PARAGUAY’DAN DERS ÇIKARMAK

AnalizPolitika

Written by:

“Adaletsizlik yasa olduğunda,

direniş ödevdir.”[1]

 

Paraguay, Latin Amerika’nın en az dikkat çeken ülkelerinden biri. En azından devrimci-sosyalist kamuoyu açısından… Oysa emperyal sahnenin aktörleri (örneğin ABD’nin, AB’nin, Rusya’nın, hele ki Çin’in ve de kimilerince “alt emperyalist” olarak tanımlanan[2] Brezilya’nın) dikkatlerini bu ülke üzerinden eksik etmiyor… Ve de uluslararası uyuşturucu mafyası…

Bu “ihmal”, belki de son haftalarda iyiden iyiye seçimlere kilitlenme hâlinden kaynaklanıyor, her durumda, bu küçük Latin Amerika ülkesindeki genel seçimler örneğin bir Brezilya ya da Şili veya Kolombiya gibi dikkat çekmedi.

Oysa -Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine bir hafta kalmış bir ülkede, Paraguay’ın 30 Nisan 2023 tarihinde gerçekleşen başkanlık ve genel seçimleri, çarpıcı uyarılar içeriyor.

Nasıl mı? Neredeyse bütün kamuoyu araştırmaları seçimleri, 1947 yılından bu yana ülkeyi – merkez-sol devlet başkanı Fernando Lugo’nun dört yıllık başkanlığı dışında- kesintisiz yöneten Colorado Partisi’nin (Asociacion Nacional Republicana – Milli Cumhuriyetçi Birlik) bu kez başkanlığı, rakip merkez-sol ittifak Milli Uzlaşma (Concertación Nacional) karşısında kaybedeceği konusunda hemfikirdi. Enflasyonun yüzde 6 oranında seyrettiği (2021 yılında yüzde 1.5), yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfusun yüzde 27’yi bulduğu, gayrısafi yurtiçi hasılanın kıta güneyinin en düşük rakamı olan 15 000 dolar dolaylarında olduğu[3], yolsuzluklara belenmiş, üst düzey yöneticilerinin uyuşturucu kartelleriyle kol kola olduğu açığa çıkan bir ülkede, “değişim” kaçınılmaz gözüküyordu. Sokaktaki sade yurttaşlardan uluslararası gözlemcilere dek herkes bu kanıyı dile getiriyordu. Bazı anketlere göre Colorado’nun Santiago Peña’sına karşı yarışan Concertación adayı Efrain Alegre 15-16 puan farkla öndeydi. En “kötümser” yorumcular ise dişe diş bir yarış ve kıl payı bir farkla da olsa Alegre’nin galip geleceği kanısındaydı.

Öyle olmadı… 20 Nisan 2023’de yapılan tek turlu seçimde (Paraguay Anayasası’na göre başkanlık yarışında en çok oyu alan aday seçiliyor) Colorado adayı Santiago Peña oyların yüzde 42.77’sini alarak başkan seçildi. Efrain Alegre’nin oyları ise yüzde 27.50’de kalmıştı. Seçimlere yaklaşık 4 800 000 seçmenin yüzde 63.16’sı oy kullanmıştı.

Peki bu nasıl oldu?

Öncelikle, Eylül 2022’de ülkenin Yüksek Seçim Kurulu’nda çıkan yangının ülkedeki elektronik oy kullanma makinelerinin üçte birini yok ettiğine işaret etmek gerekiyor.[4] Seçimin “şaibe altında olacağı” o günlerden bu yana gündemdeydi. Nitekim, sonuçların açıklanmasının ardından yüzlerce seçmen başkent Asunción’daki Yüksek Seçim Kurulu önüne gelerek seçimlere hile karıştığı iddiasıyla protesto gösterisi yaptı. Ciudad del Este ve Coronel Oviedo kentlerine de yayılan gösteriler oyların yüzde 22.9’unu alarak seçimlerde üçüncü sıraya yerleşen aşırı sağcı Partido Cruzada Nacional’in lideri Payo Cubas’ın çağrısıyla gerçekleşmişti. Olaylar sırasında Payo gözaltına alındı, göstericiler polis müdahalesiyle dağıtıldı. Amerika Devletler Örgütü ve Avrupa Birliği’nden gözlemcilerin usulsüzlük saptanmadığı açıklamalarına karşın, başta Efrain Alegre olmak üzere diğer muhalefet liderleri de elektronik oylamada kullanılan cihazların denetlenmesi ve oyların uluslararası gözlemcilerin gözetiminde elle yeniden sayımını talep ettiler.[5]

Tabii bir de “Payo faktörü” var… Başlangıçta geniş tabanlı muhalefet cephesi Concertación’da yer alan ancak sonra seçime bağımsız katılma kararı alan Partido Cruzada Nacional (Milli Haçlı Seferi Partisi)’in “renkli” lideri Payo Cubas’ın kamuoyu yoklamalarında yüzde 5’in altında gözüken oyunun yüzde 23’ü bulması, Alegre’nin önünü keserken, Peña’yı başkanlığa taşıyacaktı.[6]

Pekâlâ, böylelikle bir beş yıl daha Colorado kleptokrasisine mahkûm olan Paraguay nasıl bir ülke? Biraz tarih, diyelim.

