 30 Ocak 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn41"></a><a href="#_ftnref41#_ftnref41"><sup>[41]</sup></a> Emre Kongar, “NATO ve Rusya, ABD ve Çin”, Cumhuriyet, 25 Kasım 2023, s.3.</p>
<p><a name="_ftn42"></a><a href="#_ftnref42#_ftnref42"><sup>[42]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Büyük Savaş’ın Geri Dönüşü-II”, Cumhuriyet, 25 Ağustos 2022, s.9.</p>
<p><a name="_ftn43"></a><a href="#_ftnref43#_ftnref43"><sup>[43]</sup></a> Sait Balcı, “Şanghay İşbirliği Örgütü”, Cumhuriyet, 27 Ekim 2022, s.2.</p>
<p><a name="_ftn44"></a><a href="#_ftnref44#_ftnref44"><sup>[44]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “Uygarlığın Uzun Tarihi-Yeni Kavramları”, Cumhuriyet, 5 Ocak 2023, s.9.</p>
<p><a name="_ftn45"></a><a href="#_ftnref45#_ftnref45"><sup>[45]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “Büyük Dönüşüm”, Cumhuriyet, 9 Ocak 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn46"></a><a href="#_ftnref46#_ftnref46"><sup>[46]</sup></a> Bilsay Kuruç, “ABD’nin Düşünürleri Ne Düşünürler?”, Cumhuriyet, 31 Ekim 2022, s.9.</p>
<p><a name="_ftn47"></a><a href="#_ftnref47#_ftnref47"><sup>[47]</sup></a> Peter Maass, “Savaş, Çatışma Cehennemdir”, Birgün, 18 Ocak 2023, s.13.</p>
<p><a name="_ftn48"></a><a href="#_ftnref48#_ftnref48"><sup>[48]</sup></a> Caitlin Johnstone, “Biden’ın Yalanları”, Birgün, 7 Temmuz 2022, s.5.</p>
<p><a name="_ftn49"></a><a href="#_ftnref49#_ftnref49"><sup>[49]</sup></a> Stefan Wolff, “G7 ve NATO’nun ‘Etkisiz’ Zirvesi”, Birgün, 4 Temmuz 2022, s.10.</p>
<p><a name="_ftn50"></a><a href="#_ftnref50#_ftnref50"><sup>[50]</sup></a> Ceyda Karan, “Münih Konferansı Batılı Kapitalistlerin Klasik Savaş Formülünü Köpürttüğü Yer Oldu”, 20 Şubat 2023… https://sputniknews.com.tr/20230220/munih-konferansi-batili-kapitalistlerin-klasik-savas-formulunun-kopurttugu-yer-oldu-1067343446.html</p>
<p><a name="_ftn51"></a><a href="#_ftnref51#_ftnref51"><sup>[51]</sup></a> “Pasifik Kuşatıldı”, Birgün, 3 Şubat 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn52"></a><a href="#_ftnref52#_ftnref52"><sup>[52]</sup></a> “Japon Militarizmi Dönüş Yolunda”, Birgün, 1 Aralık 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn53"></a><a href="#_ftnref53#_ftnref53"><sup>[53]</sup></a> “Korkutan İttifak”, Birgün, 9 Haziran 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn54"></a><a href="#_ftnref54#_ftnref54"><sup>[54]</sup></a> “Kışkırtan Kuşatma”, Birgün, 25 Mayıs 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn55"></a><a href="#_ftnref55#_ftnref55"><sup>[55]</sup></a> “Pasifik Hiç Kimsenin Arka Bahçesi Değil”, Birgün, 20 Kasım 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn56"></a><a href="#_ftnref56#_ftnref56"><sup>[56]</sup></a> “Gri Bölge Uyarısı”, Birgün, 23 Kasım 2023, s.11.</p>
<p><a name="_ftn57"></a><a href="#_ftnref57#_ftnref57"><sup>[57]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Büyük Savaş’ın Geri Dönüşü”, Cumhuriyet, 22 Ağustos 2022, s.11</p>
<p><a name="_ftn58"></a><a href="#_ftnref58#_ftnref58"><sup>[58]</sup></a> Deniz Berktay, “Rusya ve Çin Lideri, İşbirliğini Geliştirme Mesajı Verdi”, Cumhuriyet, 31 Aralık 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn59"></a><a href="#_ftnref59#_ftnref59"><sup>[59]</sup></a> Mert Cengiz, “Dünya İki Kutba Ayrılıyor”, Cumhuriyet, 27 Aralık 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn60"></a><a href="#_ftnref60#_ftnref60"><sup>[60]</sup></a> Eduardo Galeano, “Hatırlayarak”, aktaran: Zeynep Oral, “Düş Kurma Hakkı”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn61"></a><a href="#_ftnref61#_ftnref61"><sup>[61]</sup></a> “Barış ile savaş arasında bir sınır yok. Hep savaş. Televizyonu açıyorsun- herkes haydut ağzıyla konuşuyor: siyasetçiler de, işadamları da, başkan da; ödenen haraçlar, rüşvetler, insan hayatı -ayağınla üstüne basıp dağıttığın tükürük. Toplama kampında gibi&#8230;” (Svetlana Aleksiyeviç, İkinci El Zaman-Kızıl İnsanın Sonu, çev: Sabri Gürses, Kafka Kitap, 2020.)</p>
<p><a name="_ftn62"></a><a href="#_ftnref62#_ftnref62"><sup>[62]</sup></a>  “Savaşa gitmemiz buyruldu/ “toprak için aslanlar gibi dövüşün” diyerek/ toprak için! ama kimin toprağı? söylenmedi bu/ &#8211; derebeyinin toprağı olsa gerek! savaşa gitmemiz buyruldu/ “özgürlük adına” diyerek/ özgürlük adına! ama kimin özgürlüğü? söylenmedi bu/ halkın özgürlüğü olmasa gerek!” (Demyan Bedny.)</p>
<p><a name="_ftn63"></a><a href="#_ftnref63#_ftnref63"><sup>[63]</sup></a> “Olup bitenler, herkese eziyet çektiren kötülükler de, bir kahramanlığın sonucunda gelecek olası iyilikler de, hareket hâlindeki birkaç kişinin inisiyatifinden çok, kitlelerin kayıtsızlığının ve hareketsizliğinin sonucudur. Olup bitenler, az sayıda insan öyle istediği için değil, kitleler sorumluluk almadığı ve oluruna bıraktığı için böyle gerçekleşir… Bir dönemin gidişatı, hareket eden küçük grupların dar görüşleri, anlık ihtiyaçları, hırsları ve kişisel ihtiraslarına göre şekillenir ama çoğunluk bunları görmezden gelir, umursamaz.” (Antonio Gramsci.)</p>
<p><a name="_ftn64"></a><a href="#_ftnref64#_ftnref64"><sup>[64]</sup></a> V. İ. Lenin, Sosyalizm ve Savaş, Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Savaşa Karşı Tutumu, çev: N. Solukçu, Sol Yay., 1970.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:p&#111;&#108;itikh&#097;ne&#051;&#052;&#064;&#103;&#109;a&#105;l&#046;&#099;o&#109;" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsurdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri%2F&amp;linkname=S%C3%9CRD%C3%9CR%C3%9CLEMEZ%20KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM%3A%20KR%C4%B0Z%2C%20SAVA%C5%9E%20VE%20D%C3%9CNYA%20H%C3%82L%28LER%29%C4%B0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsurdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri%2F&amp;linkname=S%C3%9CRD%C3%9CR%C3%9CLEMEZ%20KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM%3A%20KR%C4%B0Z%2C%20SAVA%C5%9E%20VE%20D%C3%9CNYA%20H%C3%82L%28LER%29%C4%B0" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsurdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri%2F&amp;linkname=S%C3%9CRD%C3%9CR%C3%9CLEMEZ%20KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM%3A%20KR%C4%B0Z%2C%20SAVA%C5%9E%20VE%20D%C3%9CNYA%20H%C3%82L%28LER%29%C4%B0" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsurdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri%2F&amp;linkname=S%C3%9CRD%C3%9CR%C3%9CLEMEZ%20KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM%3A%20KR%C4%B0Z%2C%20SAVA%C5%9E%20VE%20D%C3%9CNYA%20H%C3%82L%28LER%29%C4%B0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsurdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri%2F&#038;title=S%C3%9CRD%C3%9CR%C3%9CLEMEZ%20KAP%C4%B0TAL%C4%B0ZM%3A%20KR%C4%B0Z%2C%20SAVA%C5%9E%20VE%20D%C3%9CNYA%20H%C3%82L%28LER%29%C4%B0" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/" data-a2a-title="SÜRDÜRÜLEMEZ KAPİTALİZM: KRİZ, SAVAŞ VE DÜNYA HÂL(LER)İ"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/">SÜRDÜRÜLEMEZ KAPİTALİZM: KRİZ, SAVAŞ VE DÜNYA HÂL(LER)İ</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/surdurulemez-kapitalizm-kriz-savas-ve-dunya-halleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3547</post-id>	</item>
		<item>
		<title>POST-MODERN SÖYLENCELERE İNAT, YAZMAK!</title>
		<link>https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Mar 2023 16:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3440</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım.”1 &#160; “Sapere aude/ Bilmeye cesaret et!” uyarısının, yeniden ve bir kez &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/">POST-MODERN SÖYLENCELERE İNAT, YAZMAK!</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">“Yazı yazmam için bana çiçek,</p>
<p style="text-align: right;">kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin,</p>
<p style="text-align: right;">oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sapere aude/ Bilmeye cesaret et!” uyarısının, yeniden ve bir kez daha büyük bir değer kazandığı post-modern çürümenin orta yerindeyiz!</p>
<p>Füruğ Ferruhzad, “Bütün kavramların ve ölçütlerin anlamlarını yitirdikleri ve -değersiz demek istemiyorum- giderek sarsılmaya yüz tuttuğu bir çağda yaşıyoruz. Dış dünya öyle tepe taklaktır ki inanmak istemiyorum,” derken Edip Cansever’in, “Günlük edimlerimiz bizi öyle yoğuruyor ki, öylesine kılıktan kılığa sokuyor ki, bir yığın çıkmazın buyruğunda, direnmekle çevreye uymak arasında şaşkına dönüveriyoruz. Boyutsuz, anlamsız, sallantılı bir yaşama düzeyinde bocalıyoruz durmadan,” diye eklediği üzere hemen her şey…</p>
<p>Denilebilir ki “Ne zevk var, ne sanat, ne de mutluluk. Hep hırsızlık, hep üçkâğıtçılık, hep ağıt yakma. Kokuşup parçalanıyoruz. Sufisiyle, dervişiyle, yaşlısıyla, genciyle, esnafıyla, hepimiz para ve makamın büyüsüne kapılmışız hem de en utanç verici ve çirkin şekliyle.”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>“Bu dünyaya ne yaptınız? Hangi süpermarketten aldınız? Bize kötü davranma ve yok etme hakkını size kim verdi? Günahkârların bedelini biz mi ödeyeceğiz? Hepimiz sonsuzluğu cehennemde mi geçireceğiz?”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> sorusuna yanıt aranan kesitte; “Evet! Bu utanç verici gösteriyi izliyoruz&#8230; Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir.”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>Vazgeçme, teslimiyet, inkârcılık, “orta yol” arayışlarının yoğunlaşarak insan(lık)ı çok yönlü olarak yabancılaştırdığı bu tablonun mimarı; Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından geçen yıllar boyunca düşünsel dünyamıza, mücadele ufkuna musallat olan, sol-liberalizm diye anılan post-modernizm/ post-modern akımlar oldu.</p>
<p>Postmodernizm/ post-modern kavramını post-Marksizm’den ayrı kullanmak elbette mümkün değil; “demokratik iyi kapitalizm iyimserliği”nden malûl zırvaya göre, neo-liberal politikalar karşısında “radikal demokratik” kazanımlar için mücadele esastı!</p>
<p>“Yeni teknolojiler”in toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldıracağını ileri süren onlara göre, karşılıklı bağımlılığa dayalı, küresel bir toplumda yaşanıyordu. Artık ulus-devletin bir önemi kalmamıştı!</p>
<p>Piyasanın “küreselleşme” ile birlikte toplumlara refah getireceği iddia ediliyordu!</p>
<p>“Küresel olarak bütünleşmiş bir dünyada artık savaşlar çıkmaz” deniyordu!</p>
<p>Ve nihayet Ernesto Laclau ile Chantal Mouffe’un ortaya attıkları Post-Marksizm ile Murray Bookchin’ciliğe göre “İşçi sınıfının buharlaştığı” iddia ediliyordu!<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>Yerkürenin dört yanında isyan edenler, sokaklardaki emekçiler, “yönetenlerin artık eskisi gibi yönetemediğini, yönetilenlerin artık eskisi gibi yönetilmek istemediğini” gösteriyorken; veya Mao Zedung’un deyimiyle “Gök kubbenin altında kaos var. Öyleyse koşullar mükemmel”ken; ya da sürdürülemez kapitalist sistem debelenmeye devam ederken hakikâti yansıtmak bir yana, onu manipüle eden söz konusu iklim edebiyat, sanat, kültür dünyasında da Orhan Pamuk<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> vari semptomların boy vermesine yol açtı.<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Biliyorum! Bu saptamama; “Sistematik olarak Pamuk’tan hoşlanmayan, okumadan eleştiren grubun yanı sıra gene yazdıklarını okumadan anlaşılmaz olduğu miti üzerinden yargı dağıtan diğer kitleye, en son hangi kitabını okudunuz, diye sormamız gerekir”!<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p>Ya da “Orhan Pamuk ‘bilgi romanı’ yazdığını söylüyor. Böylece roman türlerine yeni bir katkıda bulunmuş oluyor&#8230; Orhan Pamuk bir ‘Dünya romancısı’dır. Romanları 62 dile çevrilmiş. Yani Orhan Pamuk sadece Türkçe okuyan okur için yazmadığını bilir. O nedenle ve yazarlık anlayışından gelen detaycı, pekiştirmeci yaklaşımla olayları Türkiye’yi, İstanbul’u hiç bilmeyen bir kişiye anlatır gibi yazar ve betimlemeleri aşırı detaylandırır, önemsediği şeyleri tekrar tekrar anlatarak okurun kafasında pekiştirmeye çalışır”!<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a></p>
<p>Veya “Kara Kitap’ı<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a> okumak veya ‘yeniden okumak’ için belki de en temel neden, Orhan Pamuk’a niçin Nobel ödülü verildiğini anlamak olacaktır. Ödül gerekçesi sanki sadece Kara Kitap düşünülerek kurulmuş gibidir. ‘Şehrin melankolik ruhunun izlerini sürerken birbirleriyle çatışan ve içiçe geçen kültürlerin yeni simgelerini bulmuştur’ cümlesinin Pamuk külliyatındaki tam karşılığı Kara Kitap’tır. Romanı benim gibi çok sevebilir ya da sadece beğenebilirsiniz ama her insaflı okur, Kara Kitap’ı elinden bıraktıktan sonra Pamuk’a gelişigüzel yöneltilen eleştirilerin önünde taş gibi bir metnin durduğunu ve edebiyat dışı ölçütlerle bu gerçeğin değiştirilemeyeceğini görecektir”!<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a></p>
<p>Sonra da “Biliyorum çok şey yazıldı ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ için. Orhan Pamuk, bu romanıyla ilgili, gazetelerin hafta sonu eklerine röportajlar verdi. İnsanın canını acıtma temelli haksız eleştiriler de çıktı, kitabı yere göğe koyamayanlar da&#8230; İlk baskısı 200 bin yapılan kitap için, ikinci haftada 50 binlik ikinci baskıya geçildi. İki haftada 250 bin sattı ayrıca… Başyapıt kıvamında bir romanı bir köşe yazısının sınırları içinde değerlendirmek imkânsız. Bu yüzden özellikle etkilendiğim, önemli bulduğum üç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bir kere Independent’a hak vermek işten değil: ‘Pamuk, en iyi kitaplarını Nobel’den sonra yazan eşsiz bir yazar’. Nobel öncesi kitaplarının yeri ayrı ama sonrasında gelen ‘Masumiyet Müzesi’, ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ ve nihayet ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ gerçekten çok güçlü metinler”!<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>Siz bakmayın bu övgü (reklam) dolu, gayrı ciddi lafazanlıklara, bunların hiçbiri gerçeği yansıtmıyor!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Öncelikle “UNESCO’ya göre dünyanın en çok çevrilen yaşayan yazarlarından biriyim… Hükümeti eleştiremiyorlar, ne yapalım Orhan Pamuk’u eleştirelim (diyorlar-y.n)… Kötü saldırılar okurdan aldığım sevgiye kıskançlıktan, hasetten de geliyor,”<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a> biçiminde kocaman laflar edenler, hiçbirini küçümsemeden her eleştiriye açık olmayı öğrenmek zorundadırlar!</p>
<p>Thomas Mann’ın, “Eleştiri ilerlemenin ve aydınlanmanın özünü oluşturur”; Eugene Ionesco’nun,  “Eleştirmen tarif etmeli, reçete yazmamalıdır”; Gustave Flaubert’in, “Eleştiride en yüksek şey yöntemdir; yaratmayı sağlar,” diye tanımladığı eleştiri edebiyatın içindedir; eleştirisiz/ itirazsız edebiyat olmazken; elbette övgü (reklam) dolu, gayrı ciddi lafazanlıklar (olmaması gerektiği hâlde) olabilir!<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Orhan Pamuk, “Resmi görüşe karşı yazan akıntıya kahramanca kürek çekiyordur,”<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a> demesine der de; başka şeyler de var!</p>
<p>Mesela “Korkarak konuşuyorum, konuşmamaktan utanıyorum; herkes hapiste, herkese eziyet ediliyor, sadistlik, hunharlık, zalimlik ‘örnek olsun’ hâline gelmiş!&#8230; Altılı Masa umarım iyi bir aday bulur, umarım o aday kazanır… Kişisel olarak zenginlerden hoşlanmam, Türk zenginlerin biraz daha cesur olmalarını beklerdim”!<a name="_ftnref16"></a><a href="#_ftn16#_ftn16"><sup>[16]</sup></a></p>
<p>Ya da “Benim için edebiyat yalnızca Türkiye hakkında siyasi, ahlâki yorum yapmak için bir bahane değil… Gazeteciler sorduğu için konuşuyorum, Ben siyasi konuşmaya yapmaya meraklı değilim… Siyaset sorana düşünce özgürlüğü yok diyorum. Artık düşünce özgürlüğü yok dedikten sonra akrobatik hareketlerle bir iki siyasi laf da ediyoruz ama ondan sonra da saldırıları bekliyoruz… Siyasi laf edenleri sokakta dövüyorlar, parmaklarını kırıyorlar, tehditler ediyorlar, mafya karışıyor işin içine”!<a name="_ftnref17"></a><a href="#_ftn17#_ftn17"><sup>[17]</sup></a></p>
<p>Veya “Beğenmediğimiz manşetleri atan, haberleri yapan gazetecileri dövmek, tutuklamak, gazetelerini kapatmak&#8230; Gittikçe pervasızlaşan bu korkunç alışkanlık, Türkiye’yi bütün dünyada basın özgürlüklerinin en düşük düzeyde olduğu bir ülke hâline getirdi. AKP milletvekilleri, son seçim zaferinden haklı olarak gururlanıyorlardır. Muhalif gazetecilerin dövüldüğü, hapse atıldığı, haklarında dava üzerine dava açıldığı, tehdit edildiği ve gazetelerine el konduğu bir ülkede iktidar olmaktan da gurur duyabiliyorlar mı diye sormak isterim sayın milletvekillerine,”<a name="_ftnref18"></a><a href="#_ftn18#_ftn18"><sup>[18]</sup></a> derken “mış” gibi yapar!</p>
<p>Çünkü liberal Orhan Pamuk, 2012’de İspanya’da yayımlanan ‘El Pais’deki röportajından, “Türkiye’de askerin gücü azaldı. Uzun yıllar laikliği korumak için askeri destekleyen milliyetçi burjuvazi bundan kaygı duyuyor. Anadolu’dan gelen, daha muhafazakâr ve dini yönü ağırlıklı olan, AKP’yi destekleyen yeni bir burjuvazi var. Bu İstanbul burjuvazisinin biraz rahatsız hissetmesine neden oluyor. Ama unutulmamalıdır ki son 10 yılda mevcut iktidarla Türkiye, çok daha zengin ve başarılı oldu,”<a name="_ftnref19"></a><a href="#_ftn19#_ftn19"><sup>[19]</sup></a> demişti; nasıl unuturuz?!</p>
<p>Orta yerde bir ikiyüzlülük var; hem de Piyotr Alekseyeviç Kropotkin’in, “İkiyüzlülük temelleri yıkıldıkça, toplumda ahlâk düzeyi yükselir. Özellikle bu dönemlerde, ikiyüzlülük tamamen eleştirilip yadsındığında ahlâk duygusu en hızlı ilerlemesini gerçekleştirir; ancak o zaman bu duygu büyür, yükselir, incelik kazanır,” notunu düştüğü üzere!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Hayatın en güzel şeyiymiş kitapçıya girmek, müzeye girmek, kültür yerine girmek, kalabalıkta yürümek,”<a name="_ftnref20"></a><a href="#_ftn20#_ftn20"><sup>[20]</sup></a> diye betimlenen Orhan Pamuk pek etliye sütlüye karışmaz; kokup bulaşmaz cinstendir; hatta tam bir eyyamcıdır!</p>
<p>“Otoriterliği değiştirecek şey, en sonunda bunun faydalı olmadığını görmemiz olacak. Gelişmiş teknoloji, insan yaratıcılığı, insan zekâsına daha fazla ihtiyaç duyduğumuz zaman otoriterlik para etmeyecek. Köprü yaparken, kuyu kazarken, yol yaparken, belki herkesin fikri ayrıyken biri otoriterlikle toplumu bir araya getirip bir şeyler yapıyor. Ama bilgisayar keşfi yaparken, ince bir işi geliştirmeye çalışırken otoriterlik değil, bilakis tam tersi özgürlük, yaratıcılık, düşünce özgürlüğü gerekiyor. Bizler de tam bu çizginin kenarındayız. Asya toplumlarının zemini bu ama maşallah kimsenin özgürlük talep ettiği falan yok. Herkes büyüme derdinde. Otoriter bir büyüme olsun da özgürlük ikincil, üçüncül değer olabilir deniyor. Bunlar benim dikkat ettiğim konular. Asya’da büyüme oluyor ama özgürlükler gelmiyor. Bunlar beni dertlendiren şeyler. Seçmen de ne yazık buna destek veriyor. O zaman işimiz daha da zorlaşıyor,”<a name="_ftnref21"></a><a href="#_ftn21#_ftn21"><sup>[21]</sup></a> türünde ve “çene suyu çorba” kıvamındaki (Çetin Altan’ın ikinci dönemini anımsatan!<a name="_ftnref22"></a><a href="#_ftn22#_ftn22"><sup>[22]</sup></a>) eveleme gevelemelerle idare-i maslahatçılıktan malûl “yazarın” ‘Veba Geceleri’nde “Atatürk’ü küçük düşürücü ifadelere yer verdiği” öne sürülürken; konuyla ilgili açıklamasında Orhan Pamuk, “Üzerinde beş yıldır çalıştığım Veba Geceleri’nde imparatorlukların küllerinden kurulan milli devletlerin kahraman kurucularına ve Atatürk’e hiçbir saygısızlık yoktur,” der!<a name="_ftnref23"></a><a href="#_ftn23#_ftn23"><sup>[23]</sup></a></p>
<p>Aynı konuda PEN Türkiye ise, “Cumhuriyetimizin kurucusu, her geçen gün yokluğunu daha derinden hissettiğimiz, çağdaşlığın, aydınlığın öncüsü, büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yitirişimizin 83. yılında, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan tek yazarımız, Türkçenin ve Türk edebiyatının dünyaca tanınmasına büyük katkılarda bulunan değerli romancımız Orhan Pamuk’u, olmayan suçlar icat edip yargılamayın. Bize özgür bir ülke bırakan, özgür ve eleştirel düşüncenin yolunu gösteren Atatürk’ü üzmeyin!”<a name="_ftnref24"></a><a href="#_ftn24#_ftn24"><sup>[24]</sup></a> diye ekler!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Yazmak zor iştir; yazdığınız yaşam ya da safsatadır. Sorumluluğuyla yazmaktır yazmayı yazmak yapan; tam da bunun için yazmak bir politik serüvene ait olmaktır.</p>
<p>Çünkü “Sanatçı, varoluşu itibariyle politiktir. Gerçeğe baktığı yer, tualini, kamerasını, sahnesini kurduğu nokta, -o istese de istemese de- onun ideolojik görüşünü yansıtır. Müziğini bestelerken kullandığı müzik aleti, heykel yaparken işlenen malzemenin cinsi, onu politik yapar. Her ne kadar bazı sanatçılar, ‘politik olma’ meselesini, ‘kuru siyaset’ olarak algılayıp, çeşitli kaygılarla egemenlerden korkarak apolitik olduklarını iddia etseler de hakikât budur. Hayal gücünüzü öne sürüp, ‘yeryüzünün sıkıcı gerçekliğinin’ ilginizi çekmediğini ve bir sanatçı olarak imgeler aracılığıyla yeni bir imaj yarattığınızı düşünseniz de, o kullandığınız imge sizin ideolojinizden bağımsız değildir. Ya kendi meselelerinizi, insanlığın değerleriyle, binlerce yıldır damıtılan kültürel özellikleriyle harmanlar ve taklit etmeden yaratıcı bir iş üretirsiniz ya da bütün bunlardan azade olduğunuzu iddia edip -ki bu da politik bir tavırdır- biçimi önceler ve gerçekliği yeniden üretmeye gayret edersiniz. Günün sonunda, çağınıza dair sorumluluk duymasanız da, yeni bir form peşinde olduğunuzu söyleseniz de, gerçeklikle ilişki kursanız da kurmasanız da, bir sanatçı olarak politik bir eylem sergilemişsinizdir.”<a name="_ftnref25"></a><a href="#_ftn25#_ftn25"><sup>[25]</sup></a></p>
<p>Kolay mı? Hakikinin sahteye galebe çalması için hayallerimizi emzirir yazmak eylemi!</p>
<p>Evet bir yaratıcılık hâli olarak yazmak-nihai kertede- eylemdir.<a name="_ftnref26"></a><a href="#_ftn26#_ftn26"><sup>[26]</sup></a></p>
<p>Ancak bunlara rağmen “Yazmak şehirli, psikolojik, entelektüel bir eylem oldu -dünyanın dibi çıktı,” diyen Susan Sontag’ın tespiti ne kadar da yerli yerinde… “Yazmak kucaklamaktır; her düşünce bir diğerine uzanır,” diye eklemesi de !</p>
<p>Hayata dokunmadan; taraf olmadan; düşünce-davranış birliği olmadan yazabilmek zor, hatta imkânsızdır!</p>
<p>Friedrich Nietzsche, “Görkemli yazmak, hafif ve sade yazmaktan daha çabuk öğrenilir. Bunun nedenlerini ahlâksal alanda aramalı,”<a name="_ftnref27"></a><a href="#_ftn27#_ftn27"><sup>[27]</sup></a> derken; “… ‘Muhalifim,” deyip geçmek yeterli değil. Neye/ niçin muhalifsiniz? Tavrın neye? Yazara/ yazana günün/ gündemin ötesinde bir bakış gerek.”<a name="_ftnref28"></a><a href="#_ftn28#_ftn28"><sup>[28]</sup></a></p>
<p>Orhan Pamuk bunlara pek aldırmaz! Aksine…</p>
<p>“Hiçbir şey bir gecede olmadı. 48 yıldır konu seçiyorum. Bir konuyu seçiyorsunuz, yıllarca inceltiyorsunuz. İlk başlarda kışkırtma kelimesine gençliğimde daha yakındım. Çünkü yıllar önce seçtiğim, damıttığım, ayrıntı topladığım konular yoktu henüz. Bir şey beni kışkırtınca hemen o konuyu yazabilirdim. Şimdi ise her şey yıllarca dinleniyor,”<a name="_ftnref29"></a><a href="#_ftn29#_ftn29"><sup>[29]</sup></a> diyen Orhan Pamuk ekliyor:</p>
<p>“23 yaşında romancı olmaya karar verince, sanki kolumu keser gibi, 10 yıl içimdeki ressamı öldürdüm. Ama 40’ımdan sonra o ressam canlandı ve kendi kendine defterlere resimler yapmaya başladı. Önce karalamaları, çizgileri saklamaya başladı. Sonra defterler tutmaya, daha çok resim yapmaya. Ama hiçbir zaman sergilemeyi düşünmeden yaptım bunları. Daha yeni Büyükada’dan İstanbul’a döndüm. Yaz başı adaya gelirken bütün resim defterlerimi, boyalarımı getirmiştim. Dönmek için her şeyimi toplarken, ‘Keşke daha çok yapsaymışım’ dedim&#8230;</p>
<p>Yazarken daha ‘akıllı’ hissediyorum. Kabaca ayırt etmek gerekirse, resmi daha lirik, şiirsel bir duyguyla yapıyorum. Hatta bir bardak bira veya şarap içersem daha da rahat yapıyorum. Ama yazarken bunları yapamam. Yazarken daha mantıklı, gene yaratıcı ama daha düşünen biriyim. Kelimeleri sanki zihnim kontrol ediyor. Resim yaparken, ‘Benim Adım Kırmızı’da da anlatmaya çalıştığım gibi, elim kendiliğinden yapıyor. Hep duşta şarkı söyleyen adamın rahatlığına benzetiyorum bunu. Bir zaman kendime resimle ilgili kısıtlamalar koyunca, resim yapma zevkimin azaldığını hissettim. Çünkü o zaman mesleğe dönüşüyor.”<a name="_ftnref30"></a><a href="#_ftn30#_ftn30"><sup>[30]</sup></a></p>
<p>“Resim yapmayı hiçbir zaman bırakmadım. Bu bienalde hem Masumiyet Müzesi ki orası bana göre bir sanat eseridir, enstalasyondur, edebiyatla çağdaş sanatın iç içe geçtiği bir şeydir, bienalde kullanılan bir yer oldu hem de benim aslında sergilemek için değil zevkim için yaptığım, not defterleri mi desek resim defterleri mi desek, bunlardan bazıları İstanbul Modern’in alt katında sergileniyor. Onları utana sıkıla sergiliyorum. Yaptığım resimleri ilk defa ziyaretçilere gösterebildiğim için hem utanıp hem de gizli gizli memnun oluyorum.”<a name="_ftnref31"></a><a href="#_ftn31#_ftn31"><sup>[31]</sup></a></p>
<p>“Erdal (Öz Can Yayınları) beni hep ‘bu küçük çocuk çok parlak’ diye tanıtırdı. Hep korurdu beni. Severdim bu ilişkiyi. Ama ben de ona yayınevi bizim gemimiz olduğu için, gemi iyi gitsin diye, hep ‘Şunu bas, şu da var’ filan derdim. O sırada Latin Amerikan edebiyatının yükselmesi vardı. Pek çok Latin Amerikan yazarını ve başka dünya yazarlarını ona ben söyledim. Bunları yapmaktan heyecan duyardım. Böyle bir arkadaşlığımız vardı. Ve birlikte ‘başarılı’ olduk. İşler ben oradayken büyüdü. Onu da içeriden görmek hoşuma giderdi. Cumaları ödeme olur, yazarları da para almaya cumaları çağırırdı. Ama bazen görürsün ki Erdal kendi matbaasına ödeme yapmakta zorlanıyor. Onlara da şahit olurdum&#8230;</p>
<p>Erdal her zaman asıl işi edebiyatçılık, güzel şeyler yazmak olan biriydi. Her ne kadar politika için yapılmıyorduysa da edebiyat, Erdal’ın başına gelenler, tutuklanıp işkence görmesi ve o konudaki hatıralarını yazması onu bir siyasi olarak ünlendirdi. Ama aslında benim için Erdal’ın asıl metinleri ilk kitaplarıdır. ‘Odalar’ kitabı ve kısa hikâyeleri&#8230; Ben oraya 1982’de gittim. Ama 1970’lerin ‘en güzel roman en politik olanıdır’ anlayışı hâlâ etraftaydı. Erdal o ayıklamayı da yapardı.”<a name="_ftnref32"></a><a href="#_ftn32#_ftn32"><sup>[32]</sup></a></p>
<p>Orhan Pamuk, bize hep kendini anlatır; sadece kendini!</p>
<p>Bu da; bir oyun oynama içgüdüsü, kurgulama ihtiyacı olarak satırlara dökülürken; “Ya hayat?” sorusu boşlukta kalıyor öylece!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Edebiyat”<a name="_ftnref33"></a><a href="#_ftn33#_ftn33"><sup>[33]</sup></a> deyince Thomas Mann’ın, “Yazar, başkalarından daha zor yaşayan kişidir,” uyarısı anımsanıp; Stendhal’ın, “Roman yol boyunca gezdirilen bir aynadır,” deyişi “es” geçilmemelidir!</p>
<p>Franco döneminin yaşattığı karanlık dönemler romancının ilgi odağında olan ve otorite karşısında bir duruşu sahibi Javier Cercas, “Kötü giden şeyleri bize büyük edebiyat gösterir,”<a name="_ftnref34"></a><a href="#_ftn34#_ftn34"><sup>[34]</sup></a> derken neyin ne olduğunu, olması gerektiğini anımsatır hepimize; post-modern söylencelere inat!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>18 Kasım 2022 15:55:17, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Newroz, Aralık 2022…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Sait Faik Abasıyanık.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Sâdık Hidâyet, Hacı Ağa, çev: Mehmet Kanar, YKY., 1998, s.67.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Eduardo Galeano, Zamanın Ağızları, çev: Bülent Kale, Sel Yay., s.131.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Émile Zola, Suçluyorum, çev: Tahsin Yücel, Can Yay., 2017.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Bkz: Devrimci Marksizm, No:50, Bahar-Yaz 2022.</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Bkz: Temel Demirer, “Pamukoloji’nin Siyasal Analizi”, İnsancıl, Yıl:25, No:295, Şubat 2015… Temel Demirer, “Prenses ‘İskender’ ile Pamuk Prens Tülûatı”, İnsancıl, No:256, Kasım 2011… Temel Demirer, “Aydın Duruşu ve Sorumluluğu”, Güney Dergisi, No:91, Ocak-Şubat-Mart 2020…</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> “Üretimin her biçimi kendi hukuksal ilişkilerini ve kendi yönetimi biçimini doğurur.” (Karl Marx, Grundrisse: Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışma, çev: Sevan Nişanyan, İletişim Yay., 4. baskı, 2014., s.25.)</p>
<p>“Toplum denilen şeyin devamlı çabası, üretken emekçiyi, kendi emeğinin ürününün elden geldiğince küçük bir kısmı karşılığında çalıştırmak için kandırmak, aldatmak, korkutmak ve zorlamak olmuştur.” (Karl Marx, Kapital, Sermayenin Üretim Süreci, Cilt: I, çev: Alaattin Bilgi, Sol Yay., 1965, s.316.)</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Mehmet Fırat Pürselim, “Veba Geceleri’nde Devlet Kurmak”, Birgün Kitap, Yıl:18, No:235, 18 Ağustos- 16 Eylül 2021, s.8.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Metin Celâl, “Kafamda Bir Tuhaflık”, Cumhuriyet Kitap, No:1299, 8 Ocak 2015, s.10.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Orhan Pamuk, Kara Kitap-25 Yaşında, Yapı Kredi Yay., 2015.</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Handan İnci, “… ‘Kara Kitap’ 25 Yaşında”, Cumhuriyet Kitap, No: 1318, 21 Mayıs 2015, s.12-13.</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Filiz Aygündüz, “Kuyu, Aşk ve Suçluluk”, Milliyet, 29 Şubat 2016, s.21.</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Ahmet Orhan, “Orhan Pamuk: Bana Saldırmalarının Nedeni Haset, Kıskançlık ve Siyasi Öfke”, 27 Mayıs 2021… https://kisadalga.net/podcast/detay/orhan-pamuk-turkiye-bir-demokrasi-degil_7194</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> Geçerken aktaralım: “Modern toplumlar, sahte ihtiyaçlar yaratmak ve insanları doymak bilmez tüketicilere dönüştürmek suretiyle, toplum geneline yayılan aptallaştırıcı refah sayesinde eleştiriyi felç edebilmektedir.” (Andrew Heywood, Siyasi İdeolojiler, çev: Kolektif, Adres Yay., 2007.)</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Nadire Mater, “Orhan Pamuk: Kitapta Günümüze Doğrudan Gönderme Yapan Tek Bir Konu Var”, 17 Ağustos 2021… https://bianet.org/1/199/248768-kitapta-gunumuze-dogrudan-gonderme-yapan-tek-bir-konu-var</p>
<p><a name="_ftn16"></a><a href="#_ftnref16#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> Murat Sabuncu, “Orhan Pamuk: Korkarak Konuşuyorum”, 21 Eylül 2022… https://t24.com.tr/video/orhan-pamuk-korkarak-konusuyorum-konusmamaktan-utaniyorum-herkes-hapiste-herkese-eziyet-ediliyor-sadistlik-hunharlik-zalimlik-ornek-olsun-hâline-gelmis,50014</p>
<p><a name="_ftn17"></a><a href="#_ftnref17#_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> Ahmet Orhan, “Orhan Pamuk: Bana Saldırmalarının Nedeni Haset, Kıskançlık ve Siyasi Öfke”, 27 Mayıs 2021… https://kisadalga.net/podcast/detay/orhan-pamuk-turkiye-bir-demokrasi-degil_7194</p>
<p><a name="_ftn18"></a><a href="#_ftnref18#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> Evrim Altuğ, “Orhan Pamuk: Ayıplıyorum”, Cumhuriyet, 28 Kasım 2015, s.19.</p>
<p><a name="_ftn19"></a><a href="#_ftnref19#_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> Orhan Pamuk, aktaran: Zülâl Kalkandelen, “Utanma Duygusundan Yoksunluk”, Cumhuriyet, 26 Ekim 2022, s.6.</p>
<p><a name="_ftn20"></a><a href="#_ftnref20#_ftnref20"><sup>[20]</sup></a> Oral Çalışlar, “Orhan Pamuk’la Karantina Günleri”, Posta, 22 Nisan 2020, s.10.</p>
<p><a name="_ftn21"></a><a href="#_ftnref21#_ftnref21"><sup>[21]</sup></a> Turhan Günay-Eray Ak, “Orhan Pamuk’tan ‘Kırmızı Saçlı Kadın’: Konumuz Suç!”, Cumhuriyet Kitap, No:1356, 11 Şubat 2016, s.15.</p>
<p><a name="_ftn22"></a><a href="#_ftnref22#_ftnref22"><sup>[22]</sup></a> Bkz: Temel Demirer, “… ‘Med Cezir’li ‘Çetin’ Kalem”, Kaldıraç, No:231, Ekim 2020…</p>
<p><a name="_ftn23"></a><a href="#_ftnref23#_ftnref23"><sup>[23]</sup></a> “Atatürkçülerden Çok Sert Orhan Pamuk Açıklaması”, Cumhuriyet, 15 Nisan 2021, s.13.</p>
<p><a name="_ftn24"></a><a href="#_ftnref24#_ftnref24"><sup>[24]</sup></a> Zeynep Oral, “Orhan Pamuk’u Öldürelim mi?”, Cumhuriyet, 14 Kasım 2021, s.13.</p>
<p><a name="_ftn25"></a><a href="#_ftnref25#_ftnref25"><sup>[25]</sup></a> Soner Sert, “Teoriden Pratiğe Belgesel Sinema”, Evrensel, 14 Aralık 2020, s.11.</p>
<p><a name="_ftn26"></a><a href="#_ftnref26#_ftnref26"><sup>[26]</sup></a> Bkz: Temel Demirer, “Yazdığınız Yaşam ya da Safsatadır!”, Kaldıraç, No:210, Ocak 2019… Temel Demirer, “Yazmak Serüvenine Bir Bakış”, Newroz, Şubat 2021… Temel Demirer, “Yazmayı Yazmak Yapan”, Patika Dergisi, No:89, Nisan-Mayıs-Haziran 2015… Temel Demirer, “Sorumluluğuyla Yazmak ve “Ödül(lendirilmek)” Meselesi”, Kaldıraç, No:220, Kasım 2019… Temel Demirer, “İnsan(lık)ı Yazmak Hâl(ler)i”, Kaldıraç, No: 234, Ocak 2021… Temel Demirer, “Hakikinin Sahteye Galebe Çalması İçin Hatırlayın!”, Kaldıraç, No:125, Ekim 2011… Temel Demirer, “Hayallerimizi Emziren Yazmak Eylemi”, Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, No:93, Temmuz Ağustos Eylül 2020… Temel Demirer, “Yazmak-Nihai Kertede- Eylemdir”, Güney, N:62, Ekim-Kasım-Aralık 2012… Temel Demirer, “Yazmak Eylemine Mündemiç Notlar”, Kaldıraç, No:192, Temmuz 2017… Temel Demirer, “… ‘Yazmak’ Babında Bir Dosta”, Newroz, Yıl:4, No:122, 25 Şubat 2010… Temel Demirer, “Bir Yaratıcılık Hâli: Yazmak”, Ümüş Eylül Dergisi, No:12, Temmuz-Ağustos-Eylül 2014…</p>
<p><a name="_ftn27"></a><a href="#_ftnref27#_ftnref27"><sup>[27]</sup></a> Friedrich Nietzsche, Gezgin ve Gölgesi/ İnsanca, Pek İnsanca-2, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2014, s.78.</p>
<p><a name="_ftn28"></a><a href="#_ftnref28#_ftnref28"><sup>[28]</sup></a> Feridun Andaç, “Okumak Yazmak Üzerine Aforizmalar (VI)”, Cumhuriyet Kitap, No:1684, 26 Mayıs 2022, s.12.</p>
<p><a name="_ftn29"></a><a href="#_ftnref29#_ftnref29"><sup>[29]</sup></a> Nadire Mater, “Orhan Pamuk: Resmi Görüşe Karşı Yazan Akıntıya Kahramanca Kürek Çekiyordur”, 16 Ağustos 2021… https://m.bianet.org/bianet/yasam/248756-resmi-goruse-karsi-yazan-akintiya-kahramanca-kurek-cekiyordur</p>
<p><a name="_ftn30"></a><a href="#_ftnref30#_ftnref30"><sup>[30]</sup></a> Ezgi Atabilen, “Orhan Pamuk: İçimdeki Ressamı Nasıl Öldürdüm&#8230;”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2015, s.17.</p>
<p><a name="_ftn31"></a><a href="#_ftnref31#_ftnref31"><sup>[31]</sup></a> “Pamuk: Utana Sıkıla Sergiliyorum”, Milliyet, 4 Eylül 2015, s.6.</p>
<p><a name="_ftn32"></a><a href="#_ftnref32#_ftnref32"><sup>[32]</sup></a> Ezgi Atabilen, “Pamuk: Erdal Bazen Telifimi Cebinden Verirdi”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2015, s.19.</p>
<p><a name="_ftn33"></a><a href="#_ftnref33#_ftnref33"><sup>[33]</sup></a> Bkz: Temel Demirer, “… ‘Edebiyat’ Deyince Anımsanan(lar)”, Güney Dergisi, No:57, Temmuz-Ağustos-Eylül 2011… Temel Demirer, “Bir Sanat Dalı Olarak Edebiyat”, Kaldıraç, No: 236, Mart 2021… Temel Demirer, “Edebiyatın- ‘Sihirli’- Gücü”, Newroz, Ağustos 2021… Temel Demirer, “Edebiyat Sarsarak, Yıkarak Yenile(ni)r”, Güney, No:98, Ekim-Kasım-Aralık 2021&#8230;</p>
<p><a name="_ftn34"></a><a href="#_ftnref34#_ftnref34"><sup>[34]</sup></a> Feridun Andaç, “Roman Yazmak Bir Oyun”, Cumhuriyet Kitap, No:1706, 27 Ekim 2022, s.3.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:p&#111;l&#105;tikhane3&#052;&#064;g&#109;ai&#108;&#046;c&#111;m" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fpost-modern-soylencelere-inat-yazmak%2F&amp;linkname=POST-MODERN%20S%C3%96YLENCELERE%20%C4%B0NAT%2C%20YAZMAK%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fpost-modern-soylencelere-inat-yazmak%2F&amp;linkname=POST-MODERN%20S%C3%96YLENCELERE%20%C4%B0NAT%2C%20YAZMAK%21" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fpost-modern-soylencelere-inat-yazmak%2F&amp;linkname=POST-MODERN%20S%C3%96YLENCELERE%20%C4%B0NAT%2C%20YAZMAK%21" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fpost-modern-soylencelere-inat-yazmak%2F&amp;linkname=POST-MODERN%20S%C3%96YLENCELERE%20%C4%B0NAT%2C%20YAZMAK%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fpost-modern-soylencelere-inat-yazmak%2F&#038;title=POST-MODERN%20S%C3%96YLENCELERE%20%C4%B0NAT%2C%20YAZMAK%21" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/" data-a2a-title="POST-MODERN SÖYLENCELERE İNAT, YAZMAK!"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/">POST-MODERN SÖYLENCELERE İNAT, YAZMAK!</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/post-modern-soylencelere-inat-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3440</post-id>	</item>
		<item>
		<title>MAHSA AMİNA’NİN, NİKA SHAKARAMİ’NİN, MASİH ALİNEJAD’IN İRAN’I</title>
		<link>https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2022 03:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3313</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz.”1 &#160; Yedi iklim dört bucaktaki sürdürülemez kapitalist vahşet tablosunda yaşananlar, ilk elden Fernando Pessoa’nun, “Aşağılık bir yer bu dünya”;2 &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/">MAHSA AMİNA’NİN, NİKA SHAKARAMİ’NİN, MASİH ALİNEJAD’IN İRAN’I</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Senden başka hiç kimse</p>
<p style="text-align: right;">senin kurtarıcın olamaz.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yedi iklim dört bucaktaki sürdürülemez kapitalist vahşet tablosunda yaşananlar, ilk elden Fernando Pessoa’nun, “Aşağılık bir yer bu dünya”;<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Arthur Schopenhauer’ın, “Ne kadar üzücü, bu kadar dibe batmış bir çağda yaşamak,”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> tespitlerini bir kez daha doğrularken; 1529’da İtalya’nın Ascoli Piceno kasabasında bir duvara yazılmış “Yapabilen istemiyor, isteyen yapamıyor, bilen yapmıyor, yapan bilmiyor ve dünya böyle kötüye gidiyor,” diyen yazıyı anımsatıyor.</p>