 

Guaraní Ülkesi

 

Cemal Bâli Akal, Guarani dilinin tarihteki izini sürdüğü dikkat çekici makalesinde, bugün Paraguay’ın iki resmî dili olan (İspanyolca ve Guaranice) tek Latin Amerika ülkesi olduğunu vurguladıktan sonra (diğer LA ülkelerinde yerli dilleri resmen tanınmış da olsa, kullanıldıkları bölgelerde geçerlidir) devam eder: “Her Paraguaylı aynı zamanda bir Guaranídir. Bu nedenle, genelde Latin Amerika’da görülen ‘azınlık Avrupa kökenli/ çoğunluk melez ve yerli’ ayrımı Paraguay’da görülmez. Ama Guaraní olmak da bütünüyle kültürel bir anlam taşır, çünkü Guaraníyim demek ve Guaraníce konuşmak yerli olmak değildir. Yüzde 95’i Guaraníce konuşan Paraguay’ın nüfusu 6.000.000’dur, ama ülkede topu topu 20.000 civarında gerçek Guaraní yerlisi vardır.”[7]

Bu “bilmece”nin çözümünü, Paraguay’daki İspanyol sömürgeciliğinin “hayırhah” niteliğinde aramak gerekir. Öncelikle, Meksika, Peru, Bolivya vb.’nin tersine, Paraguay’da altın, gümüş vb. sömürgecilerin iştahlarını kabartacak madenlerin bulunmayışı, bölgede yaşayan Guaranílerin “şansı” olmuştur. Yerliler ancak tarımsal üretimde (özellikle mate) üretiminde kullanılabilecektir – dahası İspanya krallığının, sömürgecilerin fethedilen Meksika ve Peru gibi topraklardaki hoyrat davranışlarından ağzı yanmış durumdadır; bir bakıma Bartolomé de las Casas gibi reformcu din adamlarının kıtadaki İspanyol vahşetini ifşa eden çalışmaları uyarıcı olmuştur. Bu nedenledir ki yerlilere daha ılımlı davranılması konusunda daha özen göstermektedir İspanyol tahtı. Bir üçüncü etken ise, savaşçı bir halk olarak bilinen Guaranílerin fatihlere yönelik işbirlikçi yaklaşımlarıdır. Onlarla savaşmak yerine, barışçıl bir mübadeleyi yeğlemişlerdir: yiyecek ve kadınlar karşılığında, batıdaki Chaco bölgesinde yaşayan “düşman” topluluklara karşı ittifak… Özellikle kadın takası etkili olmuş ve yüzde 95’i mestizo (Avrupa kökenli-yerli karışımı) ve İspanyol- Guaraní kültürleşmesinin ürünü bir halk çıkmıştır ortaya.

Ama ne denli “yumuşak” olursa olsun, sömürgecilik, sömürgeciliktir. 1540-60 arası fethedilen topraklar dört önemli Guaraní ayaklanmasına sahne olur. Ayaklanmaların hedefinde, yerlileri sözüm ona “emanet” alan, gerçekte ise onları ağır koşullarda çalıştırarak haraca kesen encomienda sistemi ve encomendero’lar vardır. Bölgede misyoner faaliyetler sürdürmek üzere bulunan Fransiskenler yerlileri sömürgecilerin aşırılıklarına karşı korumak üzere kolları sıvarlar. Encomienda’lara karşı Reducción ya da Misión’lar, yani Hıristiyanlaştırdıkları yerli toplulukların misyonerlerin koruması altında sömürgecilerden uzak, özerk bir yaşam sürdürebilecekleri yerleşimler oluşturdular. Zamanla Fransiskenlerin yerini Cizvitlerin almasıyla Misión’lar daha da güçlenecektir.

Kraliyet sömürge yöneticilerinin, özellikle de dini yayma işlevini sürdüren misyonerlerin yerli dillerini öğrenmesini şart koşmuştu; ancak Cizvitler dil konusunu daha da ileri götürüp yönetimleri altındaki misyonlarda İspanyolca kullanımını toptan terk ettiler. Böylelikle bölgede tek “resmi dil” niteliği kazanan ve yazıya dökülen Guaraníce diyalekt farklılıklarını aşarak, neredeyse “ulusal dil”e dönüştü. Böylelikle yerliler Cizvit misyonlarında bir yandan dil ve (kısmen) kültürlerini muhafaza ederken, bir yandan da Avrupa kültürünü, tekniklerini, etiketini öğreniyorlardı.

Cizvitlerin 18. yüzyıl sonlarına doğru kıtadan kovulması, misyonların dağılmasına neden oldu. Bu durum Guaranílerin daha yaygın biçimde melezleşmesine yol açacaktı. Ancak Guaraníce, bir özerklik alanı olarak varlığını sürdürüyordu. 19. yüzyıl başlarındaki bağımsızlık hareketleri dil konusunda ikircimli bir tutum izleyecektir: İspanya tahakkümüne karşı ulusal bağımsızlık nişanesi olarak Guaraníce’yi sahiplenmek (nitekim ilk başkan José Gaspar Rodriguez de Francia ulusal marşı Guaraní dilinde yazdıracak kadar “ulusalcı”ydı) ile Aydınlanma’nın, eğitimin, bilimin, felsefenin vb. dili olarak İspanyolca’yı dayatmak (“Ardından gelen Carlos Antonio López de ülkesini, Avrupa’yı örnek alarak, geliştirmeye çalışan bir aydın despottu. Bu dönemde, guaraníce üstündeki baskılar arttı: Artık kamu hizmetlerine girmek için İspanyolca bilmek gerekmekte, yalnızca İspanyolca kitaplar basılabilmekte ve yerli köylerine İspanyolca yeni adlar verilmekteydi.”[8])…