<p>Lakin her şeye rağmen Louis Althusser’in, “Gelecek uzun sürer,” vurgusunun bilincinde olanlar için William Shakespeare’in, “Yüreğiniz ferah olsun, olabildiği kadar. En uzun gecelerin de bir sabahı var,” uyarısı hâlâ geçerliliğini koruyor.</p>
<p>“Burkanın karanlığını seviyorum” diye Fransa’dan gazel okuyan “sosyolog unvanlı” Nilüfer Göle gibilere inat, “Bunlardan neden mi söz ediyorum?” Mahsa Amina ile 16 yaşındaki Nika Shakarami’nin, 20 yaşındaki Masih Alinejad’nin vd’lerinin yaşamlarıyla onurlandırdıkları İran devrimci başkaldırısından ötürü…</p>
<p>“İran, molla rejimine meydan okuyan bir Z kuşağı ayaklanmasıyla kaynıyor,”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a> türünden kolaycı izahları bir kenara itersek; İran’da kadınların, ezilenlerin mollarşiye başkaldırısı devrimcidir.</p>
<p>İran rejiminin ABD’ye “karşı olduğu iddia”sı ya da emperyalizm İran’daki devrimci eyleme “destek veriyor”(!) türünden lafazanlıkları ayaklanmanın haklılığını gölgeleyemez.</p>
<p>Bu isyandır; haklı ve devrimcidir; zulme karşı özgürlükten yanadır; saf tutulması gereken taraf mollaların statükosu değil, İran sokaklarındaki başkaldırıdır, her zaman olduğu gibi!<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>Kim bilir belki bu sefer de sonuca ulaşılamayabilir; ama borsacılar gibi risk hesapları yapıp, ortamı koklayarak davranamayız! Durulması gereken yer Mahsa Amina’ların safıdır.</p>
<p>Hem de eylemlerin tamamının rejime karşı bir başkaldırı olduğunu kaydeden Prof. Abbas Vali’nin, “Bu başkaldırı İslâm devletinden vazgeçip, yeni bir devletin oluşması için yapılan bir ayaklanmadır,”<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> vurgusundaki üzere…</p>
<p>Bu elbette kolay değil; ancak, “Baskıcı iktidarlar korkunun bulaşıcı olduğunu bilir, bu yüzden toplumun korkularını sürekli diri tutmaya çalışırlar. Onların bilmediği, cesaretin de bulaşıcı olduğudur. Bu yüzden hayatın ve dünyanın gözlerinin içine bakarak cesaretle konuşmalıyız. O kelimelerin bizden başka sahibi yok! Bunu hiç unutmamalıyız,” Murathan Mungan’ın ifadesiyle….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MOLLARŞİ -“AMA”SIZ, “FAKAT”SIZ!- KARŞI-DEVRİMDİR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Farklı tarihsel kesitlerde “İran’da umut kazandı”;<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> “Muhafazakâr egemenlik kırıldı, İran’ın bölgede önü açıldı”;<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a> “İran’ın seçimi ‘kontrollü’ değişim,”<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> türünde karşılıksız beklentilere inat, şunun altını ısrarla çizmek gerek: Mollarşi -“ama”sız, “fakat”sız!- bir karşı-devrimdir; pastarların, besiç’lerin toplum üzerinde estirdiği terör ile!</p>
<p>Evet, “İran Devrimi” olarak anılan tarihsel “olay” aslında bir karşı-devrimdi. Devrim, 1970’lerin ikinci yarısında patlak veren, işçilerin, kent yoksullarının ayaklanmalarıyla, üniversitelerden, meslek odalarından yükselen ekonomik demokratik taleplerle başladı; 1978’de işçi hareketinin yaygın katılımıyla, grevlerle, hatta genel grevlerle, silahlı sol örgütlerin eylemleriyle devam etti ve Şah rejimini devirdi. Bu devrimci süreç içinde yükselen siyasal İslâm hareketi devrimci dalgayı adım adım etkisi altına aldı, devrimci unsurları tasfiye etti, bir karşı-devrimle kendi rejimini kurdu.</p>
<p>İsyan Şah’a karşı gerçekleştirildi. Şah’a karşı ayaklananlar arasında komünistler, liberaller ve İslâmcılar vardı, devrim sürecinin sonunda İslâmcılar baskın çıktı. Şah’ın İran’dan ayrılışı sonrası yapılan sözde seçimlerde, başı açık kadınların, laik erkeklerin oy vermesini önlemek için sandıklar camilere kuruldu. İslâmcı siyaset adım adım kurumsallaştı.<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>Siyasal İslâm ve lideri Humeyni gerek devrimci süreçten önce gerekse devrimci süreç boyunca, çok farklı toplumsal tabakalara ve temsilcilerine, onlar ne duymak istiyorlarsa onu söyledi. Humeyni, propaganda mesajını “anti-emperyalizm”, yolsuzluklar, “Şah rejiminin baskıcı karakteri” üzerine kurdu; herkese, ateistlere bile özgürlük getirecekti.</p>
<p>Kapitalist özünden soyutlanmış bir anti-emperyalizm, ya da yolsuzluklar ve özgürlük talepleri, siyasal İslâmın gerçek projesini saklamasına, devrim sürecinin içinde karşıdevrimci bir toplumsal hareket inşa etmesine olanak verdi.</p>
<p>Liberal entelijensiya kadar sol örgütler de Humeyni’nin sunduğu anlatıyı kabul etmeyi, desteklemeyi seçtiler. Karşı-devrim egemen olduktan ve şiddet dönemine geçildikten sonra, onlar da “aldatıldık” diyeceklerdi.<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a></p>
<p>1990’lı yıllardan itibaren 2009’da ardında yüzlerce ölü bırakarak bastırılan Yeşil Devrim’den, 2017-2018 Ayaklanması’na İslâmî (Karşı-) Devrim’e karşı başkaldırılar süreklilik kazandı.</p>
<p>İran karşıdevriminin, dinci/faşist devleti kurarken ilk uygulaması kadınları çarşafa girmeye zorlamak oldu. Kadınlar bu zorlamaya karşı 1979’da ayaklandılar, direniş beş gün sürdü ve bastırıldı. Kimi şaşkın solcuların “daha önemli konular var” diyerek dinci/faşist rejimin bu kurucu edimine ilgisiz kalmaları yenilgiyi hızlandırdı. Rejim bu başarısını 1980’de yasalaştırdı; o sırada solu da imha etmeye başlamıştı.</p>
<p>Kadınların direnişinin bastırılması, toplumunun disiplin altına alınmasını, solun katledilmesini kolaylaştırdı. Nasıl, feodalizm dağılırken oluşan kilise karşıtı, özgür/gezici proleter toplulukların (komünlerinin) baskı ve disiplin altına alınarak işçileştirilmesi önce kadınların ezilmesiyle gerçekleştiyse, nasıl kapitalist toplum bu baskının üzerinde şekillendiyse, mollaların faşist rejimi de kadınların başına basarak kuruldu. Gerçekten de daha sonra Ayetullah Humeyni “İslâm devriminin tek başarısı kadınları örtmek olsaydı, bu bile yeterliydi” diyecekti.</p>
<p>Molla karşıdevriminin kurduğu dinci/faşist devlete karşı bugüne kadar yaklaşık 20 isyan dalgası yaşandı. Bunlar ekonomik ve siyasi nedenlerden kaynaklandılar, her seferinde molla rejiminin sözde ılımlı reformist kanadından şu veya bu düzeyde etkilendiler. Rejim bu isyanların hepsini çok zorlanmadan bastırdı. Ancak, bu kez farklı.</p>
<p>Dinci faşist rejim, öncelikle kadını baskı altında tutmaya dayanıyor ama, 20 yıl içinde toplumda iki önemli değişim yaşandı. Birincisi, kadınların ve genç kızlar arasında eğitim düzeyi hızla yükseldi. Üniversite mezunlarının çoğunluğu artık kızlardan oluşuyor. Buna karşılık kadınların işgücüne katılımı hâlâ yüzde 17 düzeyine seyrediyor. İkincisi, internet ve sosyal medya alanı geniş kitlelerin hızla bilgilenme ve harekete geçme olanağını artırdı.</p>
<p>Molla rejimi bu iki gelişmenin çok patlayıcı bir karışım oluşturduğunun farkında. Yılbaşında rejimin güvenlik güçleri için hazırlanan 219 sayfalık bir raporda, İranlı kadınların yüzde 62’sinin rejimin giysi kurallarına karşı olduğu saptanıyor. Rapor, rejimin ideolojik etkisinin kaybolmasını, toplum üzerindeki kontrolünün zayıflamasını önlemek için, ruhban sınıfı ve ordunun, İslâm cumhuriyetine özgün karakterini (“hakikâtini”-y.n) veren birliğinin simgesi olan başörtüsünün, daha sıkı dayatılması gerektiğini savunuyor. Rapor, bu ideolojik etkinin hızla ve tehlikeli biçimde zayıflamasından, İran toplumunun, ülkenin liderlerinin görüşlerinden kopmaya başlamasından korkuyor. Rapor, “başa dönerek”, “kalpleri ve akıllar”ı kazanmak istiyor. Bu olmazsa, kamusal alanda, bilişim uzayında, denetimi artırmak, ahlâk devriyesini, video ile izlemeyi yoğunlaştırmak, “ikna merkezleri” açmak, boyun eğmeyen kadınların internetini kesmek, hicap kuralına uymayanlara, hatta hicap karşıtı mesaj yayımlayanlara iki yıla kadar hapis cezası getirilmesini öneriyor.</p>
<p>Ordunun yeni propaganda ve ideoloji komiseri Ali Saidi’nin Tasnim Haber Ajans’ında yayımlanan bir söyleşisindeki uzlaşma arayan ifadeleri, İçişleri Bakanı Jahromi’nin “Protesto gösterilerinin daha düzenli biçimde yapılabilmesini sağlayacağız” sözleri rejimin liderliğinin özgüveninin sarsıldığını, bastıramayacağını anladığı öfkeyi yönetme umudunu belgeliyor.</p>
<p>Kadınların dışındaki toplum kesimlerine, konulara sıçramaya, petrol işçilerini de içine çekmeye başlayan son isyan, rejimin “yumuşak karnına” denk gelen bir engeli temsil ediyor, rejimin yolun sonuna geldiğini haber veriyor.<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>Bu isyan, İran’ın merkezinde değil, kimi zaman “iç sömürge” olarak da tanımlanan Kürt bölgesinde patlak verdi, ülkeye yayıldı. İsyana farklı etnik gruplardan kadınlar birlikte önderlik ettiler, erkekler ve öğrenciler de katıldı. Bazı sanatçılar, akademisyenler, sporcular ve de işçi liderleri isyanla dayanışma açıklamaları yayımladılar ama henüz bir grev dalgası söz konusu değil.</p>
<p>Diğer taraftan, internet üzerinden 40 binden fazla kişiye ulaşarak yapılan bir kamuoyu yoklaması, İran halkında laiklik talebinin güçlendiğini gösteriyor. Katılanların yüzde 68’i dini “reçetelerin”, yasama ve yürütme süreçlerinden dışlanmasından yana, yüzde 72’si kadınlara hicap, peçe dayatmasına karşı olduğunu söylemiş.</p>
<p>İran’da kadınların önderliğinde başlayan, hızla 100’den fazla kent ve kasabada yankılanan protesto eylemlerine yönelik olarak mollarşinin orduyla polise dağıtılan “acımadan ve büyük şiddetle bastırın” talimatına ilişkin basına sızmış bir belge var.<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>EKONOMİK HAL, YAŞAM, DEVLET TERÖRÜ </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nasrin Afzali’nin, “İran rejimi Taliban’dan farksız”<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a> derken; milletvekillerinin, hükümet karşıtı gösterilerin ardından muhalefet liderlerinin asılmalarını isteyebildiği<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a> İran’daki duruma ilişkin ilk saptama rejimin niteliğine dair olmalı!</p>
<p>Şiî inancına göre XII. imam olan Mehdi, ahir zamanda yeryüzüne gönderileceği peygamber tarafından müjdelenen kişiyken; Mesih (İsa) ile birlikte yeryüzünde Deccal’e karşı savaş verecek ve kazanılacak olan savaşın sonunda insanlık doğru yolu bulup hidayete ereceği inancına temellenmiş<a name="_ftnref16"></a><a href="#_ftn16#_ftn16"><sup>[16]</sup></a> “İran İslâm Cumhuriyeti” ifadesi kendi içinde çelişki içerir. Teokratik bir devlet aynı zamanda bir cumhuriyet olamaz. Çünkü cumhuriyet halk yönetimi anlamına gelmektedir.</p>
<p>Teokrasi din devleti anlamına gelir. Din devletinde halk değil, ruhban sınıfı, din adına ülkeyi yöneten oligarşik odaklar egemen olur. Teokrasi gücünü halktan değil, dinden, Tevrat’tan, İncil’den, Kur’an’dan, peygamberden, Tanrı’dan, Allah’tan alır. “Teos” antik Yunanca Tanrı anlamına gelir.</p>
<p>Devletin dininin İslâm olduğu bir ülkede, yani laikliğin olmadığı ve teokrasinin geçerli olduğu bir ülkede, cumhuriyet ve demokrasi olmaz.</p>
<p>İran’da yıllardır gerçekleşen sözde seçimler göstermelik seçimlerdir. Çünkü İran’daki teokratik, dinci, İslâmcı ve laiklik karşıtı anayasaya uymayan kişiler seçimlerde aday olamaz. İran’ın anayasası ve yasaları cumhuriyete ve demokrasiye aykırı olduğu için, bu ülkede gerçekleşen devlet başkanlığı, belediye başkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin hiçbir anlamı ve önemi yoktur.<a name="_ftnref17"></a><a href="#_ftn17#_ftn17"><sup>[17]</sup></a></p>
<p>Otokratik bir keyfiliğin egemen olduğu İran’da sivil kıyafetli ahlâk polisi, korkuya neden olurken; herkesin kendilerini ihbar edebilecek bir polis olabileceğini düşünen vatandaşlar birbirine şüpheyle bakıyor.<a name="_ftnref18"></a><a href="#_ftn18#_ftn18"><sup>[18]</sup></a></p>
<p>Spor karşılaşmalarını erkeklerle kadınların birlikte izlemesinin yasak olduğu İran’da, voleybol milli takımının maçına girmeye çalışırken tutuklanan Britanya-İran vatandaşı kadının, hapis cezasına çarptırıldığı<a name="_ftnref19"></a><a href="#_ftn19#_ftn19"><sup>[19]</sup></a> İran’da Arap asıllı şair ve insan hakları eylemcisi Haşim Şabani,<a name="_ftnref20"></a><a href="#_ftn20#_ftn20"><sup>[20]</sup></a> “Allah’ın düşmanı” olmakla suçlanarak idam edilirken;<a name="_ftnref21"></a><a href="#_ftn21#_ftn21"><sup>[21]</sup></a> muhalefet liderlerinden Mehdi Kerrubi’nin evinin camları kırılabiliyor.<a name="_ftnref22"></a><a href="#_ftn22#_ftn22"><sup>[22]</sup></a></p>
<p>Ya da İran’ın ruhani lidere karşı çıkan isimler tutuklanıyor.<a name="_ftnref23"></a><a href="#_ftn23#_ftn23"><sup>[23]</sup></a> İran seçim komisyonu, reformcu üç partinin 2012 genel seçimlere katılmasını yasaklıyor.<a name="_ftnref24"></a><a href="#_ftn24#_ftn24"><sup>[24]</sup></a> İran’daki muhalefetin öncüleri Musavi ve Kerrubi Tahran’daki Haşmetiye Cezaevi’ne gönderiliyor.<a name="_ftnref25"></a><a href="#_ftn25#_ftn25"><sup>[25]</sup></a></p>
<p>Keyfiliğin tavan yaptığı İran’ın ekonomik hâli de perişanken; yolsuzluklar da giderek büyümektedir.<a name="_ftnref26"></a><a href="#_ftn26#_ftn26"><sup>[26]</sup></a></p>
<p>80 milyon nüfuslu İran’da yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı nüfusun yüzde 40’ını geçerken, işsizlik yüzde 20’nin üzerindeyken;<a name="_ftnref27"></a><a href="#_ftn27#_ftn27"><sup>[27]</sup></a> krizin bedelini işçi ve emekçiler ödüyor.</p>
<p>Resmi enflasyon yüzde 51’i aşarken, emekçilerin alım gücü her geçen gün düşüyor. Doğru düzgün açıklanmayan işsizlik verilerine göre, gençlerin yüzde 23’ü işsiz. Toplam işsizlerin yüzde 43’ünü üniversite mezunları oluşturuyor.<a name="_ftnref28"></a><a href="#_ftn28#_ftn28"><sup>[28]</sup></a></p>
<p>Yüzde 40’ları bulan enflasyonuyla<a name="_ftnref29"></a><a href="#_ftn29#_ftn29"><sup>[29]</sup></a> İran’da belediyeye bağlı taşeron işçiler 2018 yılında, günde 8 saat çalışıp 37 TL kazanıyorlarken;<a name="_ftnref30"></a><a href="#_ftn30#_ftn30"><sup>[30]</sup></a> paranın değerini yarı yarıya kaybettiği bir coğrafyaydı İran&#8230;<a name="_ftnref31"></a><a href="#_ftn31#_ftn31"><sup>[31]</sup></a></p>
<p>Bu tablo Ghader Anari’nin ifadesiyle, “İran’da fay hatlarını derinleşiyor”ken;<a name="_ftnref32"></a><a href="#_ftn32#_ftn32"><sup>[32]</sup></a> itirazlara, ayaklanmalara devlet katliamla yanıt veriyor; bunun için de Pasdarlar (Devrim Muhafızları) ve Besic kullanılıyordu.</p>
<p>İran’da Sûpay Pasdarlarına ve rejimin çıkarları için çalışan Besic, (Rejime bağlı maaşlı paramiliter güçler) halk direnişlerin bastırmak, rejim için çalışıp katliam yapmak için kullanılan bir güç. Besicler, iktidara karşı bütün tehlikeleri ortadan kaldırmak için maaşla çalıştırılan paramiliter güçlerdir. İran rejimi de Besic güçlerine zor durumlarda büyük bir inisiyatif vermiş, işledikleri suçlar için bir ceza kanununu da bulunmuyor.</p>
<p>Besic örgütlenmesi 26 Kasım 1979 yılında, Ayetullah Humeyni tarafından kuruldu. Yıllardır İran rejiminin silahlı güçleri arasında örgütlenirken, İran ile Irak arasındaki 8 yıllık savaşta Besiclere silahlar verilip, ön cephelerde savaştırıldı. Besicler kendilerine gönüllü birlikler dese de daha sonra İran rejiminin ordusu altında silahlı eğitimler aldı.</p>
<p>Besic örgütlenmesinin toplumda da önlerini açacak resmi kanunlar var. Okul, üniversite, kurum, hükümet kurumları, üslerde, dini kurumlarda ve daha birçok yerde Besicler yer alır. Bu kurumlarda aynı zamanda üyeler ya da yetkili kişiler bulunduruyorlar. Besicler, maaş karşılığında çalışır ve maddi olarak da ayrıcalıklar tanınır. Yine devlet kurumlarında, iş bulmada ya da başka konularda Besiclere öncelik tanınır.</p>
<p>İran rejimi 1979 yılından bu yana içteki kaos, direniş ya da iç savaş tehlikesi gibi durumları bastırmak için Besicleri kullandı. Halka dönük saldırılarda ve özellikle İran rejiminin öğrencilere dönük saldırılarında bu güç kullanıldı. Besic güçleri İran rejiminin zor durumlarında geceleri alanlara çıkıyor, gündüzleri ise ortadan kayboluyor. Ne yapsalar da önlerini alacak kimse yok. Halka dönük saldırılarda, ölüm ve katliamlarda ise İran rejimi kendi sorumluluğunu bu güç üzerine atıyor. Ancak Besicleri engelleyecek, tutuklayacak ya da hesap soracak bir kanun ise bulunmuyordu.<a name="_ftnref33"></a><a href="#_ftn33#_ftn33"><sup>[33]</sup></a></p>
<p>Ayrıca İslâm Devrim Muhafızları (İDM), 1979 Devrimi ile kurulan İslâmi rejimi iç/dış tehditlerden korumaktan sorumlu, son derece seçkin, 125 bin kişilik bir askeri güç. Yaklaşık 90 bin mensubu olduğu söylenen paramiliter Besiç milisini de kontrol ediyor. Sadece bu değil tabii, özellikle İran dışındaki operasyonlarla adını duyuran Kudüs Güçleri de İDM’ye bağlı.<a name="_ftnref34"></a><a href="#_ftn34#_ftn34"><sup>[34]</sup></a> Devrim Muhafızları’nın ülke ekonomisinde de ağırlıklı rolü var; örneğin petrol işletmelerinin büyük bölümü onların kontrolü altında.</p>
<p>Konuyla bağıntılı olarak Uluslararası Af Örgütü (AI) raporuna göre İran’da her türlü işkence mevcut: Kırbaçlama, elektrik verme, zor pozisyonlarda durmaya zorlama, sahte infazlar vb.’leri gibi…</p>
<p>‘Deutsche Welle’ haberine göre raporda gözaltındaki protestoculara “dayak”, “kırbaçlama”, “elektrik verme”, “zor pozisyonlarda durmaya zorlama”, “sahte infazlar yapma”, “su altında tutarak nefessiz bırakma”, “cinsel şiddet”, “zorla kimyasal madde verme” ve “sağlık hizmetlerinden yoksun bırakma” gibi yöntemlerle işkence uygulandığı belirtildi.</p>
<p>Af Örgütü ayrıca tutuklulara “cinsel şiddet” uygulandığını kaydederken;<a name="_ftnref35"></a><a href="#_ftn35#_ftn35"><sup>[35]</sup></a> İran cezaevlerindeki siyasi tutuklular, hükümetin kendilerine tecavüz etmeleri için suçlulara prezervatif dağıttığını iddia ettiler.</p>
<p>‘The Guardian’ın haberinde, İranlı mahkûmlar ve tutuklu siyasi eylemcilerin aileleri tarafından yazıldığı belirtilen mektuplarda, İranlı yetkililerin, bilerek toplu tecavüzü kolaylaştırmakla ve bunu bir cezalandırma biçimi olarak kullanmakla suçlandığı bildirildi.</p>
<p>Mektuplarda, gardiyanların ülkede kötü üne sahip cezaevlerinde suçlulara prezervatif dağıttıkları ve bu kişileri, onlarla birlikte aynı hücrelerde tutulan genç muhalif erkek eylemcilere sistematik biçimde tecavüz etmeye teşvik ettikleri söylendi.<a name="_ftnref36"></a><a href="#_ftn36#_ftn36"><sup>[36]</sup></a></p>
<p>Ayrıca İran gazeteleri Salman Rüşdi’yi bıçaklayan saldırgan Hadi Matar’i överken;<a name="_ftnref37"></a><a href="#_ftn37#_ftn37"><sup>[37]</sup></a> Salman Rüşdi’yi İran’ın ve Selefi İslâm’ın hedefi hâline getiren dini lider Ayetullah Humeyni ölüm fermanı yanında Rüşdi’yi öldürene üç milyon Amerikan doları ödül vaat etmişti.<a name="_ftnref38"></a><a href="#_ftn38#_ftn38"><sup>[38]</sup></a></p>
<p>İran’daki El-Mustafa Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüccetül İslâm Halid Gafuri, Mehr Haber Ajansı’na verdiği demeçte, İmam Humeyni’nin tarihi kararını değerlendirmiş ve “İmam Humeyni, söz konusu fetvayı hiçbir zaman göz ardı etmedi ve onu vefatına kadar değiştirmemiştir” demiş ve eklemişti:</p>