 

Bağımsızlık Yılları

 

Paraguay, 14 Mayıs 1811’de bağımsızlığını ilan etti. İlk devlet başkanı José Gaspar Rodríguez de Francia, 26 yıl süren yönetimi boyunca, Paraguay Simón Bolívar’ın Birleşik Latin Amerika projesi karşısında ülkenin bağımsızlığını kıskançlıkla korurken, korunmacı, içe-kapanık ve yabancı-düşmanı bir politika izledi. Tarımı ve ulusal sanayiyi geliştirme yönünde çaba harcarken, ithalatta büyük kısıtlamalara gidildi, toprak sahipleri, tüccarlar hatta Kilise’nin mülklerine el konuldu, ülkedeki İspanyol uyrukluları şiddetle kovuşturuldu.

Ardılı Carlos Antonio López ise, demiryolları, telgraf sistemi, bir tersane ve güçlü bir ordu inşa ederek ülkenin sürüklendiği tecridi kırmak üzere kolları sıvadı; ne ki bu açılımlar uzun ömürlü olmayacaktı. Yerine geçen oğlu Francisco Solano López, sınır anlaşmazlıkları gerekçesiyle, Brezilya, Arjantin ve Uruguay’ın oluşturduğu “Üçlü İttifak”a savaş ilan etti. 1865-1870 yılları arasında süren ve sonlarına doğru 12 yaşında çocukların dahi silahaltına alındığı savaşta, Paraguay nüfusunun yaklaşık yarısını ve topraklarının yüzde 26’sını yitirecekti.

Üçlü İttifak Savaşı’nı, creole’lerin (kıtada doğan Avrupa, özellikle de İspanyol kökenliler) Colorado Partisi hükümetlerinin birbirini izlediği bir yeniden inşa dönemi (1870-1904) ve Liberal Parti iktidarı (1904-1932) izler. Paraguay tarihinin önemli bir başka dönüm noktası ise, Bolivya ile giriştiği Chaco Savaşı’dır.

Chaco Savaşı’nda bir yandan Bolivya’nın Paraguay nehri üzerinden denize ulaşma arzusu, bir yandan da bölgede petrol bulunduğuna dair söylentilerin etkili olmuş olsa gerek. Aslına bakılırsa Chaco Savaşı, iki ülkeden çok iki petrol şirketinin savaşıdır: Paraguay’ı destekleyen Shell ve Bolivya’yı destekleyen Standard Oil’in savaşı…

Paraguay ile Bolivya arasındaki yarı-boş cangıl toprakları Chaco üzerine iki yoksul ülkenin giriştiği kanlı savaş, her iki taraftan 80 bin ölü ve gerilla taktikleri ile üstünlük sağlayan Paraguay ordusunun, Chaco’nun büyük bölümünün ilhakını olanaklı kılan zaferiyle sonuçlandı (1935). Ama bölgede petrol bulunamadı… Açılan kuyular bir süre sonra kapatıldı. Bugün Paraguay topraklarının yüzde 60’ını oluşturan Gran Chaco, ülke nüfusunun yalnızca yüzde 2’sini barındırmaktadır. Ve bu nüfus, büyük ölçüde Paraguay hükümetleri tarafından bölgeyi nüfuslandırmak için davet edilen Avrupalı ve Kuzey Amerikalı (özellikle Kanada) Menonite çiftçilerden oluşuyor.

Chaco savaşını, uzun bir iç karışıklık ve 1949’da Colorado Partisi’nin iktidara geçmesiyle sona eren bir iç savaş dönemi izledi. Ne ki siyasal sahne ancak, General Alfredo Stroessner’in demir yumruğuyla dizginleri ele aldığı 1954 darbesinden sonra “pasifize olacaktı”.

 

Stroessner Diktatörlüğü

 

ABD destekli[9] Alfredo  Stroessner’in ülkeyi yönettiği 35 yıl, yolsuzluklar ve anti-komünist isterinin iktidarıydı. Gerçek ya da kurmaca tüm muhalifler kovuşturuldu, işkencelere uğradı ve “kaybedildi”. Sürgündeki liberaller ve Febreristalar’ın desteklediği, Arjantin sınırından ülkeye sızan küçük gerilla grupları, bu devasa baskı aygıtının birincil hedefiydi.[10] Ülke geneli 1970’e, başkent Asunción ise 1987’ye dek, üç ayda bir uzatılan bitimsiz bir sıkıyönetim altında yaşamak durumunda kaldı.

Latin Amerika’nın bu en “uzun ömürlü” diktatörlüğünün (1954-1987) bu denli sürmesi, ABD desteğinin yanısıra, muhalif liberallerin çok parçalı yapısı, diktatörlüğün sağladığı “istikrar” koşullarında yatırımlar ve ihracatta patlama yaşanması ve Brezilya ve Arjantin’deki askeri cunta rejimlerinin desteğiyle açıklanabilir. “Demokrasiye geçiş”le birlikte kurulan Hâkikat ve Adalet Komisyonu dikta döneminde 130 bine yakın insanın gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde işkence, tecavüz ve “kaybedilme”ye maruz kaldığını ortaya çıkartacaktı.

Dahası, Stroessner rejimi seçim sahtecilikleri ve Paraguay “demokrasisi”ne miras kalan kesif bir yolsuzluk sistemi ile damgalanmış, ülke Nazi ve diğer savaş suçlularının sığınağı hâline gelmişti.

 

Sömürü Çarkları

 

Stroessner diktatörlüğü, ülkenin en eski partisi[11] Colorado’nun iktidarının konsolidasyonuna sahne oldu. Başta Liberal Parti olmak üzere diğer partilerin yasaklanmasıyla Colorado 1962’ye dek ülkenin tek partisi olarak, (Komünist Partisi dışındaki) diğer partilerin nominal olarak yasallaşması sonrasında ise fiili olarak hüküm sürdü. Stroessner döneminde tüm ordu görevlileri ve kamu personeli parti üyesi olmak zorundaydı. Parti 1987’de Stroessner destekçileri ile gelenekçiler arasında bölündü. Bu nedenledir ki, Stroessner’in “gelenekçi” General Andrés Rodriguez’in darbesiyle devrilmesi, partinin konumunda herhangi bir gerileme yaratmadı.

Ülke 1988’den itibaren çekişmeli bir seçimler sürecine girecekti. Ama her seçim, yolsuzluk ve hile suçlamalarının gölgesi altında gerçekleştiriliyordu. Colorado Partisi’nin ülke üzerindeki siyasal kontrolü, yolsuzluk ve vurgunlarla damgalanmıştı. Öyle ki, 2001’de milyonlarca doları ülkeden kaçırırken suçüstü yakalanan Merkez Bankası yöneticilerinden Luis Ángel González Macchi dahi, devlet başkanlığı görevinden nasibini alacaktı.

Öte yandan, ABD’nin doğrudan etki ve ilgisi altındaki Paraguay’ın ekonomik göstergeleri de pek iç açıcı değildi.

Colorado hükümranlığına kısa bir parantez oluşturan Özgürlük Teolojisi esinli “yoksulların rahibi” Fernardo Lugo’nun başkanlığı (2008-2012) eşiğine gelindiğinde, kanı çekilmiş bir kadavra görünümündeydi. 6,5 milyona varan nüfusun yüzde 32’si yoksulluk sınırı altında yaşıyordu. Nüfusun yüzde 30’unun topraksız olduğu kırsal kesimlerde bu oran, yüzde 41.2’yi buluyordu; ekilebilir toprakların yüzde 77’si ise, nüfusun yalnızca yüzde 1’inin elinde yoğunlaşmış durumdaydı. İşsizlik oranı yüzde 16’larda seyretmekteydi. Nüfusun yüzde 10’luk kesimi ulusal gelirin yüzde 43.8’ine sahip iken, en düşük gelirli yüzde 10’luk dilim, servetin ancak yüzde 0.5’ini elde etmekteydi.

Üstelik ülke üzerindeki tek çıkar odağı ABD değildi. Brezilya Paraguay üzerinde hak iddia eden bölgesel bir güç durumundaydı. Örneğin, Paraguay, Paraná nehri üzerinde Brezilya’nın sağladığı 19 milyar ABD doları krediyle inşa edilen dev Itaipú hidroelektrik santralinde üretilen elektriğin yüzde 10’unu kullanırken, Stroessner zamanında imzalanan anlaşma gereği, kendi payından geriye kalanını, piyasa fiyatının çok altında bir bedelle Brezilya’ya satmaktaydı.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Çokuluslu tarım şirketleri ülkedeki eşitsizlikleri daha da katmerlendiren bir rol oynuyordu: Paraguay ihracatının yüzde 30’unu elinde tutan Cargill, Archer, Daniels Midland, Bunge ve Monsanto gibi tarım devleri, ülke kırsalının neredeyse tümünü, -çoğu Brezilyalı çiftçiler tarafından işlenen- uçsuz bucaksız bir soya tarlasına dönüştürmüşlerdi. Paraguay’ın ekilebilir topraklarının yüzde 25’inde, Avrupa çiftçilerinin hayvanlarını beslemek üzere genetiği değiştirilmiş soya tarımı yapılmaktaydı. En vahimi, ne çokuluslu tarım şirketleri ne de topraklarını onlara kiralayan büyük toprak sahipleri, Paraguay devletine tek kuruş vergi ödemiyordu. Bir yandan tarım devlerinin, bir yandan da sığır yetiştiricilerinin baskısı altında, her yıl on binlerce köylü topraktan koparak büyük kentlerdeki işsiz yığınlarına katılıyordu. Kırsal yaşam yalnızca soya üreticisi şirketlerin paramiliter timlerinin değil, aynı zamanda, topraklarda soyadan başka her şeyi öldüren, su kaynaklarını zehirleyen, insanlarda körlük, kanser ve doğuştan deformasyonlara yol açan tarım ilaçlarının tehdidi altındaydı. Yoksulluk ve açlık, hem kırda hem de kentte iktidardaydı.