<p>“Elbette fetvanın yerine getirilmesi Müslümanların bizzat gidip Rüşdi’yi katletmesi anlamına gelmez. Müslümanlar en azından onun çirkin eylemini bazı faaliyetlerle kınayabilirler. Günümüzde Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimize (SAV) yapılan hakaretlerin sebebi fetvanın göz ardı edilmesidir. Salman Rüşdi yaptıklarından asla pişman olmadı ve tövbe bile etmedi, bu yüzden çıkarılan fetva hâlâ geçerlidir.”<a name="_ftnref39"></a><a href="#_ftn39#_ftn39"><sup>[39]</sup></a></p>
<p>Kim ne derse desin, İran’daki mollarşik dikta işkenceci bir yasakçılığın terör rejimidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İSYAN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gencecik bir Kürt kadını Jina Mahsa Amini, 13 Eylül 2022 günü kardeşiyle Tahran’da yaşayan akrabalarını ziyarete giderken İran “ahlâk polisi” (Gaşt-e Erşad) tarafından durduruldu.</p>
<p>Henüz 22 yaşında olan Mahsa, İslâmi kurallara uygun örtünmediği, saçının bir kısmının göründüğü gerekçesiyle Vozara gözaltı merkezine götürüldü. Kardeşine “eğitim verilip” bırakılacağı söylendi. Fakat Mahsa doktorların verdiği bilgiye göre ağır beyin hasarı aldığı için komaya girdi ve karakoldan hastaneye kaldırıldı.</p>
<p>16 Eylül 2022’de Mahsa’nın ölüm haberi geldi. İran emniyet güçleri hiç de yabancısı olmadığımız bir riyakârlıkla Mahsa’nın karakolda birden fenalaştığını ve kalp krizi geçirdiğini söylediler. İşkenceyi inkâr ettiler.</p>
<p>Mahsa’nın ölüm haberi yoksulluğa, yolsuzluklara, baskı rejimine karşı zaten öfkesi hiç durulmamış İranlı emekçileri tekrar sokaklara döktü. Başta kadınlar olmak üzere İranlı emekçiler 100’den fazla kente yayılan eylemlerle baskıcı rejimi protesto ediyorlar. Kadınıyla erkeğiyle sokaklara dökülen halk “Hamaney’e Ölüm”, “Diktatöre Ölüm”, “Korkmayın, Hep Birlikteyiz”, “Top, Tank, Çatapat, Molla Defolmalı”, “Kız Kardeşimi Öldüreni Öldüreceğim” sloganlarını haykırıyor. Kadınlar bir yas sembolü olarak ama aynı zamanda öfkelerini de anlatmak için saçlarını kesiyor, başörtülerini gösteriler sırasında yakılan ateşe atıp etrafında dans ediyorlar. Kitleler bazı kentlerde devlet dairelerindeki Humeyni ve Hamaney posterlerini indiriyorlar.</p>
<p>Bugün İran’daki halk protestoları Mahsa Amini’nin katledilmesi sonrasında patlak vermiş olsa da aslında bir birikimin sonucu. İranlı emekçiler geçmiş yıllarda da elektrik kesintileri, kuraklık, yüksek enflasyon, yolsuzluklar ve baskıcı rejime karşı defalarca sokaklara çıktılar, günler süren gösteriler yaptılar, grevler örgütlediler.</p>
<p>2017’den itibaren bu protestoların yaygınlığı arttı ve emekçilerin talepleri de daha siyasallaştı. Ekonomik talepler siyasi taleplere evrilmeye başladı. Zamlar, hayat pahalılığı, kötü yaşam koşullarına karşı başlayan protestolar İran İslâm Cumhuriyeti adı altında iktidarı elinde tutan İran sermayesiyle bütünleşmiş Molla rejimine yöneldi.<a name="_ftnref40"></a><a href="#_ftn40#_ftn40"><sup>[40]</sup></a></p>
<p>İran Komünist Partisi (CP İran) MK ve enternasyonal büro üyeleri Marzieh Nazeri, Abbas Mansouran, “Ayaklanma bu kez İslâm Cumhuriyeti’nin devrimci bir şekilde yıkılması için daha yaygın, daha örgütlü ve kararlı bir aşamaya erişti,”<a name="_ftnref41"></a><a href="#_ftn41#_ftn41"><sup>[41]</sup></a> diyordu.</p>
<p>Şeriat rejimine karşı sokağa çıkan halka güvenlik güçleri ateş açarken;<a name="_ftnref42"></a><a href="#_ftn42#_ftn42"><sup>[42]</sup></a> dinci rejim gençleri hedef alıyor; katledilenler arasında 16 yaşındaki Nika Shakarami de var. Ayrıca gösterilerde öldürülenlerin 19’u çocuktu!<a name="_ftnref43"></a><a href="#_ftn43#_ftn43"><sup>[43]</sup></a></p>
<p>20 yaşındaki gazeteci Masih Alinejad da Kerec’deki gösterilerde katledilirken;<a name="_ftnref44"></a><a href="#_ftn44#_ftn44"><sup>[44]</sup></a> İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, yüzlerce kişinin öldürüldüğü gösterilerin “Sıradan İranlılar” tarafından düzenlenmediğini söyleyebildi!<a name="_ftnref45"></a><a href="#_ftn45#_ftn45"><sup>[45]</sup></a></p>
<p>Aynı biçimde protestolarda “düşmanın izlerinin görüldüğünü” ifade eden<a name="_ftnref46"></a><a href="#_ftn46#_ftn46"><sup>[46]</sup></a> İran Devlet Başkanı İbrahim Reisi de, 15 Ağustos 2022’de kadınların kamusal alanda ve internetteki görüntülerinde kıyafetlerinin İslâmi kurallara uygun olması için daha katı cezalar getiren bir yasa imzalayıp; göreve geldikten hemen sonra, “ahlâk polisi” olarak bilinen din polisini canlandırmıştı.<a name="_ftnref47"></a><a href="#_ftn47#_ftn47"><sup>[47]</sup></a></p>
<p>Dahası da var: İranlılar protesto gösterilerinde öldürülürken, milletvekilleri parlamento oturumunda, “Teşekkür ederim polis” sloganı atarlarken;<a name="_ftnref48"></a><a href="#_ftn48#_ftn48"><sup>[48]</sup></a> Mahsa Amini’nin öldürülmesinin fitilini ateşlediği isyan, kadınlardan öğrencilere ve işçilere toplumun hemen her kesimini sardı.</p>
<p>Molla rejimi ise çeşitli tavizlerle isyanın sınıfla buluşmasının önüne geçmek isterken; Tahran yönetimi sönümlenmeyen protestolar karşısında geri adım atıp tavizler vermeye başlarken bir yandan da meydanlara çıkanları kriminalize etme arayışını sürdürüyor. Ancak tüm baskı, şiddet ve gözdağına rağmen gerici, yozlaşmış rejimden bıkan İranlılar geri adım atmıyor.</p>
<p>Dalga dalga fabrikalara da sıçrayan eylemler, İbrahim Reisi yönetimini endişelendiriyor. Petrokimya ve rafineri işçilerinin iş bırakması, lise öğrencilerinin ders boykotları, üniversitelilerin işgalleri rejimi panikletti. Rejim karşıtı öfke büyürken mollalar, öğrencilerin, işçilerin, kadınların katıldığı gösterileri bastırmak için her türlü yola başvuruyor.<a name="_ftnref49"></a><a href="#_ftn49#_ftn49"><sup>[49]</sup></a></p>
<p>İranlı gazeteci Golnaz Esfandiari’nin, “Ahlâk polisleri tarafından taciz edilmeyen İranlı bir kadın bulamazsınız. Öfkenin sebebi, bu olayın herkesin başına gelebilecek olmasıdır,”<a name="_ftnref50"></a><a href="#_ftn50#_ftn50"><sup>[50]</sup></a> diye tarif ettiği tabloda dini lider Ayetullah Ali Hamaney, İran’ı saran protestoları “doğal olmayan” sözleriyle kınayıp şunları diyebildi:</p>
<p>“Genç kadının ölümü kalbimizi kırdı, Ama normal olmayan bir şey var ki, bazı kimseler delil ve soruşturma olmadan sokakları tehlikeli hâle getirdiler, Kur’an’ı yaktılar, tesettürlü kadınların başörtülerini kaldırdılar, camileri ve arabaları ateşe verdiler.”</p>
<p>“Açıkça söylüyorum ki, bu ayaklanmalar ve emniyetsizlik Amerika ile işgalci, sahte Siyonist rejim ve onların ücretli ajanları tarafından yurt dışındaki bazı hain İranlıların yardımıyla planlanıp düzenlendi.”</p>
<p>“Polis, suçlulara karşı durmak ve toplumun güvenliğini sağlamakla yükümlüdür”. “Polisi zayıflatmak, suçluları güçlendirmek demektir. Polise saldıranlar, insanları suçlulara, haydutlara ve hırsızlara karşı savunmasız bırakır.”<a name="_ftnref51"></a><a href="#_ftn51#_ftn51"><sup>[51]</sup></a></p>
<p>İran halkının büyük bir kısmının yoksulluk ile boğuştuğu tabloda görülmesi kavranması gerek: İran’daki isyanın temelini ekonomik ve sınıfsal dayanaklar oluştururken; öne çıkan motif özgürlük arayışı oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BİR KAÇ NOT</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İran şimdilerde Fakir Baykurt’un, “Direnmek diye bir tavır, bir duruş var dünyada. Direniyoruz,” diye tarif ettiği ufuktadır ve de John Berger gibi, “Şimdi hayal edemeyeceğimiz koşullar altında direnmeyi sürdüreceğiz. Dayanışma içinde beklemeyi öğreneceğiz,”<a name="_ftnref52"></a><a href="#_ftn52#_ftn52"><sup>[52]</sup></a> diye haykırmaktadır.</p>
<p>Yakın gelecekte “sonuç” ne olursa olsun, başkaldırı asla pişman olmayacak kadar büyük değerler yaratmıştır. Ve ilk elden sonucu iyi olursa yaşanan mükemmel ya da “kötü”yse bir devrimci deneyim olarak tarihe kaydedilecektir.</p>
<p>Malum: “Ayağını yere sıkı basacaksın. Güçlü olmayana ekmek yok bu hayatta. Savaşmayana ekmek yok”ken<a name="_ftnref53"></a><a href="#_ftn53#_ftn53"><sup>[53]</sup></a> hatırlatır hepimize Şems-i Tebrîzî:</p>
<p>“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme; Nereden bilebilirsin, hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>26 Ekim 2022 10:37:26, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Görüş, Kasım 2022…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Wilhelm Reich.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Fernando Pessoa, Uzaklıklar, Eski Denizler, çev: Cevat Çapan, Can Yay., 2009, s.76.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Arthur Schopenhauer, Doğadaki İsteme Üzerine, çev: A. Onur Aktaş, DoğuBatı Yay., 2021, s.59.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> “Nilgün Cerrahoğlu, “Tuhaf Zamanlar”, Cumhuriyet, 25 Eylül 2022, s.9.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> 18 Ocak 2018’deki yazımda da şunlara dikkat çekmiştim: “Karmaşık bir durumla yüz yüzeyiz. İran başkaldırısının seyri hakkında iddialı saptamalar yapmak zor. Ortak bir programdan ve örgütlülükten yoksun olan heterojen kitlenin eyleminin nereye evrileceğini kestirmek kolay değil. Ancak ne, nasıl olursa olsun, cin şişeden bir kez çıktı. Füruğ Ferruhzad’un dediği gibi, ‘Rüzgâr bizi götürecek,’ gideceğimiz yere…</p>
<p>Kim nasıl çarpıtmaya yeltenirse yeltensin, İran’daki başkaldırı, dipten gelen dalganın kendiliğinden sokağa yansımasıdır… Başkaldırıda göze çarpan en önemli hususlardan birisi, kuşkusuz kadınların gösterilere katılım oranı ve ön saflarda oluşlarıdır.” (Temel Demirer, “İran Sokaklarının Başkaldırısı”, Sosyalist Mezopotamya, No: 1, Mart 2018.)</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> “Profesör Abbas Vali: İran’daki Başkaldırı Rejimin Temelini Sarstı”, 11 Ekim 2022… https://rojnameyanewroz3.com/irandaki-baskaldiri/</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Nilgün Cerrahoğlu, “İran’da Umut Kazandı”, Cumhuriyet, 21 Mayıs 2017, s.7.</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Yaşar Aydın, “Arif Keskin: Muhafazakâr Egemenlik Kırıldı, İran’ın Bölgede Önü Açıldı”, Birgün, 1 Mart 2016, s.11.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> İbrahim Varlı, “İran’ın Seçimi; ‘Kontrollü’ Değişim”, Birgün, 1 Mart 2016, s.11.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Nevşin Mengü, “İran Devrimi’nin 40. Yılı”, Birgün, 5 Şubat 2019, s.2.</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “40. Yılında Karşı-Devrim Dersleri”, Cumhuriyet, 14 Şubat 2019, s.11.</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “Molla Rejimi Yolun Sonunda”, Cumhuriyet, 13 Ekim 2022, s.9.</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Ergin Yıldızoğlu, “İran’da ‘Gezi’…”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> “Nasrin Afzali: İran Rejimi Taliban’dan Farksız”, Yeni Yaşam, 27 Temmuz 2022, s.2.</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> “İranlı Vekiller: Muhalefet Liderleri Asılsın”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2011, s.11.</p>
<p><a name="_ftn16"></a><a href="#_ftnref16#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> İran Molla rejimi, şaibeli 2009 seçimlerinin ardından patlak veren isyanı zorlanarak da olsa bastırmıştı. XV. yüzyıl İspanyol Engizisyonu’nu anımsatan bu garabetin arkasında gerçek bir siyasi hesaplaşma ve modern kapitalist devletin gereksinimleriyle dini “Hakikât Rejimi”ni bağdaştırmanın olanaksızlığı var.</p>
<p>İran’daki durumu düşünürken Peygamber’in devamı olarak kabul edilen 12 İmam’a ilişkin söylem özellikle önemli. Şiî teolojisi bu imamlardan sonuncusunun ölmediğini, bir gün geri dönerek dünyaya barış, düzen getirmek üzere Tanrı tarafından saklandığını söylüyor. Bu XII. ve hâlen saklı imamın bir diğer sıfatı da Mehdi. (Ergin Yıldızoğlu, “İran’da Rejim Krizi&#8230;”, Cumhuriyet, 9 Mayıs 2011, s.8.)</p>
<p><a name="_ftn17"></a><a href="#_ftnref17#_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> Örsan K. Öymen, “İran ve Başörtüsü”, Cumhuriyet, 26 Eylül 2022, s.8.</p>
<p><a name="_ftn18"></a><a href="#_ftnref18#_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> “İran’da Sivil Ahlâk Polisi Korku Saçıyor”, Milliyet, 28 Nisan 2016, s.26.</p>
<p><a name="_ftn19"></a><a href="#_ftnref19#_ftnref19"><sup>[19]</sup></a> “Maç İzlemeye Bir Yıl Hapis”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2014, s.9.</p>
<p><a name="_ftn20"></a><a href="#_ftnref20#_ftnref20"><sup>[20]</sup></a> Haşim Şabani’nin infazı, kalemin kılıçtan daha güçlü olabileceğini gösteriyor. Pasifist aile babası Şabani, Arapça Şiîr yazdığı için idam edildi. (Robert Fisk, “İran’ın ‘Ölü Ozanlar Derneği’…”, Radikal, 15 Şubat 2014, s.15.)</p>
<p><a name="_ftn21"></a><a href="#_ftnref21#_ftnref21"><sup>[21]</sup></a> “İranlı Arap Şaire İdam”, Taraf, 11 Şubat 2014, s.3.</p>
<p><a name="_ftn22"></a><a href="#_ftnref22#_ftnref22"><sup>[22]</sup></a> “Kerrubi’yi Evinden Dışarı Çıkarmadılar”, Cumhuriyet, 4 Eylül 2010, s.10.</p>
<p><a name="_ftn23"></a><a href="#_ftnref23#_ftnref23"><sup>[23]</sup></a> “Ahmedinejad’ın Tepkisi Ne Olacak?”, ayandenews.com, 22 Haziran 2011.</p>
<p><a name="_ftn24"></a><a href="#_ftnref24#_ftnref24"><sup>[24]</sup></a> “Reformculara Kırmızı Işık”, Cumhuriyet, 5 Kasım 2011, s.9.</p>
<p><a name="_ftn25"></a><a href="#_ftnref25#_ftnref25"><sup>[25]</sup></a> “İki Lider Tutuklandı”, Cumhuriyet, 1 Mart 2011, s.10.</p>
<p><a name="_ftn26"></a><a href="#_ftnref26#_ftnref26"><sup>[26]</sup></a> 1.6 milyon m<sup>2</sup> yüzölçümü ve 80 milyona yaklaşan nüfusu ile dünyanın 18. büyük ülkesi olan İran’ın komşuları ile sınırları şöyle: Afganistan’a 936 km, Azerbaycan’a 432, Nahçıvan’a 179 km, Irak’a 1458 km, Ermenistan’a 35 km, Türkmenistan’a 992 km, Türkiye’ye 499 km’dir. Sahil şeridi 2.440 km.</p>
<p>Tarıma uygun toprakları yüzde 10, daimi ekili toprakları yüzde 1.3, diğer alanlar yüzde 88.7 oranındadır. Sulanan arazisi 89.830 km<sup>2</sup>’dir. Şiî nüfus yüzde 89, Sünnî nüfus yüzde 9, diğer yüzde 2’dir. Doğum oranının binde 19, ölüm oranının binde 6 olduğunu görüyoruz. Bin kişiye bir doktor ve 1.5 yatak düşmektedir.</p>
<p>2011 itibariyle GSYİH’si 929 milyar dolar, kişi başına milli geliri 12.200 dolar olan İran, dünyanın 18. büyük ekonomisidir. Yüzde 2.5 büyüme ile dünyada 141. sırada yer alan İran’da ekonominin yüzde 11.2’sini tarım, yüzde 40.6’sını sanayi, yüzde 48.2’sini hizmetler sektörü meydana getirmektedir. İşgücü sayısı 26 milyondur. Yatırımların GSYİH’ye oranı yüzde 28 civarındadır. Bütçe gelirleri 130 milyar dolar, bütçe giderleri 90 milyar dolardır.</p>
<p>İhracatı 132 milyar dolar, ithalatı ise 76 milyar dolar ve dış borcu 18 milyar dolar olan İran’da, doğrudan yabancı yatırımların toplamı 18 milyar dolar seviyesindedir.</p>
<p>Enerji bakımından dünyanın en önemli dört ülkesinden biridir.</p>
<p>Günde 4.2 milyon varil petrol üretimi ile dünyada dördüncü ve 2.5 milyon varil petrol ihracatı ile dünyada üçüncü ülkedir. 137 milyar varil petrol rezervi olduğu iddia edilmektedir. Ne büyük bir güç! Doğalgaz üretiminde dünyanın beşinci sırasında yer almaktadır.</p>
<p>İran, OPEC’in 2. büyük ülkesi. Günde 4.5 milyon varil ihraç ediyor. Türkiye elindeki petrolün üçte birini İran’dan alıyor. (Ziya Özışık, “İran Fitili Ateşledi!”, Radikal, 21 Şubat 2012, s.19;)</p>
<p>İran, OPEC’te Suudi Arabistan’dan sonra ikinci büyük petrol üreticisi ülke. Dünyada en zengin doğalgaz rezervine sahip. (İkinci Rusya, üçüncü Katar.) Yılda 170 milyar m<sup>3</sup> doğal gaz üretiyor. (Güngör Uras, “İran’daki Gelişmeler Bizim İçin”, Milliyet, 8 Nisan 2015, s.9.)</p>
<p>İran 2009’da AB’den 11.4 milyar Euro’luk ithalat gerçekleştirdi. Bunun da İran’ın ithalatının yüzde 27’sine denk geldiği kaydedildi. (“İran Bankaları Varlıklarını Avrupa’dan Çekiyor”, Hürriyet, 29 Ağustos 2010, s.22.)</p>
<p>Asker sayısı 1.5 milyonu bulan İran’ın askeri harcamalarının milli gelire oranı yüzde 2.5 olup dünyada 62. sırada yer almaktadır. (Mustafa Pamukoğlu, “Hürmüz Boğazı’nda Düğümlenen İran”, Cumhuriyet, 3 Nisan 2012, s.12.)</p>
<p><a name="_ftn27"></a><a href="#_ftnref27#_ftnref27"><sup>[27]</sup></a> Utku Kızılok, “Emperyalist Savaşın ve Toplumsal Çelişkilerin Kıskacındaki Ülke: İran”, 5 Ağustos 2005… https://marksist.net/DUN/Iran.htm</p>
<p><a name="_ftn28"></a><a href="#_ftnref28#_ftnref28"><sup>[28]</sup></a> Utku Kızılok, “İranlı Emekçiler Yeniden Dünya İsyan Sahnesinde”, 28 Kasım 2019… https://marksist.net/utku-kizilok/iranli-emekciler-yeniden-dunya-isyan-sahnesinde</p>
<p><a name="_ftn29"></a><a href="#_ftnref29#_ftnref29"><sup>[29]</sup></a> Ceyda Karan, “İran Seçimleri Bıçak Sırtı”, Cumhuriyet, 19 Mayıs 2017, s.15.</p>
<p><a name="_ftn30"></a><a href="#_ftnref30#_ftnref30"><sup>[30]</sup></a> Mehmet Kızmaz, “Binlerce Yıllık Medeniyetin Özgürlük ve Ekmek Çığlığı&#8230;”, Cumhuriyet, 3 Kasım 2018, s.7.</p>
<p><a name="_ftn31"></a><a href="#_ftnref31#_ftnref31"><sup>[31]</sup></a> Nilgün Cerrahoğlu, “İran ‘Medeniyet İttifakı’ Öneriyor”, Cumhuriyet, 22 Eylül 2013, s.10.</p>
<p><a name="_ftn32"></a><a href="#_ftnref32#_ftnref32"><sup>[32]</sup></a> Ghader Anari, “İran’da Fay Hatları Derinleşiyor”, 28 Haziran 2020… https://www.sosyalistgundem.com/iranda-fay-hatlari-derinlesiyor-ghader-anari/</p>
<p><a name="_ftn33"></a><a href="#_ftnref33#_ftnref33"><sup>[33]</sup></a> Awar Puri, “İran Rejimi İçin Çalışan Paramiliter Güç: Besic”, Özgürlükçü Demokrasi, 5 Ocak 2018, s.9.</p>
<p><a name="_ftn34"></a><a href="#_ftnref34#_ftnref34"><sup>[34]</sup></a> Mustafa Kemal Erdemol, “Sadece Silahlı Bir Güç Değil”, Cumhuriyet, 10 Nisan 2019, s.7.</p>
<p><a name="_ftn35"></a><a href="#_ftnref35#_ftnref35"><sup>[35]</sup></a> “Af Örgütü: İran Yaygın İşkenceci”, Yeni Yaşam, 5 Eylül 2020, s.7.</p>
<p><a name="_ftn36"></a><a href="#_ftnref36#_ftnref36"><sup>[36]</sup></a> “Muhaliflere Tecavüz Cezası”, Cumhuriyet, 25 Haziran 2011, s.11.</p>
<p><a name="_ftn37"></a><a href="#_ftnref37#_ftnref37"><sup>[37]</sup></a> “İnsanlık Dışı Manşetler”, Cumhuriyet, 14 Ağustos 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn38"></a><a href="#_ftnref38#_ftnref38"><sup>[38]</sup></a> İlham Bakır, “Yazarı Öldürmek”, Yeni Yaşam, 16 Ağustos 2022, s.10.</p>
<p><a name="_ftn39"></a><a href="#_ftnref39#_ftnref39"><sup>[39]</sup></a> Özdemir İnce, “Salman Rüşdi”, Cumhuriyet, 26 Ağustos 2022, s.3.</p>
<p><a name="_ftn40"></a><a href="#_ftnref40#_ftnref40"><sup>[40]</sup></a> Meral İnci, “Mahsa Amini’nin Katledilmesi İranlı Emekçileri Sokağa Döktü”, 27 Eylül 2022… https://marksist.net/meral-inci/mahsa-amininin-katledilmesi-iranli-emekcileri-sokaga-doktu</p>
<p><a name="_ftn41"></a><a href="#_ftnref41#_ftnref41"><sup>[41]</sup></a> “Marzieh Nazeri, Abbas Mansouran İran Komünist Partisi (CP İran) MK ve Enternasyonal Büro Üyeleriyle Röportaj”, 29 Eylül 2022… https://kaldirac3.org/ayaklanma-bu-kez-İslâm-cumhuriyetinin-devrimci-bir-sekilde-yikilmasi-icin-daha-yaygin-daha-orgutlu-ve-kararli-bir-asamaya-eristi/</p>
<p><a name="_ftn42"></a><a href="#_ftnref42#_ftnref42"><sup>[42]</sup></a> “Güvenlik Güçleri Halka Ateş Açtı: İran’da Öfke Büyüyor”, Cumhuriyet, 23 Eylül 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn43"></a><a href="#_ftnref43#_ftnref43"><sup>[43]</sup></a> “Dinci Rejim Gençleri Hedef Alıyor”, Cumhuriyet, 10 Ekim 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn44"></a><a href="#_ftnref44#_ftnref44"><sup>[44]</sup></a> “Mahsa Amini Gösterileri: Bir Protestocuya Daha Rejim Kurşunu”, Cumhuriyet, 26 Eylül 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn45"></a><a href="#_ftnref45#_ftnref45"><sup>[45]</sup></a> “133 Kişi Hayatını Yitirdi-Hamaney’den Çıkış: Sıradan İranlılar”, Cumhuriyet, 4 Ekim 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn46"></a><a href="#_ftnref46#_ftnref46"><sup>[46]</sup></a> “İran’da Halk Sokakları Bırakmıyor”, Cumhuriyet, 9 Ekim 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn47"></a><a href="#_ftnref47#_ftnref47"><sup>[47]</sup></a> Zülâl Kardelen, “Şeriat Bir Kadının Daha Canını Aldı!”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2022, s.4.</p>
<p><a name="_ftn48"></a><a href="#_ftnref48#_ftnref48"><sup>[48]</sup></a> “İranlılar Ölürken Vekillerden Polise Teşekkür”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2022, s.7.</p>
<p><a name="_ftn49"></a><a href="#_ftnref49#_ftnref49"><sup>[49]</sup></a> İbrahim Varlı, “Sınıfla Buluşan İsyan Sarsıyor”, Birgün, 13 Ekim 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn50"></a><a href="#_ftnref50#_ftnref50"><sup>[50]</sup></a> Zeynep Çam, “Öfkenin Yansıması”, Cumhuriyet, 22 Eylül 2022, s.3.</p>
<p><a name="_ftn51"></a><a href="#_ftnref51#_ftnref51"><sup>[51]</sup></a> “Hamaney’e göre, Mahsa Amini Eylemlerinin Sorumlusu İsrail ve ABD”, 3 Ekim 2022… https://www.dokuz8haber.net/iranin-dini-lideri-hamaney-mahsa-amini-eylemlerinden-abdyi-sorumlu-tuttu</p>
<p><a name="_ftn52"></a><a href="#_ftnref52#_ftnref52"><sup>[52]</sup></a> John Berger, Hoşbeş, çev: Aslı Biçen-Beril Eyüboğlu-Oğuz Tecimen, Meti Yay., 2016, s.104.</p>
<p><a name="_ftn53"></a><a href="#_ftnref53#_ftnref53"><sup>[53]</sup></a> Sevgi Soysal, Yürümek, Bilgi Yay., 1974, s.49.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:p&#111;&#108;&#105;t&#105;&#107;h&#097;n&#101;3&#052;&#064;&#103;&#109;&#097;&#105;&#108;.&#099;&#111;m" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fmahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani%2F&amp;linkname=MAHSA%20AM%C4%B0NA%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20N%C4%B0KA%20SHAKARAM%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20MAS%C4%B0H%20AL%C4%B0NEJAD%E2%80%99IN%20%C4%B0RAN%E2%80%99I" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fmahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani%2F&amp;linkname=MAHSA%20AM%C4%B0NA%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20N%C4%B0KA%20SHAKARAM%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20MAS%C4%B0H%20AL%C4%B0NEJAD%E2%80%99IN%20%C4%B0RAN%E2%80%99I" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fmahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani%2F&amp;linkname=MAHSA%20AM%C4%B0NA%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20N%C4%B0KA%20SHAKARAM%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20MAS%C4%B0H%20AL%C4%B0NEJAD%E2%80%99IN%20%C4%B0RAN%E2%80%99I" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fmahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani%2F&amp;linkname=MAHSA%20AM%C4%B0NA%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20N%C4%B0KA%20SHAKARAM%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20MAS%C4%B0H%20AL%C4%B0NEJAD%E2%80%99IN%20%C4%B0RAN%E2%80%99I" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fmahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani%2F&#038;title=MAHSA%20AM%C4%B0NA%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20N%C4%B0KA%20SHAKARAM%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%2C%20MAS%C4%B0H%20AL%C4%B0NEJAD%E2%80%99IN%20%C4%B0RAN%E2%80%99I" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/" data-a2a-title="MAHSA AMİNA’NİN, NİKA SHAKARAMİ’NİN, MASİH ALİNEJAD’IN İRAN’I"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/">MAHSA AMİNA’NİN, NİKA SHAKARAMİ’NİN, MASİH ALİNEJAD’IN İRAN’I</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/mahsa-aminanin-nika-shakaraminin-masih-alinejadin-irani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BİZİM -SİYASAL- KÜLTÜRÜMÜZ: SOSYALİZM</title>
		<link>https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 17:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3255</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Emek, bütün zenginliklerin ve kültürün kaynağıdır.”1 &#160; “Sol ve Kültür” eksenli bir yazı istendiğinde, ne yalan söyleyeyim ürktüm. Kültür devasa bir meseleyken; “sol” ise -benim için!- &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/">BİZİM -SİYASAL- KÜLTÜRÜMÜZ: SOSYALİZM</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Emek,</p>
<p style="text-align: right;">bütün zenginliklerin</p>
<p style="text-align: right;">ve kültürün kaynağıdır.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sol ve Kültür” eksenli bir yazı istendiğinde, ne yalan söyleyeyim ürktüm.</p>
<p>Kültür devasa bir meseleyken; “sol” ise -benim için!- başı sonu belli olmayan “müphem” bir kavram.</p>
<p>“Ne yapabilirim” diye düşündüğümde, yazımda “sol” değil sosyalizm kavramını kullanıp, bizim kültürümüzden söz etmenin doğru olacağına karar verdim.</p>
<p>“İyi de, niye bizim kültürümüz” mü?</p>
<p>Gayet basit: Bir yanda Ziya Gökalp’in, “Türk’ün yalnız bir dili ve bir tek kültürü olabilir”; Halil İnalcık’ın, “Milletleri millet yapan tarihleri ve kültürleridir. Tarihsiz bir millet kişiliğini kaybetmiştir,” iddiaları ile; öte yanda Richard Dawkins’in, “İnsanın sıra dışı olan yönleri tek bir sözcükle özetlenebilir: Kültür,” tanımlarının kapsadığı karmaşanın orta yerinde, bizim olmayan kültür bir meta türüdür, yani tüketime uygun biçimde hazırlanmış, kayda alınmış, üretime uyarlanmış, pazarlanabilir ve değiştirilebilir bir üründür…</p>
<p>Bu karmaşanın panzehiri de bizim kültürümüz, sosyalizmdir.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Kuramcı Raymond Williams’a göre, kültür sözcüğünün 164 farklı tanımı vardır ve İngiliz dilindeki en karmaşık kelimelerden birisidir.</p>
<p>Kolay mı? Raymond Williams, “Kültür, insan dilinin en karmaşık birkaç sözcüğünden biridir,” derken; Edmund Burke de ekler: “Kültür can sıkacak kadar tanımları olan bir kavramdır.”</p>
<p>Evet, kültür sonsuz genişletilebilir, sonsuz parçalanabilir bir kavramdır; Immanuel Wallerstein’ın, “Kültür&#8230; tanımı bile bir muharebe alanıdır,” diye betimlediğidir.</p>
<p>Yani girift bir meseleyken; sosyal antropolojinin en önemli konularından biriyken; “Doğaya karşı insanın yaptığı her şey” der kültür için Karl Marx.</p>
<p>Terry Eagleton’a göre de, “Doğa kültür üretir, kültür de doğayı değiştirir.”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>Kültür tarihsel süreç içerisinde vazgeçilmez bir yer edinmiş, temel bir kavramdır. O, tarihi<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> ve toplumsal gelişme süreci ile sınıf mücadeleleri ekseninde yaratılan değerlerin toplamıdır; insanın düşünce ve davranışlarını etkileyen tarihsel birikimdir; insan(lık)a katılan değerler bütünüdür; ideolojiktir ve seçilir. Kültür ile siyasi mücadele arasında ilişki vardır.<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>Émile Durkheim’dan hareket ile kültürü, “Bir duyuş, düşünüş ve davranış birliği” olarak tanımlar; ancak bu tanımdaki statikliği aşmak için kültürel yapı(lar)ın çatışma ve değişim içerisinde oluştuğunu akıldan çıkartmamak gerek. Kültür(el) yapı kuşaklar boyunca toplumun edindiği yaşam bilgisinin birikmesiyle ortaya çıkarken; dinamiktir. Toplumsal değişme bağlı olarak, kültür de değişmektedir.</p>
<p>Bir başka boyutuyla kültür, insan topluluğun dünyayı anlamlandırmak için başvurduğu simge sistemleridir.</p>
<p>Clifford Geertz’e göre, “Bir topluluğun yaşamına dair her türlü öğenin, içinde değerlendirileceği bağlam, anlam ağı”dır.</p>
<p>Joseph Fichter için hayata dair her ayrıntıyı içeren ve bir “yaşama deseni” olan kavramdır.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>UNESCO tarafından, “Sahip olunan tarihsel bilinç” olarak tanımlanan; İbn-i Haldun’un “Ümran” dediği kültür meselesine ilişkin binlerce tanımdan kimilerini anımsa(t)makta yarar var:</p>
<p>Alfred Marston Tozzer’in, “Kültür, toplumsal olarak öğrenilen ve aynı yoldan yeni kuşaklara iletilen davranış kalıplarıdır”…<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>Edward Burnett Tylor’un, “Kültür ya da geniş etnografik anlamıyla uygarlık; bilgileri, inançları, sanatı, ahlâkı, hukuku, gelenek-görenekleri ve insanin, toplumun bir üyesi olarak edindiği diğer bütün yetenekleri ve alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütündür.” “İnsanın toplumun bir üyesi olarak elde ettiği, bilgi, inanç, sanat, ahlâk, hukuk, âdetle ve diğer yetenekler ile alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütündür”… <a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>Gerry Philipsen’in, “Toplumsal kurulmuş ve zaman içerisinde iletilmiş semboller, manalar, öncüller ve kurallar şablonudur”…</p>
<p>Friedrich Nietzsche’nin, “Yüksek bir kültür, bir piramittir: Ancak geniş bir taban üzerinde durabilir”&#8230;<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a></p>
<p>Jean François Lyotard’ın, “Kültür; bilmeniz gerektiğini öğrendikten sonra kendinize kattıklarınızdır”…</p>
<p>André Gide’in, “Kültür, her şeyi okuyup unuttuktan sonra aklınızda kalanlardır”…</p>
<p>Umberto Eco’nun, “Ebediyen kaybolmuş kitaplar ve diğer nesneler mezarlığıdır”…</p>
<p>Walter Benjamin’in, “Kültür alanında hiçbir nesne yoktur ki, kökeninde barbarlık olmasın,” tanımlarındaki “Kültür, bir düzen yaratmak ve onu korumak, düzeni bozan ve bu düzen açısından kaos görünen her şeyle mücadele etmektir. Kültür, ‘doğa düzeni’ yerine yapay, tasarlanmış bir düzen koyma ya da ekleme işidir. Kültür, böyle yapay bir düzeni getirmekle kalmaz, ona değer de verir. Kültür, bir tercih sorunudur.”<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p>Ve nihayet “Kültür gereksinimi, temel gereksinimlerden farklı olarak doyuruldukça artan kültürel bir gereksinimdir.”<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a></p>
<p>Tam da bu çerçevede Karl Marx, “Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir.” “Tüm ölü kuşakların geleneği, yaşayanların beyinlerine tüm ağırlığı ile çöker,” derken ekler Louis Althusser, “Kültür sürekli olarak kendinin öncesinde yer alarak, insanlaşacak özneyi emer…”</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Ve bizim kültürümüz sosyalizm…</p>
<p>Mesela Paris Komünü, o sadece gökyüzünü fethe çıkanların cüreti değil; doğrudan demokrasinin, yasama ve yürütmeyi iç içe geçiren yeni bir dünya kültürüydü; kimin buna itirazı olabilir ki?</p>
<p>Ve Ekim Devrimi, o sadece kızıl atlıların, Putilov Fabrikası işçilerinin, Kızıl Meydan’da kurşunlanan kadınların, <em>Aurora</em> Kruvazörü’ndeki bahriyelilerin, İşçi Asker Köylü Sovyetleri’nin bir destanı olmaktan öte,  “İnsan Olmak ve Kalmak İçin Özgürlükçü Başkaldırı” kültürüydü; yani “Komünist Cumartesiler” ile yaratılan yeni insan(lık)ın V. İ. Lenin’e, “Bu elbette ki yalnızca bir başlangıçtır ama son derece önemli bir başlangıçtır. Bu burjuvazinin alaşağı edilmesinden daha güç, daha temel, daha köklü ve daha keskin bir devrimin başlangıcıdır, çünkü gelenekçiliğimize, gevşekliğimize, küçük-burjuva bencilliğimize, şu kahrolası kapitalizmin işçilere ve köylülere miras bıraktığı bütün bu alışkanlıklara karşı bir utkudur,” dedirten gerçeğiydi.</p>
<p>Bu “olağan” denilen yüzlerce yıllık sınıflı sömürü biat/ itaatin çanına ot tıkayan bizim kültürümüzdü; tıpkı Çin’deki Kültür Devrimi gibi…<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>İnsan(lık) tarihinin en büyük/ köklü kültürel kopuşları itirazlar, isyanlar, devrimler ve nihayet sosyalizm ile müsemmadır…<a name="_ftnref11"></a><a href="#_ftn11#_ftn11"><sup>[11]</sup></a></p>
<p>Behice Boran’ın, “Sosyalistler kendi toplumlarının ve insanlığın tarihinde toplumu ve insanlığı ilerletici, yapıcı, olumlu her şeyin, her başarının, kültür mirasına her katkının, tabii mirasçıları sayarlar kendilerini”…</p>
<p>Fidel Castro’nun, “Kültür, bilim, sanat kendi kendine bir anlam ifade etmez. Sanat, bilim ve kültür insan içindir.” “Hayat kalitesi bilgi ve kültürde yatar. Değerler ise gerçek hayat kalitesini oluşturur. Değerler yemek, barınma, giyinme gibi şeylerden çok daha ötesidir,” notunu düştükleri sosyalist kültür, Ekim Devrimi örneğindeki üzere yaşamın her alanında köklü değişiklikler yarattı ve ardında devasa bir deneyim bıraktı. Asıl tutulması gereken halka da burasıdır.</p>
<p>Ekim Devrimi bir kültürken; kültürün son derece maddi ve toplumsal bir şey olduğunun altı çizilip; insanlığın tüm yaşam süreçlerinin birikimini içinde taşıdığı unutulmamalı!</p>
<p>Evet, yaratılan, inşa edilen, öğrenilen, kısacası bütün tarih boyunca insanın fethettiği her şey kültürdür: “Geçmiş nesillerin biriktirdiği kültürden söz ederken biz her şeyden önce, alet, makine, yapı, anıt ve benzeri biçimlerde yaratılan maddi eserleri kastederiz. Kültür bu mudur? Evet budur. Kültürün biriktiği, cisimlendiği maddi şekillerdir bunlar; madde şekline dönüşmüş kültürdür. İşte bu maddi kültür, tabiatın sağladığı temeller üzerinde bizim kendi hayatımızın temel ortamını, bizim günlük yaşayışımızı, kendi yaratıcı eserlerimizi oluşturur. Ama kültürün en değerli bölümü, insanın bilinci içindeki birikimidir, yani bizim, bizden önce oluşturulmuş madde şeklindeki tüm kültürden çıkarıp geliştirdiğimiz yeteneklerimiz, beceri, alışkanlık ve yöntemlerimizdir. Bu önceden oluşturulmuş maddi kültürü benimserken onda yarattığımız yeniliklerdir. Kültür, insanın var olma, yaşama şartlarını geliştirme, gücünü artırma yolunda tabiatla mücadeleden doğar.”<a name="_ftnref12"></a><a href="#_ftn12#_ftn12"><sup>[12]</sup></a></p>
<p>Bu bağlamda her kültüre bir sınıf gerçeği damgasını vururken; Ekim Devrimi, özel mülkiyeti kaldırarak hem kapitalizmin kültürün önüne koyduğu tıkacı kaldırdı hem de kitlelerin kültür ile buluşmasını sağladı. Sömürücü sınıfların tekelinden çıkan kültür emekçiler, devrim, yeni toplumsal dönüşümün etkin bir parçası oldu. Kapitalist zincirlerden kurtulmak, yerleşik düşünce biçimlerini yıkmak güzergâhında etkiledi…</p>
<p>Biliyorum, post-Marksist, post-modern, vb’i birileri bunlara itiraz edecekler! Varsın etsinler: “Bütün iş, tarihte olanı, tarihte olduğunu bilerek değerlendirmektir, duygularımızın, isteklerimizin etkisinde kalarak değil. Eski, gerçekte hiç eskimiyor.”<a name="_ftnref13"></a><a href="#_ftn13#_ftn13"><sup>[13]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Bizim kültürümüz, “Sınıfsız, Sömürüsüz, Sınırsız Bir Dünya”yı amaçlar.</p>
<p>Bunun için anti-kapitalist, anti-emperyalist, anti-faşist, anti-şovendir, ataerkine karşıdır, enternasyonalist ve halkların eşitlikçi özgürlüğünden yanadır.</p>
<p>Louis Althusser’in işaret ettiği gibi, ahlâkın bir çeşit ideoloji olduğunu unutmadan; Karl Marx’ın estetik bağlamlı ahlâki perspektifi özgürlük, insan topluluğu ve kendini gerçekleştirmeyi kapsar ve gelecek toplum projeksiyonu bu temel üzerine kurulacağı<a name="_ftnref14"></a><a href="#_ftn14#_ftn14"><sup>[14]</sup></a> gerçeğine yaslanan ifade ettiklerim, “Geleceğin ahlâkıdır, olacaktır estetik!”<a name="_ftnref15"></a><a href="#_ftn15#_ftn15"><sup>[15]</sup></a> diyebileceğimiz yeni bir dünyanın kültürüdür.</p>
<p>Spartaküs’ten Şeyh Bedreddin’e uzanıp bugünlere ulaşan bizim kültürümüze olan ihtiyaç giderek artmaktadır.<a name="_ftnref16"></a><a href="#_ftn16#_ftn16"><sup>[16]</sup></a></p>
<p>Çünkü Susan Sontag’ın, “Kapitalist toplum görüntülere dayalı bir kültüre gerek duyar”; Arno Gruen’in, “İtaat kültürü, özerkliğin yerini alarak insanlığımızı yok ediyor”; Eduardo Galeano’nun, “İtaatsızlığı cezalandırmak ve özgürlüğü disiplin altına almak için, aile geleneği, kadınları aşağılayan, çocuklara yalan söylemeyi öğreten ve korku hastalığını yayan bir terör kültürünü sürdürmektedir”; Arundhati Roy’un, “Her halkın, her topluluğun bir direniş kültürüne, iktidara zorluk çıkarıp ona itaat etmeme kültürüne ihtiyacı var”!</p>
<p>Bunları hayata geçirip, yapabilecek miyiz?</p>
<p>Şimdi soru(n) tam da bu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>31 Temmuz 2022 12:59:11, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Maya Dergi, No:1, Eylül-Ekim-Kasım 2022…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Karl Marx.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Terry Eagleton, Kültür Yorumları, çev: Özge Çelik, Ayrıntı Yay., 2005, s.11.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> “Bir dil sadece kelimeler değildir. Bu bir kültür, bir gelenek, bir topluluğun birleşmesi, bir topluluğun ne olduğunu yaratan bütün bir tarih.” (Noam Chomsky.)</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Terry Eagleton, Kültür, çev: Berrak Göçer, Can Yay., 2019.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Theodor W. Adorno’nun, “Yarım anlaşılan kültürün, yarım yaşanan hayatın düşmanıdır.” “Kültür en çok, onun hakkında en az deneyimi olanlara irrasyonel görünür”…</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> “Bir halkın kültürü, bir halkın uygarlığı yaşadığı alanla bire bir yakından ilişkilidir.” (Hrant Dink)</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Friedrich Nietzsche, Deccal, çev: Ahmet Çalışkanlar, Erasmus Yay., 2018.</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Zygmunt Bauman, Sosyolojik Düşünmek, çev: Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yay., 2019.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Pierre Bourdieu-Alain Darbel, Sanat Sevdası-Sanat Müzeleri ve Ziyaretçi Kitlesi, çev: Sertaç Canpolat, Metis Yay., 2011.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> “Mao’nun, Kültür Devrimi’yle ‘karargâhı bombalama’ çağrısında ‘Karargâh’tan kasıt, Komünist Parti önderliğinden başka bir şey değildi.” (“Samir Amin: Mao’nun Mesajı Hâlâ Capcanlı!”, 12 Ağustos 2018… https://bilimveutopya.com.tr/maonun-mesajı-hala-capcanlı)</p>
<p><a name="_ftn11"></a><a href="#_ftnref11#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> “Unutmamak gerekir ki, kapitalist toplumların tersine, sosyalist toplumlarda, işçiler işsizlik korkusu ya da kıskançlıkla hareket etmezler. Onları harekete geçiren, dayanışma, toplu sorumluluk, insanı bencillikten kurtaran görev ve hakların bilincidir. Bir ulusun bilinci bir gecede değişmez.” (Eduardo Galeano.)</p>
<p><a name="_ftn12"></a><a href="#_ftnref12#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Lev Troçki, Gündelik Hayatın Sorunları, çev: Yılmaz Öner, Yazın Yay., 2000, s.255-256.</p>