 

Lugo “parantezi”

 

Bir başka deyişle, Ordu ve polis gücüne dayanan 60 yıllık iktidarı boyunca kliyentalist ağları tüm ülkeyi köşe-bucak saran Colorado Partisi’nin, devlet başkanlığını, oyların yüzde 41’ini alan, Otantik Liberal Radikal Parti (PLRA) ve bir dizi küçük sol parti ve örgütten oluşan Alianza Patrótica para el Cambio (Değişim için Yurtsever İttifak) desteğindeki Fernando Lugo’ya kaptırması, bir “sürpriz” değildi.

Ne ki Lugo’yu Başkanlığa taşıyan koşullar, aynı zamanda onun zaafını oluşturuyordu. Vaatleri arasında tarım reformu, 300 bin topraksız köylüye toprak dağıtılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz sağlanması, daha adil bir yargı sistemi ve diktatör Stroessner’in keyfî biçimde eşe-dosta dağıttığı 7 milyon hektarlık toprağın geri alınması vardı. Başkanlık yaptığı dört yıl içinde bunların -sağlık hizmetlerinde iyileştirmeler dışında- hemen hiçbirini yerine getir(e)medi… Mecliste de, Senato’da da, bürokrasi nezdinde de güçsüzdü. Gerek parlamento, gerekse Senato’da ağırlığını koruyan, devlet bürokrasisi üzerinde egemen Colorado ekâbiranı ABD’li gıda tekellerinin katılımıyla Başkanlığa geldiğinin on beşinci gününden itibaren kapalı kapılar ardında darbe girişimleri kotarmaya başlamıştı bile. Bu teşebbüs, bir generalin durumdan Lugo’yu haberdar etmesi üzerine darbe akamete uğrayacaktı.

Askeri darbe tutmayınca, “pusudakiler” sivil darbe için uygun ortam kollamaya başladılar.

Paraguaylı toprak sahipleri, Brezilyalı soya çiftçileri, Asunción’daki iş çevreleri, gıda çokulusluları ve ABD’nin korkusu ortaktı: ve Lugo’nun oluşturabileceği tehditten çok, kolektif bir eylemle 60 yıllık Colorado iktidarını alaşağı eden yoksulların, kır ve kent emekçilerinin radikalleşmesinden ürküyorlardı. Nitekim yasama organları ve devlet bürokrasisindeki Colorado ağırlığı, ABD’nin diplomatik (ve de pek diplomatik olmayan) basıncı ve Çokulusluların ekonomideki hâkim konumu karşısında orta yolcu bir çizgiye çekilen Lugo’ya rağmen, onun iktidarında yoksullar, emekçiler, topraksız köylüler eylemlerini yoğunlaştırmıştı.

Bu eylemlerden biri, “pusudakiler”e kolladıkları fırsatı verecekti. Lugo’nun görev süresinin tamamlanmasından bir yıl önce (Paraguay Anayasası’na göre devlet başkanları iki kez üst üste seçilemiyorlar), 2013 yılında, ülkenin en zengin toprak sahiplerinden Colorado Partisi eski senatörü Blas Riquelme’nin toprakları bir grup köylü tarafından işgal edildi. Sonrasını Pepe Escobar’dan dinleyelim:

“15 Haziran’da bir grup polis ve komando, başkentten 200 km uzaktaki Curuguaty’de tahliye emrini zorla uygulamaya hazırlanıyordu ki, çiftçilerin arasına sızan keskin nişancılar tarafından pusuya düşürüldü. Tahliye kararını Colorado partisinin eski başkanı ve eski senatör olan zengin toprak ağası Blas Riquelme’yi koruyan bir yargıç çıkarmıştı. Riquelme’nin yasalara uydurduğu sahtekârlıkla ele geçirdiği devlete ait 2 bin hektar toprak, topraksız çiftçilerin işgali altındaydı ve çiftçiler Lugo’dan toprağın yeniden paylaştırılmasını talep ediyordu. Curuguaty’de sonuç 6’sı polis, 11’i çiftçi toplam 17 ölü ve en az 50 yaralı oldu. Oysa tahliyeyle görevlendirilen Özel Operasyon Grubu adlı elit güç, ABD ‘nin Kolombiya Planı çerçevesinde Kolombiya’da kontrgerilla eğitiminden geçmişti.”[12]

Paraguay Senatosu Curuguaty olayını bahane ederek Lugo ile ilgili azil süreci için derhâl düğmeye bastı. Senato, Başkan Fernando Lugo’ya 24 saat içinde hazırlanıp savunmasını vermeye ve iktidarı terk etmeye davet etti. “Lugo bu silahlı çatışmaya neyin sebep olduğunu araştırmak için öneri verdi ama muhalefet çoktan tetik düşürmüştü bile.”[13]

 

Colorado: Yine, Yeniden, Her zaman

 

Lugo’nun azlinden sonra Senato yerine, büyük toprak sahipleri, soya ve büyükbaş hayvan üreticileriyle işbirliği içinde; Monsanto, Cargill ve Rio Tinta Alcan gibi çokuluslu şirketlerle çok sıkı ilişkileri olan, Ayrıca ABD ile ve ABD’deki aşırı sağcı hareketlerle içli dışlı Liberal Parti’li yardımcısı Federico Franco’yu getirdi. Franco’nun ilk icraatı, soya şirketlerinin talepleri doğrultusunda, soya üretiminin vergi dışı bırakılması olacaktı.