<p><a name="_ftn13"></a><a href="#_ftnref13#_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Melih Cevdet Anday, “Eskimeyen Eski” Cumhuriyet, 11 Mart 1977.</p>
<p><a name="_ftn14"></a><a href="#_ftnref14#_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> Rodney G. Peffer, Marksizm, Ahlâk ve Toplumsal Adalet, çev: Yavuz Alogan Ayrıntı Yay., 2001.</p>
<p><a name="_ftn15"></a><a href="#_ftnref15#_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Gelecekteki Etiktir Estetik”, İnsancıl, Yıl:31, No:365, Aralık 2020.</p>
<p><a name="_ftn16"></a><a href="#_ftnref16#_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> “Kültür alanında burjuvazi, çağımızda kendisi için tehlikeli olan yenilik hevesini saptırarak bazı kafa karıştırıcı, değersizleştirilmiş ve zararsız yenilik biçimlerine yöneltmeye çabalar. Avangart eğilimler, kültürel faaliyeti denetimi altında tutan ticari mekanizmalar vasıtasıyla toplumun kendilerini destekleyebilecek kesimlerinden koparılır -genel toplumsal koşullardan ötürü bu kesimler zaten sınırlıdır. Bu eğilimin ünlenen bireyleri, çeşitli şeylerden feragat etmeleri şartıyla müstesna bireyler olarak kabul edilirler: Buradaki temel nokta, kapsamlı bir karşı çıkıştan feragat edilmesi ve farklı yorumlara açık olan bölük pörçük eserlerin kabullenilmesidir. İşte, son tahlilde daima burjuvazi tarafından tanımlanıp kendi lehine kullanılan ‘avangart’ terimine kuşku uyandırıcı ve gülünç bir yön kazandıran şey tam da budur.” (Guy Debord.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:&#112;oli&#116;&#105;k&#104;&#097;ne3&#052;&#064;gma&#105;l&#046;com" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm%2F&amp;linkname=B%C4%B0Z%C4%B0M%20-S%C4%B0YASAL-%20K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9CM%C3%9CZ%3A%20SOSYAL%C4%B0ZM" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm%2F&amp;linkname=B%C4%B0Z%C4%B0M%20-S%C4%B0YASAL-%20K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9CM%C3%9CZ%3A%20SOSYAL%C4%B0ZM" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm%2F&amp;linkname=B%C4%B0Z%C4%B0M%20-S%C4%B0YASAL-%20K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9CM%C3%9CZ%3A%20SOSYAL%C4%B0ZM" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm%2F&amp;linkname=B%C4%B0Z%C4%B0M%20-S%C4%B0YASAL-%20K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9CM%C3%9CZ%3A%20SOSYAL%C4%B0ZM" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm%2F&#038;title=B%C4%B0Z%C4%B0M%20-S%C4%B0YASAL-%20K%C3%9CLT%C3%9CR%C3%9CM%C3%9CZ%3A%20SOSYAL%C4%B0ZM" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/" data-a2a-title="BİZİM -SİYASAL- KÜLTÜRÜMÜZ: SOSYALİZM"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/">BİZİM -SİYASAL- KÜLTÜRÜMÜZ: SOSYALİZM</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/bizim-siyasal-kulturumuz-sosyalizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3255</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ŞİİR FARKINDALIKTIR YA DA HİÇ</title>
		<link>https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2022 09:45:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3193</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göremeyeceğimiz günler için dövüştük, kavgamızın şiir olması bundan.”1 &#160; Erol Aslan, dostumdur; ancak bu satırlar, O dostum olduğu için değil; ‘Gecenin Karanlığında Güneşi Uyandıranlara’ başlıklı dizelerden &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/">ŞİİR FARKINDALIKTIR YA DA HİÇ</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Göremeyeceğimiz günler için dövüştük,</p>
<p style="text-align: right;">kavgamızın şiir olması bundan.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Erol Aslan, dostumdur; ancak bu satırlar, O dostum olduğu için değil; ‘Gecenin Karanlığında Güneşi Uyandıranlara’ başlıklı dizelerden mülhem kaleme alındı.</p>
<p>“Neden” mi?</p>
<p>Dikkatle okuduğunuzda ozanın dizeleri biz(ler)e, öncelikle sanatın gücünü anımsatıyor.</p>
<p>“Nasıl” mı?</p>
<p>Örneğin II. Dünya Savaşı’nda Alman orduları tarafından kuşatılan Leningrad’da Sovyet besteci Dimitri Şostakoviç’in ‘Leningrad Senfonisi’ en zor gülerde bile umudun, direnişin simgesi hâline gelmişti.</p>
<p>Sanatın gücü tam da buradadır. Mesela Bob Dylan’ın 1960’arda seslendirdiği ‘Blowin’ in the Wind’indeki “Daha kaç yıl kök salsın ağaç bahar açıncaya dek/ Daha kaç yıl kök söksün bu halk yerini bulsun diye hak?/ Cevabı, dostum rüzgârda bunun, cevabı esen rüzgârda,” haykırışının eşitlik ve adalet taleplerinin sancağı olması gibi…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Erol Aslan’ın dizelerinde, “Şiir, hayatınıza neden ve nasıl girdi?” sorusunun yanıtı bulacaksınız. Çünkü Onun dizelerinde kulağı kiriştedir şiirin; anıları saklayan, hatırlatan, yol açan meydan okuyuşuyla.</p>
<p>O hepimize, şiirin hayatı mümkün kılıp; yaşamı esaretten kurtarmanın kaldıracı olduğunu anımsatır…</p>
<p>Düşlerin sağanağında yaşayan/ yaşatan elinizdeki yapıtı okudukça şiirin küçük kelimelerinden oluşsa da; büyük bir özgürlük haykırışı olduğunu görürsünüz…</p>
<p>Ozanın dizeleri baharın gelişini muştulayan iğde ağaçları gibi velût olması yanında; tarihin izleriyle buluşan derinlikle betimlenir.</p>
<p>Kimliksizleşmenin reddi ya da insanî çoğullaşmanın şiiridir Onun ki: ‘Yetiş’e’ ya da ‘Solcu Olmak Lazım’daki gibi sahici hikâyesi vardır örneğin; “Aslında her şiir bir hikâyeden çıkar, her şiirin bir konusu vardır&#8230; Bütün mesele, konuyu şiirsel bir hâle getirmektedir,”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> demez miydi Turgut Uyar?</p>
<p>Evet, evet belleğinizde geçmişin izini geleceğe doğru sürerken şiir yolunuzu açar Erol Aslan Erol Aslan, yüreklendirir sizi…</p>
<p>“Şiirin de aşkın da tanımı yok!”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> söylencelerine inat düşlerin sağanağında yaşanılabilir başka bir yaşamın mümkün olduğunun altını ısrarla çizen ozan; Behçet Necatigil’in şiir hakkındaki “Hayal ve hatıradan doğar,” uyarısını “es” geçmeyerek; “Şair hayatı bilmeli ve onu dönüştürmenin safında yerini almalıdır,” der sanki.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Sakın ola, “şiir” deyip geçmeyin!</p>
<p>Horatius’a, “Aut insanit homo, aut versus facit./ İnsan ya delirir ya da şiir yazar,”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a> dedirten sarsıcı bir hakikâttir o; insan olma/ kalma hâlimizdir…</p>
<p>Bir an Ceyhun Atıf Kansu’nun, “Şiir yazılan bir ülkeden umut kesilmez!” deyişini anımsayın; işte o zaman anlayabilirsiniz şiirin önemini…</p>
<p>İş bu nedenle Johann Wolfgang von Goethe’nin, “Şiir gökyüzüne çizilmiş resimdir,” betimlemesi “abartı” değil; şiirin ne olduğuna ilişkin betimlemedir…</p>
<p>Kolay mı? Walter Benjamin’in, “Şairin boşalmış sokaklarda bir şiir ganimeti elde etmek için girdiği savaşta kullandığı silahlar, sözcüklerin oluşturduğu bir hayaletler ordusudur, fragmanlardır, dize başlangıçlarıdır”; Sabahattin Eyüboğlu’nun, “Düşünceyi içine almakla beraber düşünceyi aşan bir şey var şiirde; usta şairin bildiği, bilir olduğu, düz sözle anlatamayıp yalnız şiirle duyurabildiği bir üst-düşünce, bir üst-gerçek,” diye tanımladıkları şiir, insanı insanla, gerçekle buluştururken; hayata karşı sorumludur.</p>
<p>Tam da bunun için şiirin uzlaşmayla hiçbir işi yoktur; şair bugünün karanlığında geleceğin aydınlığını arar, muştular. Çünkü şiir, insan olma ve kalma ısrarıyla isyanın ve itirazın kalbidir. İyi şiir insan(lık)taki isyan duygusunu ortaya çıkarır.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>El özet, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Biliyorum/ matarada su/ torbada ekmek/ ve kemerde kurşun değil şiir/ ama yine de/ matarasında su/ torbasında ekmek/ ve kemerinde kurşun kalmamışları/ ayakta tutabilir,” dizeleri neyi anlatılıyorsa  ‘Gecenin Karanlığında Güneşi Uyandıranlara’da Erol Aslan onu yapmış.</p>
<p>Hem de Andrei Tarkovsky’nin, “Şiirden bahsettiğimde onu bir tür olarak düşünmüyorum. Şiir, dünyanın farkındalığıdır, gerçeklikle belirli bir ilişki kurma biçimidir. Böylece şiir bir insana hayatı boyunca rehberlik edecek bir felsefeye dönüşür,” deyişindeki gibi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>11 Temmuz 2021 07:54:31, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong><a name="_ftn1"></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Erol Arslan, Fecir Söylemleri, Yenice Kitap, 2021’e yazılan önsöz…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Aziz Nesin.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Turgut Uyar, Bir Şiirden, YKY, 2017, s.40.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Arife Kalender, “Şiirin Özünden Bir Hareket: Aşk!”, Cumhuriyet Kitap, No:1616, 4 Şubat 2021, s.8.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Horatius, Latince Güzel Sözler Antolojisi, der./ çev: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yay., 2015.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:&#112;oli&#116;&#105;kha&#110;e&#051;4&#064;g&#109;&#097;il.&#099;&#111;&#109;" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiir-farkindaliktir-ya-da-hic%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20FARKINDALIKTIR%20YA%20DA%20H%C4%B0%C3%87" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiir-farkindaliktir-ya-da-hic%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20FARKINDALIKTIR%20YA%20DA%20H%C4%B0%C3%87" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiir-farkindaliktir-ya-da-hic%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20FARKINDALIKTIR%20YA%20DA%20H%C4%B0%C3%87" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiir-farkindaliktir-ya-da-hic%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20FARKINDALIKTIR%20YA%20DA%20H%C4%B0%C3%87" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiir-farkindaliktir-ya-da-hic%2F&#038;title=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20FARKINDALIKTIR%20YA%20DA%20H%C4%B0%C3%87" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/" data-a2a-title="ŞİİR FARKINDALIKTIR YA DA HİÇ"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/">ŞİİR FARKINDALIKTIR YA DA HİÇ</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/siir-farkindaliktir-ya-da-hic/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3193</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ŞİİRLERİ İLE NÂZIM’CA YAŞA(T)MAK</title>
		<link>https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 12:45:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3170</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yaşamak; Teslim olmadan, Boyun eğmeden, El etek öpmeden yaşamaktır.”1 &#160; Özgürlüğün ve umudun örgütlü (TKP) komünist şairiydi; 61 yıllık yaşamının 12 yılını hapiste, 12 yılını sürgünde &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/">ŞİİRLERİ İLE NÂZIM’CA YAŞA(T)MAK</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Yaşamak;</p>
<p style="text-align: right;">Teslim olmadan,</p>
<p style="text-align: right;">Boyun eğmeden,</p>
<p style="text-align: right;">El etek öpmeden yaşamaktır.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özgürlüğün ve umudun örgütlü (TKP) komünist şairiydi; 61 yıllık yaşamının 12 yılını hapiste, 12 yılını sürgünde göğüslemişti.</p>
<p>‘Otobiyografi’sinde, “1902’de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha/ geriye dönmeyi sevmem/ üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim/ on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliği/ kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu/ ve on dördümden beri şairlik ederim,” diyen O; “Sözün kısası yoldaşlar bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da/ insanca yaşadım diyebilirim/ ve daha ne kadar yaşarım/ başımdan neler geçer daha kim bilir,” diye noktalamıştı dizelerini…</p>
<p>“Alçaklığın, hainliğin, ikiyüzlülüğün, puştluğun, kısacası cümle kokuşmuşluğun at oynattığı bir dönemde yaşamdan zevk alabilmek ancak zayıfların bahtiyarlığıdır,” vurgusuyla kendisini “Ben bir insan,/ ben Türk şairi Nâzım Hikmet/ ben tepeden tırnağa insan/ tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret,” diye tanımlayan O; 3 Haziran 1963’te, memleket hasretiyle kavrularak, “yüzünü bile görmediği insanlar için” mücadele ettiği dünyaya veda edip, Moskova’da yaşamını yitirdi.</p>
<p>“Ah, Vera insanın ülkesinde unutulmaması ne kadar önemlidir bir bilsen, hem de ölüm yakinken,”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> ifadesindeki üzere ardında unutulmamayı, ölümsüzlüğünü bırakarak…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Sevdaları, sonuna kadar inandığı komünizm davası, halkın dertlerini, hissettiklerini kelimelere, şiire döken Nâzım Hikmet’i betimleyen özgürlük tutkusu, umudun/ ısrarın ve sınıf mücadelesinin örgütlü, TKP’li şairi olmasıydı.</p>
<p>Çok yönlü komünist bir sanatçı olarak Nâzım Hikmet pek çok sanat dalının da öznesi olurken; insanı insana, insanca anlatan; hasretle geçmiş bir ömrün; aşkların insanıydı.</p>
<p>En zor koşullarda dahi yaşama sevincini, umudunu, ilkeli/ onurlu komünist duruşunu, direniş inancını asla yitirmeyen O, tüm zamanlarda yazdıklarını yasaklamaya (?) kalkışan karanlığa rağmen yaşamaya devam ediyor hâlâ!</p>
<p>Şimdilerde; yüreğine Hiroşima’da ölen çocukları, Hintli devrimcileri, Afrika’nın isyanını sığdıracak kertede enternasyonalist olan Onu, olmadığı gibi “millileştirme”ye kalkışanlar da yok değil!</p>
<p>“Nasıl” mı?</p>
<p>Mesela; “… ‘Nâzım Hikmet, bu zamanlar için ne anlam ifade ediyor’ diye sorgulasak bugün yine ‘Millici ve devrimci şiirlerinin gücüyle ülkemizin bağımsızlığı, özgürlüğü için çağrı yaparak Atatürkçüleri, Cumhuriyet rejimine bağlı devrimci milliyetçileri ve sosyalistleri başta olmak üzere tüm anti-emperyalistleri Türkiye’nin kurtuluşu için bir araya gelmeye çağırıyor’ çıkarımını rahatlıkla yapabiliriz,”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> satırlarındaki “ulusal”cılıkla…</p>
<p>Veya “Nâzım’ın ülkesindeki adaletsizliğe ve dünyadaki Amerikan emperyalizmine karşı cesur bir savaşçı olduğu siyasi hayat,”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a> satırlarında “es” geçilen komünistliğiyle; hem de “Yarısı burdaysa kalbimin/ yarısı Çin’dedir, doktor./ Sarı nehre doğru akan/ ordunun içindedir./ Sonra, her şafak vakti, doktor,/ her şafak vakti kalbim/ Yunanistan’da kurşuna diziliyor// Bakıyorum geceye demirlerden/ ve iman tahtamın üstündeki baskıya rağmen/ kalbim en uzak yıldızla birlikte çarpıyor,” dizeleri herkesin bilgisi dahilindeyken!</p>
<p>Büyük şair Nâzım Hikmet’in, asla unutulmaması gereken özelliği: İşçi sınıfı mücadelesinin neferi olması; sosyalist mücadelenin, ezilen halkların, dünya barışının yanında aldığı ödünsüz komünist duruştur. Ondan söz etmek, aynı zamanda mücadelesini yani Tanya’yı, Taranta Babu’yu, “1961 yazı ortalarında Küba”yı, “yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla” gelenleri an(la)maktır.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Yaşamak şakaya gelmez,/ büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın/ bir sincap gibi mesela, yani,/ yaşamanın dışında ve ötesinde/ hiçbir şey beklemeden,/ yani bütün işin gücün yaşamak olacak,” dedi ve öyle de yaşadı…</p>
<p>Coğrafyamızın hapishanelerinde volta attı; demir parmaklıkların arından dünyaya uzanan şiiri ak kâğıda nakşederken; “İstanbul’da, Tevkifhane avlusunda,/ güneşli bir kış günü, yağmurdan sonra,/ bulutlar, kırmızı kiremitler, duvarlar ve benim yüzüm yerde, su birikintilerinde kımıldanırken,/</p>
<p>ben, nefsimin ne kadar cesur, ne kadar alçak,/ ne kadar kuvvetli, ne kadar zayıf şeyi varsa/ hepsini taşıyarak:/ dünyayı, memleketimi ve seni düşündüm,” diye haykırarak ekledi: “Yavrum, kız olsun oğlan olsun/ Kaç yaşında olursa olsun/ Yavrum düşmesin istiyorum hapislere!/ Güzelden, haklıdan, barıştan yana diye!”</p>
<p>“Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında/ on kere döndü dünya./ Ona sorarsanız: ‘Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman.’/ Bana sorarsanız: ‘On senesi ömrümün.’// Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene./ Bir haftada yaza yaza tükeniverdi./Ona sorarsanız: ‘Bütün bir hayat.’/ Bana sorarsanız: ‘Adam sen de, bir iki hafta’&#8230;” kararlılığıyla umudun/ ısrarın gür sesi oldu:</p>
<p>“Sevgilim,/ başlar önde, gözler alabildiğine açık, yanan şehirlerin kızıltısı, çiğnenen ekinler ve bitmez tükenmez ayak sesleri: gidiliyor./</p>
<p>Ve insanlar katlediliyor:/ ağaçlardan ve danalardan/ daha rahat/ daha kolay daha çok./</p>
<p>Sevgilim,/ bu ayak sesleri, bu katliamda/ hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu,/ fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden/ güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan/ gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman&#8230;”</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Baştan ayağa teslim alınmayan bir mücadeleciliğin iradesiydi: “Sen esirliğim ve hürriyetimsin./ Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin./ Sen memleketimsin./</p>
<p>Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer/ ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin,” kararlılığıyla!</p>
<p>“Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,/ sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,/ sende uzaklığı,/ sende, ben, imkânsızlığı seviyorum.// Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,/ fakat asla ümitsizliği değil,” kesinliğiyle…</p>
<p>“Elveda dünya merhaba kainat” diyerek; “En güzel deniz:/ henüz gidilmemiş olanıdır./</p>
<p>En güzel çocuk:/ henüz büyümedi./</p>
<p>En güzel günlerimiz:/ henüz yaşamadıklarımız./</p>
<p>Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:/ henüz söylememiş olduğum sözdür,” dizelerindeki güzergâhta “Beyaz gömleğinle bir laboratuarda/ İnsanlar için ölebileceksin,/</p>
<p>Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,/ Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,/</p>
<p>Hem de en güzel,/ En gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin hâlde.//</p>
<p>Böylesine sevilecek bu dünya ‘Yaşadım’ diyebilmen için&#8230;” gerçeğini anımsatırdı.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Yerküreyi de, “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/ Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/ bu memleket, bizim.// Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak/ ve ipek bir halıya benzeyen toprak,/ bu cehennem, bu cennet bizim,” dizelerindeki üzere memleketini de çok sevdi.</p>
<p>Tam da o komünistçe fütursuzluğun dik durup diklenen “rahatlığı”yla haykırırdı: Bilirim/ hele bir düşmeye gör hasretin hâlisine,/ hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,/ yolu yok, Don Kişot’um benim, yolu yok,/ yeldeğirmenleriyle dövüşülecek”…</p>
<p>“Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini,/ biliriz öylece yaşamasını, ölmesini./ Hepimiz &#8211; birimiz için,/ birimiz &#8211; hepimiz için!”</p>
<p>“Sana düşman, bana düşman,/ düşünen insana düşman,/ vatan ki bu insanların evidir,/ sevgilim, onlar vatana düşman”…</p>