21 Nisan 2013’de yapılan seçimler, Colorado Partisi’nin geri dönüşüne sahne oldu: Colorado adayı, partinin başkanı, yerel bir kodaman, Horacio Cartes Paraguay devlet başkanı olurken, parti hem Senato hem de Meclis’te çoğunluğu kazandı…

Sonrası… Paraguay’ın Colorado elinde giderek daha içinden çıkılmaz bir yolsuzluk, narkotrafik, insan kaçakçılığı, yoksulluk, suç girdabına yuvarlanması.

Bugün Paraguay ABD merkezli tarım Çokuluslularının cirit attığı, bir avuçluk oligarşinin ülkenin toprak ve servetinin büyük bölümüne el koyduğu, toprakları ABD üslerine ve zehirli tarım ilaçlarına ardına kadar açık,[14] kırsalında ve kentlerin sokaklarında yoksulluğun ve her türden suç çetesinin kol gezdiği bir ülke… Politikacıları, başkan Cartes’e hükümet üyelerine “Çalmaya son verin. Artık hırsızlık yapmayın. Bu halkın parası[15] çağrısını yaptıracak kertede yolsuzluğa batmış durumda…

Ancak bu çağrıyı yapan Cartes’in ellerinin de pek “temiz” olduğu söylenemez. Uyuşturucu ve sigara kaçakçılığı, kara para aklama gibi pek çok kirli işlere bulaştığı, Paraguay Kongresi’nin Ekim 2022 tarihli raporunda açığa çıktı. Sahip olduğu şirketlerden biri olan Tabesa’nın Sinalao Karteli, FARC ve Hizbullah’la bağlantılı olduğu ve Cayman adaları ile Kuzey Kore’ye kuşkulu para transferi işlemleri yaptığı bilgisi de raporda yer alıyor.

Yolsuzlukları ABD Senatosu’ndan da tescilli. ABD Senatosu Cartes’i Hizbullah’la ilişki kurmakla da suçluyor. Paraguay’ın 2019’dan beri “terör örgütü” kabul ettiği Hizbullah 1948 Arap-İsrail savaşı ve 1985 Lübnan iç savaşının ardından çok sayıda Müslüman (özellikle Lübnanlı) Arabın göç ettiği Paraguay-Brezilya-Arjantin arasındaki Üçlü Sınır bölgesinde üslenmiş durumda.[16] Ve uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama işlerini yürüttüğü kaydediliyor.[17] ABD yönetiminin bu “şaibeler” üzerine Cartes’e malî abluka uygulayarak Colorado’ya yardımları kesti.[18]

Kleptokrasi, eninde sonunda hırsızlar arasında pay kavgasını devreye sokar. Colorado bundan kaçınamadı. Parti sonunda ikiye fraksiyona bölündü: Biri Cartes’in halefi Mario Abdo Benítez’in başını çektiği, “Coloradismo‘nun daha devletçi ve geleneksel kanadını temsil eden Colorado Añeteté hareketi. Diğeri ise Horacio Cartes’in kurduğu Honor Colorado hareketi. Bu iki fraksiyon arasındaki farklılığın ideolojik olmadığını, en temelinde çıkar ve güç çatışmasına dayandığını belirtmek gerek.”[19]

Bu bölünme, kirli çamaşırların iyiden iyiye ortaya dökülmesini sağlayacaktı. Taraflar özellikle seçimler yaklaştıkça giriştikleri kıran kırana savaşta birbirlerinin rezaletlerini ifşa ediyor, suçlamalar, görevden almalar birbirini izliyordu.

2018 seçimlerinin galibi Stroessner’in özel kaleminin oğlu, Colorado Añeteté’nin şefi Mario Abdo Benitez oldu. İki fraksiyon arası çatışma Abdo’nun başkanlığı döneminde şiddetlenerek devam edecekti. Abdo’nun “Paraguay’ın kanseri” olarak nitelediği Cartes’in Abdo döneminde hazırlanan ve kendisini sigara-uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama vb. ile suçlayan Kongre raporuna rövanşı, Abdo Benitez’in yardımcısı Hugo Velázquez’in “yakın dostu ve mesai arkadaşı” Juan Carlos Duarte aracılığıyla akçalı işlerine dair soruşturmayı engellemek için rüşvet verdiği” iddiası oldu. Bizzat ABD Dışişleri Bakanı Blinken tarafından dile getirilen iddia, Velázquez’in önce istifasını açıklamasına, ama hemen ardından geri çekmesine yol açtı. Abdo Benitez’in buna tepkisi ise, “Ben olsaydım istifa ederdim ama kararına saygı duyuyorum” gibi bir şeydi![20] Bugün hem Velázquez hem de Cartes, “sistemli yolsuzluktan” dolayı ABD’nin yaptırım listesinde bulunuyor. Ve 23 Mart 2023 günü Paraguay Cumhuriyet Başsavcısı her ikisi hakkında da soruşturma başlattı.