<p>“Ateşi ve ihaneti gördük/ ve yanan gözlerimizle/ durduk bu dünyanın üzerinde”…</p>
<p>“Günler ağır./ Günler ölüm haberleriyle geliyor./ En güzel dünyaları yaktık ellerimizle./ Düşman haşin zalim ve kurnaz”…</p>
<p>“Açlık ordusu yürüyor/ adımları gök gürültüsü/ türküleri ateşten/ bayrağında umut/ umutların umudu bayrağında”…</p>
<p>“Yok edin insanın/ insana kulluğunu,/ Bu davet bizim”&#8230;</p>
<p>Özetle halkın davası için dövüşen O; “Akrep gibisin/ kardeşim, korkak/ bir karanlık içindesin/ akrep gibi,” dizelerindeki üzere -demeye dili varmasa da!- eleştirilmesi gerekeni eleştirmekten bir adım geriye atmamıştı!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır./ Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan/ Karabasanlar gibi çizer kadınların yüzünü,” şiirindeki O; “Biz başka severdik./ O yüzden başka sevemedik,” diyecek kadar sevdalıydı: “Sevmek mükemmel iş delikanlım,/ sev bakalım!/ Mademki kafanda yıldızlı bir gece var,/ benden izin sana/ sev, sevebildiğin kadar,” dizelerindeki üzere…</p>
<p>“Hatice, Piraye, Pirayende/ Doğum yeri neresi,/ kaç yaşında,/ sormadım,/ düşünmedim,/ bilmiyorum./ Dünyanın en iyi kadını,/ dünyanın en güzel kadını./ Benim karım,” dizelerindekinden…</p>
<p>“Gelsene dedi bana,/ Kalsana dedi bana,/ Gülsene dedi bana,/ Ölsene dedi bana,/ ‘Geldim,/ Kaldım,/ Güldüm/ Öldüm’&#8230;” dediği Vera’ya dek…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Bir de “Hakkındır yaramazlık./ Dik duvara tırman/ Yüksek ağaçlara çık./ Usta bir kaptan gibi kullansın elin/ Yerde yıldırım gibi giden bisikletini../ Ve din dersleri hocasının resmini yapan/ Kurşunkaleminle yık/ Mızraklı İlmihalin yeşil sarıklı iskeletini../ Sen kendi cennetini/ Kara toprağın üzerinde kur./ Coğrafya kitabıyla sustur,/ Seni ‘Hilkati Adem’le aldatanı../ Sen sade toprağı tanı toprağa inan./ Ayırt etme öz anandan toprak ananı./ Toprağı sev anan kadar,” dizelerindeki üzere çocukları çok sevdi…</p>
<p>“Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne/ allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar/ oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında/ dünyayı çocuklara verelim/ kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi/ hiç değilse bir günlüğüne doysunlar/ bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı/ çocuklar dünyayı alacak elimizden/ ölümsüz ağaçlar dikecekler,” dedi…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Ne beş vaktin ezanı, ne Anjelüs çanları/ zincirden kurtarmadı yoksul çalışanları,” diyen bir materyalist olarak hatırlatmıştı: “Tanrı ellerimizdir,/ Tanrı yüreğimiz, aklımız.”</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Asla “ulusalcı” falan değil; sonuna dek enternasyonalistti…</p>
<p>“Yarısı burdaysa kalbimin/ Yarısı Çin’dedir, doktor./ Sarınehre doğru akan/ Ordunun içindedir,” dedi…</p>
<p>Sacco ve Vanzetti için, onların şiirini yazmıştı: “Cani değildiler, kurban gittiler bir cinayete/ kurban gittiler dolarların emrindeki adalete!/ Hayatlarında olmadılarsa da kitlelerin rehberi,/ ölümleriyle şaha kaldırdı kitleleri/ bu iki ihtilal neferi!”</p>
<p>Amerikan Komünist Partisi üyesi olduğunu açıkladığı için yurtdışına çıkışı yasaklanan siyahi yoldaşına Paul Robeson’a Bursa Cezaevi’nden elini uzatmıştı: “Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson/ İnci dişli zenci kardeşim/ Kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizi söyletmiyorlar bize/ Korkuyorlar Robson şafaktan korkuyorlar/ Görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar/ Sevmekten korkuyorlar bizim Ferhad gibi sevmekten/ Tohumdan ve topraktan korkuyorlar/ Akan sudan ve hatırlamaktan korkuyorlar/ Ümitten korkuyorlar Robson, ümitten/ Korkuyorlar kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizden korkuyorlar”…</p>
<p>Kore’ye emperyalistler için yollananlara, “Gemi uzaklaşıyor İzmir’den,/ incirle mi yüklü keresteyle mi?/ gemi uzaklaşıyor İzmir’den,/ insan etiyle yüklü,/ gemi ilerliyor masmavi denizde,/ hep daha hızlı,/ daha hızlı./ Acı taşıyor gemi tonlarca,/ Kore’ye&#8230;/ Kore’ye&#8230;” diye seslenmişti…</p>
<p>“Mısırlı kardeşim,/ Kanalın sularına karıştı kanın./ İnsanın yurdu bir kat daha kendinin olur/ Toprağına, suyuna karıştıkça kanı./ Yaşanmış sayılmaz zaten/ Yurdu için ölmesini bilmeyen millet,” dizeleriyle Mısır emekçilerini de unutmadan…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>28 Nisan 1960’ta, İstanbul Beyazıt Meydanı’ndaki protesto gösterisinde, polisin açtığı ateşle katledilen Turan Emeksiz’e atfen kaleme aldığı, “Bir ölü yatıyor/ vurdular/ kurşun yarası/ kızıl bir karanfil gibi açmış alnında/ İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda” veya mutluluğun resmi olarak sunduğu Küba’ya ya da hayranı olduğu Fransız Devrimi’nden<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Büyük Ekim Devrimi’ne dek isyan konusunda tavrı çok netti…</p>
<p>“Çok uzun bir şiirim var, ‘Şeyh Bedreddin’; Türk köylülüğünün deyim yerindeyse ilk sosyalist hareketiydi bu,”<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> ifadesindeki üzere geçmişten güncele taşıdığı isyan geleneklerine yaslanarak; ezilenlerin mücadelesini dizelerine taşıdı Nâzım Hikmet. Ömrü mücadelesiyle, sevdalarıyla iç içe geçti. Bilinçle bağlandığı komünist davanın bir parçası olmaktan geri adım atmadı hiç&#8230;</p>
<p>‘Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları’ başlıklı şiirinde, “Velhasıl/ o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle/ bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı/ hürriyet denen ifrit&#8230;” demişti!</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Giderayak işlerim var bitirilecek,/ giderayak./ Ceylanı kurtardım avcının elinden/ ama daha baygın yatar ayılamadı./ Kopardım portakalı dalından/ ama kabuğu soyulamadı./ Oldum yıldızlarla haşır neşir/ ama sayısı bir tamam sayılamadı./ Kuyudan çektim suyu/ ama bardaklara konulamadı./ Güller dizildi tepsiye/ ama taştan fincan oyulamadı./ Sevdalara doyulamadı./ Giderayak işlerim var bitirilecek,/ giderayak,” ısrarıyla müthiş umutluydu (hepimize ders verircesine):</p>
<p>“Kardeşim/ sonu tatlıya bağlanan kitaplar/ yollayın bana/ uçak sağ salim inebilsin meydana/ doktor gülerek çıksın ameliyattan/ kör çocuğun açılsın gözleri/ delikanlı kurtarılsın kurşuna/ dizilirken/ birbirine kavuşsun yavuklular/ düğün dernek yapılsın hem de/ susuzluk da suya kavuşsun/ ekmek de hürriyete/</p>
<p>Kardeşim/ sonu tatlıya bağlanan kitaplar/ yollayın bana/ onların dedikleri çıkacak/ eninde de sonunda da&#8230;”</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Şimdilerde Onun şiirlerine, sesine her zamankinden daha fazla, müthiş muhtacız!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>17 Haziran 2022 11:18:35, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Görüş, Temmuz 2022…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Nâzım Hikmet.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Berfin Şengil, “Nâzım’ın İzinde Dolaşmak”, Birgün, 31 Ağustos 2019, s.15.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Adnan Yılmaz, “Nâzım’ı Türk Diliyle Anmak”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2021, s.2.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Özdemir İnce, “Tepeden Tırnağa Nâzım Hikmet”, Cumhuriyet, 4 Ocak 2022, s.3.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> “İyi niyetli Fransızlar,/ ben üç aylık bir bebeğim/ mavi gözlü bir oğlan çocuğu,/ henüz yürümeyi beceremiyorum/ hatta emziğimi tutmayı bile,/ ama öğrendim gülümsemesini/ kuru kundağa, güneşli aydınlığa/ ve anne sütünün kokusuna./ Yaşamayı seviyorum,/ Hayatı sevmek uzun sürmüyor ve kolay/</p>
<p>İyi niyetli Fransızlar,/ şehirlerinizden uzakta doğdum/ ama bana yakın/ kahraman bilgelerin yattığı topraklarınız/ bıçaklanan Marat/ kurşuna dizilen Peri&#8230;/ Onlar/ ömürlerini verdi, ölüm yok olsun diye/ Yaşamak önemli şey, gerekli şey yaşamak/ Hayatı sevmek uzun sürmüyor ve kolay./</p>
<p>İyi niyetli Fransızlar,/ henüz öğrenmedim ana dilimi,/ lakin vakit geldiğinde öğreneceğim dilinizi de/ sizi bana anlatabilsinler diye/ Diderot, Balzac, Picasso, Eluard,/ Barbusse, Zola, Daumier ve Aragon,/ Flaubert, Joliot-Curie, Pasteur ve Renoir./ Onlar anlatacak bana şanlı zaferlerinizi,/ şehirlerinizi, köylerinizi, sevdalarınızı,/ nehirlerinizi, ağaçlarınızı sizin,/ eserlerinizin mükemmelliğini,/ düşüncenizin gücünü,/ ve günlerinizi/ geçmiş ve gelecek olan&#8230;/ İyi niyetli Fransızlar,/ ben üç aylık bir bebeğim/ ve yalnız değilim size seslenen/ benim gibiler dünyada çok, pek çok./ Biz savaş istemeyenleriz,/ biz ölüm istemeyenleriz./ Hayatı sevmek öyle basit, öyle kolay ki./</p>
<p>İyi niyetli Fransızlar,/ barıştan yana olanlarla birlikte olun/ Fransa yaşasın diye,/ biz yaşayalım diye.</p>
<p>Memed, Nâzım Hikmet’in oğlu.” (Nâzım Hikmet, “Nâzım’ın Oğlu Memed’in Fransa’ya Mektubudur”, Sözcükler Dergisi, Ocak-Şubat 2016, Rusça’dan çev: Melih Güneş.)</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Nurduran Duman, “Büyük İnsanlık”, Cumhuriyet Kitap, No:1100, 17 Mart 2011, s.18-19.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:po&#108;it&#105;&#107;&#104;ane34&#064;gm&#097;il&#046;&#099;om" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiirleri-ile-nazimca-yasatmak%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0RLER%C4%B0%20%C4%B0LE%20N%C3%82ZIM%E2%80%99CA%20YA%C5%9EA%28T%29MAK" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiirleri-ile-nazimca-yasatmak%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0RLER%C4%B0%20%C4%B0LE%20N%C3%82ZIM%E2%80%99CA%20YA%C5%9EA%28T%29MAK" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiirleri-ile-nazimca-yasatmak%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0RLER%C4%B0%20%C4%B0LE%20N%C3%82ZIM%E2%80%99CA%20YA%C5%9EA%28T%29MAK" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiirleri-ile-nazimca-yasatmak%2F&amp;linkname=%C5%9E%C4%B0%C4%B0RLER%C4%B0%20%C4%B0LE%20N%C3%82ZIM%E2%80%99CA%20YA%C5%9EA%28T%29MAK" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fsiirleri-ile-nazimca-yasatmak%2F&#038;title=%C5%9E%C4%B0%C4%B0RLER%C4%B0%20%C4%B0LE%20N%C3%82ZIM%E2%80%99CA%20YA%C5%9EA%28T%29MAK" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/" data-a2a-title="ŞİİRLERİ İLE NÂZIM’CA YAŞA(T)MAK"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/">ŞİİRLERİ İLE NÂZIM’CA YAŞA(T)MAK</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/siirleri-ile-nazimca-yasatmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3170</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“BİZDEN” BİRİ: FATMA GİRİK</title>
		<link>https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2022 09:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=3127</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Fatma bir bakardı, dünya maviye boyanırdı.”1 Atillâ Dorsay, ‘Yeşilçam’dan 100 Portre’ başlıklı yapıtında “Çalışkan, üretken, sinemaya tutkuyla bağlı, sanki oyuncu olarak doğmuş, o kendine özgü sanatçılardan”2 &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/">“BİZDEN” BİRİ: FATMA GİRİK</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Fatma bir bakardı,</p>
<p style="text-align: right;">dünya maviye boyanırdı.”<a name="_ftnref1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p style="text-align: right;">
<p>Atillâ Dorsay, ‘Yeşilçam’dan 100 Portre’ başlıklı yapıtında “Çalışkan, üretken, sinemaya tutkuyla bağlı, sanki oyuncu olarak doğmuş, o kendine özgü sanatçılardan”<a name="_ftnref2"></a><a href="#_ftn2#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> diye söz eder; 12 Aralık 1942’de İstanbul’da doğup, 24 Ocak 2022 günü aramızdan ayrılan Fatma Girik’ten…</p>
<p>Bir çınar daha devrildi.</p>
<p>Menekşe gözlü güzel dolu dolu yaşadı, sessiz sedasız ayrıldı; William Shakespeare’in, “Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,/ Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez,” dizeleri ile ya da Franz Kafka’nın, “Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında,” satırlarının altını çizercesine!</p>
<p><em>Yaşamı, duruşu, davranışları sanatçılığının kanıtıydı.</em></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Onu kaybetmek; sizi bilmem ama beni etkiledi; düşündürdü; Michel de Montaigne’in, “En büyük bilgelik ölümden korkmamayı öğrenmektir”; Denis Diderot’nun, “Ölüm hayat kadar doğal olduğu hâlde, neden bu kadar korkarız?”; Lucretius’un, “Madem ki ölümün önüne geçilemez, ne zaman gelirse gelsin”; Epikuros’un, “Ölümden niçin korkayım ki, ben varken o yok, o varken ben yokum,” uyarılarını anımsatarak!</p>
<p>Kolay mı?</p>
<p>Jack London’un, “Ölüm acı vermez; acı veren şey, yaşamdır,” saptamasına eklenebilecek tek şey: “Erdem, ölümlülerin bu dünyada sahip olabilecekleri en büyük ölümsüzlüktür,” diye haykıran Stefan Zweig’ın satırlarıdır…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Erdemliydi… Güçlü ve etkileyici bir kadındı; hatta “Fatma Girik, dalda erik” diye bir tekerlemesi bile vardı…</p>
<p>Politik duruşuyla alçakgönüllü, samimi, dobra, şımarmamıştı; sevecendi.</p>
<p>57 yıllık hayat arkadaşı Memduh Ün’ün zor günlerinde yanı başından ayrılmayan; Mecnun’un (Memduh Ün’ün) sağlık durumu kritik seviyedeyken gelen dizi teklifini reddeden modern zamanların Leyla’sıydı O.</p>
<p>Ayrıca yaşamı -pazar alışverişini kendisi yapacak kadar- mütevazı idi. ‘Söz Fato’da programında 4. kattan atlayacak -ki felç olmanın eşiğinden dönmüştü- kadar koca yürekli, gözü karaydı.</p>
<p>Perihan Savaş’a, “Onda ego diye bir şey yoktu”; Cüneyt Arkın’a, “Cesur insandı,”<a name="_ftnref3"></a><a href="#_ftn3#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> dedirten dik duruşlu, politik ve iyi bir sanatçıydı.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Kah köylü bacı, kah şımarık zengin kızıydı, sokak sürtüğü de oldu, fedakâr anne de oldu, hem kanlı Nigar, hem şoför Nebahat’tı. Asla biat etmedi. İktidarların değil, halkın sanatçısı oldu.”<a name="_ftnref4"></a><a href="#_ftn4#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>Bu özellikleriyle “Toplumsal mücadelelerde ve haksızlıklar karşısındaki tepkilerde Fatma Girik ismi hep ön plana çıktı. Madenci yürüyüşlerinde yer aldı. Sendikalaşma süreçlerinde ezilmişlerin yanında kendini ve gücünü gösterdi. Metin Göktepe cinayetinin aydınlatılması sürecinde attığı kritik ve güçlü adımlar hâlâ aklımızdadır. Onurlu, dimdik ve devrimci bir duruşu vardı. Bu duruşunu alelade bir vatandaş, dev bir sanatçı ve bir siyasetçi olarak yaşamının son anına kadar korudu.”<a name="_ftnref5"></a><a href="#_ftn5#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>Örneğin yapımcısı olduğu ‘Söz Fato’da Metin Göktepe’nin önceden bazı çevrelerce zaten tehdit edildiğini ve konuya ilişkin gerçeklerden söz ettiği için programı “Sen sadece kızına hâllenen adamlara tükürecektin,” diyen Kanal D yayın editörü tarafından sonlandırılmıştı…</p>
<p>Gücü yettiğince emeğin, insan(lık)ın yanında durdu. Kadına şiddete karşı mor çatıya katkısından, 1 Mayıs’lara kadar, Onu, hep ezilenlerin safında görürsünüz. Maden-İş Sendikası’nın 1991’de Zonguldak’tan Ankara’ya yönelen yürüyüşünde olduğu gibi…</p>
<p>Hatırlayın: 1 Mayıs 1978’ kortej sorumlusu Fatma Girik’ti; elinde megafonuyla kortejin en önündeydi; sancağı Kadir İnanır taşırken; slogan sorumlusu Tarık Akan; yürüyüş düzeni sorumlusu da Kemal Sunal idi.</p>
<p>Hasılı politik duruşu ve entelektüelliği ile dönemindekilerin fersah fersah önündeydi.</p>
<p>Böylelikle sadece bir Yeşilçam yıldızı değil; güçlü bir kadın olarak rol model oldu.</p>
<p>Toplum kurallarına göre yaşamadı; toplumsal baskılara boyun eğmedi; Memduh Ün hayat arkadaşıydı.</p>
<p>Güzeldi; lakin botoksa, estetiğe prim vermedi, doğal yaşlandı.</p>
<p>Döneminin kadını olmadı. Halktan yanındaydı, güçsüzlerin yanında oldu.</p>
<p>Şişli Belediye Başkanlığı yaptı. Belediye başkanlığı döneminde sinemadan kazandığı para ile satın aldığı evi, belediye işçilerinin maaşını ödemek için sattı. “Başkan olmadan önce üç evim bir arabam biraz da param vardı,” demişti devir teslim töreninde; “Şimdi bir evim bir arabam ve hiç nakit param yok!” vurgusuyla gülümseyerek!</p>
<p>Çocukluğuna ilişkin bir anlatısında, “İlk başrol oynadığım filmden bin lira aldım ve anneme verdim. Ondan iki şey istedim. Bir mavi bluz ve bir kilo muz. 14 yaşıma kadar hiç muz yememiştim,” diyen içtenliği ve hâlden anlarlığıyla emeğin, insan(lık)ın yanında durdu</p>
<p><em>Onu, “En soldaki en Kemalist” diye niteleyenler olsa da O; ezilenlerin sol popülist mücadelesinin popüler simgesiydi…</em></p>
<p>* * * * *</p>
<p>12 yaşındayken karşısına dikilip, “Ben aktris olacağım” dediği babasından “Ne olursan ol, ama adam gibi ol” yanıtını alan Ona “ne”liği atfederseniz atfedin; ‘Irazca’ydı, ‘Ezo Gelin’di, ‘Şoför Nebahat’tı.</p>
<p>1971’de Yılmaz Güney ile çevirdiği ‘Acı’ unutulmazdı.</p>
<p>‘Yılanların Öcü’ndeki müthiş oyunculuğu hâlâ hatırlanır.</p>
<p>Atıf Yılmaz’ın ‘Kambur’unda canlandırdığı ‘Azize’ rolü müthişti.</p>
<p>‘Boş Beşik’ filminde kartal ile sahnesi hafızalara kazınmıştı.</p>
<p>‘Kızgın Toprak’taki rolü ile beni her zaman etkilemişti.</p>
<p>Aliye Rona ile sinemanın “güçlü kadın” karakterlerinin zirvesiydi.</p>
<p>“Fatma Girik’in ortak belleğimizde yer etmesinin asıl nedeni filmlerde rol alması olmasına rağmen yaşarken de en az tartışılan yanı oyunculuğu oldu.”<a name="_ftnref6"></a><a href="#_ftn6#_ftn6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>Her role girebilen, her rolü başarıyla taşıyabilen usta oyuncuydu.</p>
<p>Şımarık zengin kızından, Japon işi robota ve hatta çilekeş köylü kadınına kadar her türlü rolün hakkını vererek oynamıştı.</p>
<p>Sinemanın en beğenilen kadın oyuncularından biriydi. Başına buyruk, inandığını söylemekten çekinmeyen yapısı rollerini de etkiledi.<a name="_ftnref7"></a><a href="#_ftn7#_ftn7"><sup>[7]</sup></a></p>
<p>1960’da Memduh Ün’ün yönettiği ‘Ölüm Peşimizde’ adlı filmle hayatının dönüm noktasını yaşadı ve yaklaşık 180 filme imza attı&#8230; Her zaman söyleyecek sözü olan, derdi olan filmlerde rol aldı. Doğrularımdan asla vazgeçmedim diyen sanatçı, “Birilerine hoş görüneyim diye doğrumu söylemekten kaçınmadım. Daha doğrusu çekincem olmadı. 77 yıldır gerçek bir kadın oldum. Gerçeklerden çekinmeyen ben, sinemada da gerçekleri yansıtan yapımlarda rol aldım. İyi ki aldım. Ülkemin vatandaşının derdi benim de derdim olmalıydı bir sinemacı olarak. Sinema da bunu aktaracak en güçlü alanlardan. Birilerine bu derdi sinemayla anlatarak onları bu konuda dert sahibi yaptıysam, faydam olduysa ne mutlu,” cümlelerini kullanmıştı.<a name="_ftnref8"></a><a href="#_ftn8#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p>Özetle; “Kahramanlara hayat veren, kendi de bir kahraman olan Fatma Girik”in<a name="_ftnref9"></a><a href="#_ftn9#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> “Büyüleyici bir ışığı vardı” ve “Aşkını, tutkusunu, yeteneğini, direnişini gözlerinde taşırdı”!<a name="_ftnref10"></a><a href="#_ftn10#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>* * * * *</p>
<p>Hani “Bir yıldız kaydı” denir ya; tam da öyle!</p>
<p>Masmavi bir ışıktı, asla eyyamcı ve her devrin insanı olmadı</p>
<p>Usta bir oyuncuydu.</p>
<p>Cengâver bir duruş sergiledi.</p>
<p>Müthiş bir oyun gücü vardı.</p>
<p>Onurlu bir hayat yaşadı. Güçlü ve donanımlı bir insandı.</p>
<p>Geride bıraktığı eserleri ile anılacaktır.</p>
<p>Her zaman halkın safındaydı. Bazı koç yiğitler gibi güce biat etmedi, teslim olmadı, boyun eğmedi, zulmün safında olmadı.</p>
<p>2019’daki bir röportajda, “Herhangi bir vasiyetiniz var mı?” sorusuna; “Öldüğümde arkamdan kötü konuşmasınlar bana yeter! Kimsenin canını yakmadım, kimseye kötülük yapmadım, kul hakkı yemedim, kimseyi hor görmedim, kimseye şımarıklık ya da güç gösterisi yapmadım. En önem verdiğim şey bu. İyi insan olmak, dünyadaki her şeyden daha zordur. Sanatımın da hakkını verdim. Halkın sanatçısı oldum,” yanıtını veren Fatma Girik hakkında yazılanlar, Örneğin Hülya Koçyiğit için yazılmayacaktır.</p>
<p>Sinemadan döneme damga vurmuş Fatma Girik geçti; unutulmayacak; daima özlenecek!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>17 Şubat 2022, 17:51: 48, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>N O T L A R</em></strong></p>
<p><a name="_ftn1"></a><a href="#_ftn1#_ftn1"><sup>[*]</sup></a> Güney Dergisi, No:100, Nisan-Mayıs-Haziran 2022…</p>
<p><a href="#_ftnref1#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Fahrettin Cüreklibatur/ Cüneyt Arkın.</p>
<p><a name="_ftn2"></a><a href="#_ftnref2#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Atillâ Dorsay, Yeşilçam’dan 100 Portre, Horizon International Yayınları, 2015, s.100.</p>
<p><a name="_ftn3"></a><a href="#_ftnref3#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> “Hoşça kal Fatma Abla”, Sözcü, 25 Ocak 2022, s.2.</p>
<p><a name="_ftn4"></a><a href="#_ftnref4#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Yılmaz Özdil, “Fatma Girik”, Sözcü, 26 Ocak 2022, s.20.</p>
<p><a name="_ftn5"></a><a href="#_ftnref5#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> “Muammer Keskin: Dimdik ve Halkçı Yıldıza Veda Edildi”, Birgün, 28 Ocak 2022, s.15.</p>
<p><a name="_ftn6"></a><a href="#_ftnref6#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Alin Taşcıyan, “Fatma Girik Ortak Belleğimiz”, Cumhuriyet, 31 Ocak 2022, s.14.</p>
<p><a name="_ftn7"></a><a href="#_ftnref7#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Sevin Okyay, “Menekşe Gözlü Yıldız Kaydı”, Birgün, 25 Ocak 2022, s.15.</p>
<p><a name="_ftn8"></a><a href="#_ftnref8#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Öznur Oğraş Çolak, “Halkın Fatma Ablası”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2022, s.13.</p>
<p><a name="_ftn9"></a><a href="#_ftnref9#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Hikmet Altınkaynak, “Fatma Girik, Kahramanları Canlandıran Bir Kahramandı…”, Cumhuriyet, 3 Şubat 2022, s.11.</p>
<p><a name="_ftn10"></a><a href="#_ftnref10#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Zeynep Oral, “Ardından”, Cumhuriyet, 25 Ocak 2022, s.13.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:p&#111;lit&#105;k&#104;&#097;&#110;e34&#064;&#103;ma&#105;&#108;&#046;&#099;&#111;&#109;" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizden-biri-fatma-girik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C4%B0ZDEN%E2%80%9D%20B%C4%B0R%C4%B0%3A%20FATMA%20G%C4%B0R%C4%B0K" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizden-biri-fatma-girik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C4%B0ZDEN%E2%80%9D%20B%C4%B0R%C4%B0%3A%20FATMA%20G%C4%B0R%C4%B0K" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizden-biri-fatma-girik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C4%B0ZDEN%E2%80%9D%20B%C4%B0R%C4%B0%3A%20FATMA%20G%C4%B0R%C4%B0K" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizden-biri-fatma-girik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C4%B0ZDEN%E2%80%9D%20B%C4%B0R%C4%B0%3A%20FATMA%20G%C4%B0R%C4%B0K" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Fbizden-biri-fatma-girik%2F&#038;title=%E2%80%9CB%C4%B0ZDEN%E2%80%9D%20B%C4%B0R%C4%B0%3A%20FATMA%20G%C4%B0R%C4%B0K" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/" data-a2a-title="“BİZDEN” BİRİ: FATMA GİRİK"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/">“BİZDEN” BİRİ: FATMA GİRİK</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/bizden-biri-fatma-girik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3127</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AŞKIN TANIM(LAR)I</title>
		<link>https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/</link>
					<comments>https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Temel Demirer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2022 15:19:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.politikhane.com/?p=2992</guid>

					<description><![CDATA[<p> TEMEL DEMİRER “Bir tek aşk var bu dünyada.”2 &#160; Aşka dair çok şey denilebilse de,3 tanımlanmaya kalkışılması da bir o kadar sıkıntılı, soru(n)ludur. Hayır, hayır; böyle &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/">AŞKIN TANIM(LAR)I</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"> TEMEL DEMİRER</p>
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">“Bir tek aşk var bu dünyada.”[2]</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aşka dair çok şey denilebilse de,[3] tanımlanmaya kalkışılması da bir o kadar sıkıntılı, soru(n)ludur.</p>
<p>Hayır, hayır; böyle düşünmemin nedeni: “Aşk bile gerçek değil”,[4] “Modern zamanlarda aşk”[5] tartışmalarına prim vermemden; veya “Aşk denilen şey yüceltildi ve yüceltildiği yer kendinden fazla önem kazandı. Aşk aşık olmaktan daha önemli, soyut ve ulaşılamaz bir yere konuldu,”[6] saptamasını önemsememden; ya da Psikoterapist Tuğçe Isıyel’in, “Hormonal, biyolojik kısmına girmezsem aşk ötekiyle bütünleşme arzusuna denk düşen bir şey gibi geliyor bana. Öteki üzerinden bir tamamlanma arzusu sanki. Bu açıdan aşkın bir illüzyon tarafı olduğu kesin,”[7] yollu, kerameti kendinden menkul zırvasına tepkiden değil…</p>
<p>“İyi de neden” mi?</p>
<p>* * * * *</p>
<p>“Finis vitae, sed non amoris/ Hayatın sonu, ama aşkın değil”; veya “Amantes sunt amentes/ Aşıklar çılgındır”; ya da “Amor misceri cum timore non potest/ Aşk ve korku bir arada olmaz”; ve nihayet “Nec mortem effugere quisquam nec amorem potest/ Aşk ve ölümden daha hiç kimse kaçamadı,”[8] dedirten şey nasıl tanımlanabilir?</p>
<p>Eugène Delacroix’nın, “Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden bambaşka bir dil ister,” ifadesindeki üzere, zor bu.</p>
<p>Mesela yürekleri, karşılıksız değiş tokuş etmek değil midir aşk?</p>
<p>Albert Einstein’ın, “Aşk, beğenilme ve arzu edilme isteğidir,” biçiminde tanımladığı aşk, iki kişilik bir cümlede var olmaktır.</p>
<p>Ancak aşk, sadece “Seni seviyorum,” demekten fazlasıdır; gerçeğe tutkuyla sarılmak, kuşkusuzca söylemek, böyle hissetmektir; korkusuzluktur; yaşamdan korkmamaktır.</p>
<p>Miguel de Unamuno’nun deyişiyle, “Bütün aşk denen şey, müzikten başka bir şey değil”ken; o her zaman her yer vardır; sen aşkı görüp, bulamazsan, o seni bulur ve “Yüreğim sende çarpar, yüreğin çarpar bende,”[9] dedirtir William Shakespeare’e de: “Şüphelen, değil yıldızlar ateş,/ şüphelen ki döner mi güneş,/ şüphelen ki gerçek de yalan/ şüphelenme ama aşkımdan,”[10] dizeleriyle…</p>
<p>“Kafanızdan bir türlü çıkmak istemeyen, sonsuza kadar sizinle yaşayacak olan bazı şeyler muhakkak var”ken;[11] “Aşk, karşılıklı duyum ve uyum isteyen bir ilişkidir.”[12]</p>
<p>Ve “En iyi yaşam, âşıkken söylediklerimiz üzerine kurulur”ken;[13] Pablo Neruda, “Hiç bir şey bizi ölümden kurtaramıyorsa da, en azından aşk bizi hayattan korur”; Antoine de Saint-Exupéry, “Aşk, iki kişinin birbirine bakması değil, iki kişinin birlikte aynı yöne bakmasıdır,” saptamalarının altını çizerler…</p>
<p>Ya da ‘Savaş ve Barış’da Lev Tolstoy, Prens Andrey’in ağzından şöyle anlatır onu: “Biri çıkıp da bende böyle bir yetenek &#8211; böylesine sevebilme yeteneği bulunduğunu daha önce söyleseydi, asla inanmazdım,’ dedi Prens Andrey. ‘Vaktiyle yüreğimde duyduğum sevgiye hiç mi hiç benzemiyor bu. Şimdi dünya benim gözümde iki parçaya bölünmüş gibi: Tüm sevinçleri, tüm umutları ve aydınlığı kendinde toplayan birinci parçayı o oluşturuyor; ikinci parça ise, içinde onun yer almadığı geri kalan her şey &#8211; bu ikinci parçada sadece üzüntü, kaygı ve karanlık var&#8230;”[14]</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Dahası mı?</p>
<p>“Evet, güneş bir gün ışıyacak, bir gün hepimiz için ışıyacak ve hep birlikte onun sıcak ışınlarında yaşayacağız. Bunu bilmek öyle güzel bir şey ki. Ama bilmek istediğim çok daha önemsiz bir şey daha var: Bizim ikimiz için de yeniden ışıyacak mı acaba?”[15] diye sorup, ardından da şu satırları darağacında kaleme alan Julius Fuçik’ten:</p>
<p>“Allahaısmarladık! Her şeyi biliyorsun Gusta. Ben de biliyorum. Birbirimizi görmek yok artık. Ama uzaklardan kulağıma sesin geliyor: Allahaısmarladık sevgilim! Allahaısmarladık Gusta’m!”[16]</p>
<p>“Canımızı alabilirler, öyle değil mi, Gustina? Ama aşkımızı ve onurumuzu alamazlar.”[17]</p>
<p>“Gözyaşlarının, ıstırabın acı kırıntılarını silip süpüreceğini sanıyorsanız, bir süre ağlayın. Ama yazık oldu demeyin. Sevinç için yaşadım, sevinç uğruna ölüyorum ve mezarımın üzerine kederin meleğini oturtmak haksızlık olur.”[18]</p>
<p>Sabahattin Ali’nin de, “Seni seviyorum&#8230; Deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum,”[19] satırlarında tarif ettiği bu; yani Julius Fuçik’in aşkı galiba…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Dahası, dahası mı? Aşkın en güzel tarifi mi?</p>
<p>“Kalbin yaşı yoktur,” dediği gibidir Eugene Ionesco’nun hemen her şey; ancak “Ben benim, sen sensin; biz yalnızca aşkta tekiz,”[20] kaydıyla elbette…</p>
<p>İnsanı iyileştirir, yüceleştiren aşk yakar kavurur insanı Kerem gibi Mecnun gibi&#8230;</p>
<p>Aşk her seferinde bir infilaktır; Edip Cansever’in, “Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak,” dizelerindeki üzere…</p>
<p>“Yokluğun, cehennemin öbür adıdır/ Üşüyorum, kapama gözlerini&#8230;” diye seslenmektir Ahmed Arif gibi…</p>
<p>Veya “Aşk bir eşkıyanın hayata itirazıdır&#8230;/ Susarsa çatışma,/ Konuşursa savaş/ Yazarsa destan/ Severse devrim olur/ Tut ki ben bir eşkıyayım,” vurgusuyla Bedri Rahmi’nin, “Seni düşünürken/ Bir çakıl taşı ısınır içimde/ Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar/ Bir gelincik açılır ansızın/ Bir gelincik sinsi sinsi kanar,” itirafıdır…</p>
<p>Ya da Ahmet Telli vari, “Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider,” demektir.</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Ya aşkın tanım(lar)ına ilişkin düşülen notlar mı?</p>
<p>Melih Cevdet Anday’ca, “Aşk, nefes almak gibi olunca güzeldir”…</p>
<p>Azra Erhat’ca, “Aşk bir canlılıktır”…</p>
<p>Cemal Süreya’ca, “Aşk meşru bir şey olmaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Aşk da, şiir de uzlaşıcı olunca ölür”…</p>
<p>Salah Birsel’ce, “Bizim aşk dediğimiz şeyi, şimdi gençler, günlük olay, ne bileyim, sigara içmek gibi bir hâle getirmişler”…</p>
<p>Abidin Dino’ca, “Aşk, her yerde”…</p>
<p>Fazıl Hüsnü Dağlarca’ca, “Gerçekleşen aşk düşleneni doldurmaz”…</p>
<p>Ataol Behramoğlu’nca, “Ölümdür yaşanan tek başına/ Aşk iki kişiliktir”…[21]</p>
<p>Rainer Maria Rilke’ce, “gözlerimi çıkar, seni görebilirim/ kulaklarımı tıka, seni duyabilirim/ ayaklarım olmadan sana kadar yürüyebilirim/ dudaklarım olmadan bile seni çağırabilirim/ kollarımı kes, seni tutabilirim/ bir el gibi yüreğimle kalbimi çıkar al, beynim çarpar/ eğer beynimi ateşe verirsen/ seni kanımda taşırım”&#8230;</p>
<p>Turgut Uyar’ca “Aşk isterim, aşk olsun isterim/ yaşamanın sonu, ölümün başlangıcı”…</p>
<p>Özdemir Asaf’ça, “Dünyanın en büyük ordusu iki kişidir,/ En kalabalık kenti de bir kişi”…</p>
<p>Attila İlhan’ca, “Ben sana mecburum”&#8230;</p>
<p>Jacques Prevert’ce, “Belli kirazdır yaşamak/ Çekirdek ölüm işte/ Kiraz ağacıdır aşk”…</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Tamamlıyorum; bencileyin diyeceklerimi, aktaracaklarımı “Mutlu aşk yoktur,” dizelerine itiraz ederek Louis Aragon’un…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2 Aralık 2021 12:05:21, İstanbul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>N O T L A R</p>
<p>[1] Kaldıraç, No: 246, Ocak 2022…</p>
<p>[2] Albert Camus.</p>
<p>[3] Bkz: Temel Demirer, “Aşk ve Sanat”, Esmer, No:53/7, Temmuz-Ağustos 2009… Yeni Kapı Dergisi, Temmuz 2009… ; Temel Demirer, “Aşk (ve Sanat) İçin Ölmeli: Aşk (ve Sanat) İşte O Zaman Aşk (ve Sanat)”, Kaldıraç, No:115, Kasım 2010… ; Temel Demirer, “Aşkın ‘Ne’liği”, Esmer, No:77, Mart-Nisan 2013… ; Temel Demirer, “Aşkı -Devrimle- Kurtarın…”, Güney Dergisi, No:64, Nisan 2013… Üç Nokta Dergisi, Yıl:9, No:16, 2015…</p>
<p>[4] Deniz Ülkütekin, “Aşkın Nur Yengi: Aşk Bile Gerçek Değil”, Cumhuriyet Pazar, 14 Temmuz 2019, s.5.</p>
<p>[5] Anıl Aba, “Modern Zamanlarda Aşk…”, Birgün Pazar, Yıl:17, No:712, 1 Kasım 2020, s.12-13.</p>
<p>[6] Ali Murat İrat, “Mutlu Aşkın Tarihi Yazılmamıştır”, Birgün, 22 Ekim 2016, s.8.</p>
<p>[7] Hilal Köse, “Psikoterapist Tuğçe Isıyel: Aile Bir Kolaj Çalışmasıdır”, Cumhuriyet Pazar, 23 Ağustos 2020, s.6.</p>
<p>[8] Kolektif-Latince Güzel Sözler Antolojisi, der. ve çev: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yay., 2015.</p>
<p>[9] William Shakespeare, Soneler, çev: Talât Sait Hamlan, K Kitaplığı, 2003.</p>
<p>[10] William Shakespeare, Hamlet, çev: Halit Erdem Oksaçan-Abdullah Cevdet, Düzyazı Yay., 2017</p>
<p>[11] Fyodor Mihalyoviç Dostoyevski, Budala, çev: Savaş Kurt, Sonsuz Kitap, 2009</p>
<p>[12] Michel de Montaigne, Yavaşladıkça Çoğalıyorum, çev: Ceren Alay, Aylak Adam Yay., 2016.</p>
<p>[13] Virginia Woolf, Gece ve Gündüz, çev: Oya Dalgıç, İletişim Yay., 2005, s.299.</p>
<p>[14] Lev Tolstoy, Savaş ve Barış, çev: Ahmet Antmen, Arkadaş Yay., 2006.</p>
<p>[15] Julius Fuçik, Darağacından Notlar, çev: Celal Üster, Yordam Kitap, 2015, s.46.</p>
<p>[16] yage, s.77.</p>
<p>[17] yage, s.74.</p>
<p>[18] yage, s.35.</p>
<p>[19] Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Yapı Kredi Yay., 2015.</p>
<p>[20] Aleksandra Kollontay, Kadın Sorununun Toplumsal Temelleri, 1909&#8230; https://gelenek.org/kadin-sorunun-toplumsal-temelleri</p>
<p>[21] Ataol Behramoğlu, Aşk İki Kişiliktir, Tekin Yay., 2021, s.53.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mabox-plus-item mabox-template-967"><div class="mabox-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="mabox-gravatar"><a  href='https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/'><img decoding="async" src="https://www.politikhane.com/wp-content/uploads/2021/01/x7yiHsXOQche8aJwDZZmElFakhTYbj1rkb4pTY6x.jpeg" alt="" itemprop="image"></a></div><div class="mabox-authorname"><a href="https://www.politikhane.com/author/temeldemirer/" class="vcard author" rel="author" itemprop="url"><span class="fn" itemprop="name">Temel Demirer</span></a></div><div class="mabox-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="mabox-socials mabox-colored"><a target="_self" href="mailto:&#112;&#111;l&#105;t&#105;k&#104;a&#110;&#101;&#051;&#052;&#064;&#103;&#109;&#097;&#105;&#108;.c&#111;&#109;" rel="nofollow" class="mabox-icon-color"><svg class="mabox-user_email" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 500 500.7"><path class="st0" d="M499.4 250.9c0 2.2 0 4.4-0.1 6.6v0.4c-0.1 1.8-0.2 3.6-0.2 5.3 0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1.1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.3 -0.1 0-0.1 0-0.2 0 -1 0.1-2.1 0.2-3.2 0.2 -0.8 0.1-1.6 0.1-2.4 0.1 -1.4 0.1-2.9 0.2-4.4 0.2 -3.6 0.1-7.2 0.2-10.8 0.2 -4.3 0-8.7-0.1-13-0.3C105.4 493.1 0.7 384.3 0.7 250.9 0.7 113.2 112.3 1.5 250.1 1.5c129.3 0 235.3 98.2 248 223.9 0.5 4.4 0.8 8.9 1 13.3 0.1 1.5 0.1 3 0.2 4.6C499.4 245.8 499.4 248.4 499.4 250.9z" fill="#F97E2A"/><path class="st1" d="M499.1 263.2c0 0.4 0 0.8-0.1 1.2 -0.1 1.3-0.1 2.6-0.2 4 -0.1 1.7-0.2 3.3-0.4 5 0 0.2 0 0.4-0.1 0.6 -0.2 2-0.4 4.1-0.6 6.1 -0.1 0.6-0.1 1.1-0.2 1.7 -0.7 4.4-1.3 8.8-2 13.2 0 0.4-0.1 0.7-0.2 1v0.3c-0.2 1-0.4 2-0.5 3 0 0.1 0 0.2-0.1 0.3v0.1c0 0.2-0.1 0.4-0.1 0.6 -0.1 0.5-0.2 1-0.3 1.6 0 0.2-0.1 0.3-0.1 0.5 -0.6 2.6-1.2 5.2-1.8 7.8 -0.4 1.8-0.9 3.6-1.3 5.5 -0.2 0.9-0.5 1.9-0.8 2.8 -0.2 0.6-0.3 1.1-0.5 1.7 -0.8 2.7-1.6 5.3-2.5 8 -1.4 4.2-2.8 8.5-4.4 12.5 -0.1 0.4-0.3 0.7-0.4 1.1 -0.9 2.3-1.8 4.6-2.8 6.8 -28.1 66.2-84.2 117.8-153.5 140 -0.5 0.2-0.9 0.3-1.3 0.4 -1.1 0.4-2.2 0.7-3.3 1 -2.9 0.9-5.9 1.6-8.8 2.4 -0.1 0-0.2 0.1-0.3 0.1 -0.4 0.1-0.7 0.2-1.1 0.3 -1 0.3-2.1 0.6-3.1 0.8 -1 0.3-2 0.5-3.1 0.6 -0.1 0-0.2 0-0.3 0.1 -1 0.2-1.9 0.4-2.9 0.7 -0.3 0.1-0.7 0.2-1 0.2 -0.2 0.1-0.5 0.1-0.7 0.2 -1.5 0.3-2.9 0.5-4.3 0.8 -0.6 0.1-1.3 0.2-1.9 0.4 -0.2 0-0.3 0.1-0.5 0.1 -1.1 0.2-2.2 0.4-3.3 0.6 -1.2 0.2-2.4 0.4-3.5 0.5 -0.7 0.1-1.4 0.2-2.1 0.3 -0.3 0-0.5 0.1-0.8 0.1 -2.7 0.4-5.5 0.7-8.2 1 -0.3 0-0.7 0.1-1 0.1L119.9 344.1l105.3-46.7L119.9 191.6l265.6-41.2L499.1 263.2z"/><path class="st2" d="M390.1 214.1c2.1-1.7 5.3-0.1 5.3 2.6v112c0 14.5-11.8 26.3-26.3 26.3H141.2c-14.5 0-26.3-11.8-26.3-26.3v-112c0-2.7 3.1-4.3 5.3-2.6 12.3 9.5 28.5 21.6 84.4 62.2 11.6 8.4 31.1 26.2 50.5 26.1 19.6 0.2 39.4-18 50.6-26.1C361.6 235.7 377.8 223.6 390.1 214.1zM255.1 284.8c12.7 0.2 31-16 40.2-22.7 72.7-52.8 78.2-57.4 95-70.5 3.2-2.5 5-6.3 5-10.4v-10.4c0-14.5-11.8-26.3-26.3-26.3H141.2c-14.5 0-26.3 11.8-26.3 26.3v10.4c0 4.1 1.9 7.8 5 10.4 16.8 13.1 22.3 17.7 95 70.5C224.1 268.8 242.4 285 255.1 284.8L255.1 284.8z"/></svg></span></a></div></div></div><p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Faskin-tanimlari%2F&amp;linkname=A%C5%9EKIN%20TANIM%28LAR%29I" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_twitter" href="https://www.addtoany.com/add_to/twitter?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Faskin-tanimlari%2F&amp;linkname=A%C5%9EKIN%20TANIM%28LAR%29I" title="Twitter" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Faskin-tanimlari%2F&amp;linkname=A%C5%9EKIN%20TANIM%28LAR%29I" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Faskin-tanimlari%2F&amp;linkname=A%C5%9EKIN%20TANIM%28LAR%29I" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fwww.politikhane.com%2Faskin-tanimlari%2F&#038;title=A%C5%9EKIN%20TANIM%28LAR%29I" data-a2a-url="https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/" data-a2a-title="AŞKIN TANIM(LAR)I"></a></p><p>The post <a href="https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/">AŞKIN TANIM(LAR)I</a> appeared first on <a href="https://www.politikhane.com">POLİTİKHANE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.politikhane.com/askin-tanimlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2992</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