Sadece bu ikisi de değil. Başkan Abdo Ulusal Acil Durum Sekreteri Joaquin Roa’yı, özel yatının kara para aklama ve uyuşturucu kaçakçılığı işlerinde kullanıldığının ortaya çıkması üzerine görevden aldı, örneğin. İçişleri bakanı Arnaldo Guizzio da Brezilyalı uyuşturucu taciri Marcus Espindola ile ilişkili olduğu ortaya çıkınca görevden uzaklaştırıldı. Ve Başkan Abdo’nun kendisi de seçim kampanyası sırasında uyuşturucu tacirleri tarafından finanse edilmekle suçlanıyor.[21]

Görüldüğü üzere Paraguay’da “balık baştan kokuyor”. İşler, Dışişleri Bakanı Julio Cesar Arriola’ya BM Genel Sekreteri Antonio Guetteres’den “örgütlü suç”a karşı mücadelede yardım istetecek kertede çığırından çıkmış durumda. Colorado’nun yarattığı dumanlı havayı seven mafyalar, ne denli palazlandıklarını haklarında soruşturma yürüten savcı Marcelo Pecci’yi eşiyle birlikte tatilde olduğu Kolombiya’da öldürerek gösteriyorlar[22]

Sigara kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, rüşvet, kara para aklama… “Mafyoz” -burjuvazi, kleptokrat politikacılar, başkent Asunción caddelerinde 4×4’leriyle fink atarken, işçiler, memurlar, köylüler, yerliler, emekliler, yani Paraguay’ın sıradan insanları yoksullukla, pahalılıkla, işsizlikle baş etmeye çabalıyor. Araştırmalar, nüfusun yüzde 40’ının yiyecek, eğitim ve sağlık masraflarını karşılamak için borçlandıklarını gösteriyor.[23] Ve son yıllarda isyanlarını sokaklarda dile getirmeye başladılar:

– Paraguay Eğitimciler Federasyonu öğretmenlerin 2022 bütçesinde 20 bin dolarlık kesintiye karşı ve ücretlerine 60 dolarlık zam talebiyle eyleme geçeceklerini açıkladı. (9 Ağustos 2021)

– Paraguay Ulusal Hekimler Birliği (SINAMED) adil ücret talebi ve fazla mesainin haftalık 12 saati geçmemesi talebiyle 14 günlük bir grev çağrısında bulundu. (28 Eylül 2021)

– Paraguay’ın yerli cemaatleri Abdo’nun toprak işgalleri için verilen hapis cezalarını ağırlaştıran yasa tasarısını reddetmesi talebiyle Asunción’un ana meydanında toplandı. Polis Kongre binasının önünde toplanan kalabalığa vahşice saldırdı. (30 Eylül-1 Ekim 2021)

7 bin kadar köylü Başkan Mario Abdo’nun 2022 Mart’ında varılan anlaşmayı yürürlüğe koymada ayak sürümesini protesto için Asunción’a yürüdü. (6 Mart 2023)

– Ücretlerini alamayan Itapu barajı işçileri, baraja girişi kapattılar (16 Mart 2023)…

Kamuoyu araştırmaları Abdo’nun popülaritesinin yerlerde süründüğünü gösteriyordu. Latin Amerika Stratejik Jeopolitik Merkezi (CELAG) araştırmasına göre 10 Paraguaylı’dan 8’i Abdo hakkında olumsuz görüş bildiriyor, uyguladığı ekonomi politikasını onaylamadığını bildiriyordu.[24]

 

Ve 2023 Seçimleri

 

Bir başka deyişle, Paraguay’ın Colorado’lu “makus talihi”ni Lugo’dan sonra bir kez daha yenebilmesi için koşullar olgunlaşmış gözüküyordu.

Solun hemen tüm varyantları, merkez partiler (tam olarak 23 parti ve iki hareket), hatta başlarda Payo Cubas’ın neofaşist Milli Haçlı Seferi Partisi bile, Otantik Radikal Liberal Partili 60 yaşındaki avukat, Fernando Lugo hükümetinin Bayındırlık Bakanı Efrain Alegre’yi[25] başkanlığa aday gösteren Milli Uzlaşma (Concertación Nacional) koalisyonunda birleşmişti. Hemen vurgulamalı: Concertación’un programı Lugo’nunkinin dahi gerisindeydi; temel sloganın “Mafya ya da Anayurt” olduğu seçim kampanyası boyunca Alegre dengeli bir bütçe, sokak kameraları ve polis sayısını arttırarak güvenliği güçlendirmek, vergi kaçağını önlemek ve enformel istihdamı azaltmak üzerinde durdu; vergileri yükseltmektense kemer sıkma politikalarını destekleyeceğini açıkladı. Sosyal politikalara ilişkin vaatleri arasında -dâhil edici bir ekonomik büyüme, sağlık ve sosyal koruma ve eğitim hakkı yer alıyordu. Ne toprak reformu, ne ÇUŞ’ların faaliyetlerinin denetlenmesi/ vergilendirilmesi… En “radikal” iddiası, Başkan seçilmesi durumunda, yolsuzluk yapan kamu görevlilerinin gasp ettiği paraların halka iadesini sağlayacak bir kurum tesis edilmesi oldu. Uluslararası ilişkilerde ise gündeminde bölgedeki sol yönetimlerle ilişkileri geliştirmek (ve bunun için Lugo’yu aracı kılmak) ve Çin pazarının Paraguay soyası ve sığırına açılmasını sağlamak için Tayvan’la ilişkileri gevşetmek bulunuyordu[26] – ABD yönetiminin tüylerini diken diken etmeye yeten bir başlık…

Zira Paraguay hâl-i hazırda Tayvan ile diplomatik (ve ticaret) ilişkilerini sürdüren tek Latin Amerika ülkesi konumunda. Çin ile kıran kırana bir ticaret savaşını sürdüren ABD’nin Stroessner’den yadigâr bu antikomünist tercihi yürekten desteklediğini belirtmeye gerek var mı? (Ancak bu seçim, Çin’le ticari ilişkilerin sağlayabileceği devasa avantajlardan yoksun bıraktığı ölçüde, kamuoyunda giderek daha fazla tartışmaya açılmaktaydı – Colorado Partisi içinden dahi çatlak sesler duyulmaya başladı. ABD’li düşünce kuruluşları, yeni seçilen Başkan Santiago Peña’nın dahi ÇHC lehine Tayvan’ı terk etmesinden duydukları kaygıyı dillendirmekte.[27])

Başta da belirttim; olmadı… Tüm yolsuzluklara, skandallara, baskılara, yoksullaşmaya karşın, seçimleri yine ve yeniden Colorado adayı kazandı. Ancak bu sefer kazançlı çıkan “rakip fraksiyon” olmuştu: Paraguay’ın yeni başkanı Santiago Peña, Horacio Cartes’in maliye bakanıydı.

Kampanyasını uyuşturucu tacirlerine finanse ettiren gitmiş, sigara-uyuşturucu kaçakçısının maliye bakanı gelmişti, özetle…

* * *

Paraguay, çağımız kapitalizmin, sınır tanımayan kâr açlığının çeperlerde yarattığı çürüme ortamında “demokrasi”nin nasıl bir farsa dönüştüğünün bir başka örneği, özetle… Topraklarını yoksul köylüleri boğaz tokluğuna çalıştırıp havayı-suyu-insanları zehirleyen büyük çiftlik sahiplerinin, toprakların tümünü soya monokültürüne bağlayarak halkı açlığa mahkûm kılan Cargill, Montsanto gibi gıda devlerinin, McDonalds’a sığır yetiştirmek için yerlilerin ekim alanlarına el koyan hayvan besicilerinin, elektriği neredeyse bedavaya kullanan kripto para madencilerinin,[28] ve tabii uyuşturucu kaçakçılarının, bilumum mafyanın ve onlara “ayakçılık” yapan politikacıların “demokrasi” filan gibi bir derdi yok. Ülkeyi Latin Amerika’yı kontrol altında tutabileceği bir karakol olarak kullanmak isteyen ABD’nin de öyle…

Yoksulluğa, açlığa, yaşanılması olanaksız bir çevreye mahkûm kılınan Paraguay’ın sıradan insanları, insanlık onuruna layık, yaşanabilir koşullara kavuşmak için seçimden seçime oy kullanmanın dışında bir yol bulmak durumundalar.

Türkiye’de seçimlere birkaç gün kala,[29] AKP’nin yalan ve talan düzeninin hayatı kararttığı bizler için Paraguay’dan çıkartılacak önemli dersler var… “Gittiler, gidiyorlar” öforisiyle umudu sandığa bağlamak yerine, çözümün işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin yaşamı kendi elleriyle kurma iradesinde olduğunu görmek ve bu iradeyi hayata geçirebilecek araçları yaratmak için harekete geçmek gerek…

 

9 Mayıs 2023 20:01:23, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Birgün, 24 Mayıs 2023, s.10.

[1] Bertholt Brecht

[2] Mattia Bottino, “Unpuzzling Paraguay: Politics, drug trafficking, indigenist and land struggles”, 6 Aralık 2022, https://www.eurac.edu/en/blogs/eureka/unpuzzling-paraguay-politics-drug-trafficking-indigenist-and-land-struggles

[3] Jon Orbach, “Explainer: Paraguay’s 2023 Elections”, https://www.as-coa.org/articles/explainer-paraguays-2023-elections

[4] Esra Akgemci, “Paraguay’da seçim günü: Otoriter sağcı iktidar karşısında birleşen muhalefetin zaferi mümkün mü?”, https://t24.com.tr/yazarlar/esra-akgemci-america-invertida/paraguay-da-secim-gunu-otoriter-sagci-iktidar-karsisinda-birlesen-muhalefetin-zaferi-mumkun-mu,39798

[5] “Paraguayan Opposition Candidates Demand Manual Recount of Votes”, Telesur, 2 Mayıs 2023, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguayan-Opposition-Candidates-Demand-Manual-Recount-of-Votes-20230502-0006.html

[6] Evan Ellis, “Quo Vadis Paraguay?” https://theglobalamericans.org/2023/05/quo-vadis-paraguay/

[7] Cemal Bâli Akal, “Guaraní dili Paraguaylıları konuşur”, https://oggito.com/icerikler/guaran-dili-paraguaylilari-konusur-cemal-bali-akal/2874

[8] A.g.m.

[9] ABD Başkan yardımcısı Richard M. Nixon, 1958’de gerçekleştirdiği Latin Amerika turunun Asunción durağında, Stroessner’in Paraguay’ını “komünizme karşı dünyadaki bütün ülkelerden daha kararlı bir tavır izlediği” için kutluyordu. ABD 1947-77 arasında Paraguay’a her yıl 750 000 ABD doları değerinde askerî malzeme sağladı ve 2000’in üzerinde Paraguaylı subayı karşı-istihbarat ve isyan bastırma yöntemleri konusunda eğitti. (“International Factors and the Economy”, http://countrystudies.us/paraguay/19.htm)

[10] Venezüella ve Küba’nın desteklediği gerillalar, Colorado Partisi’nin denetimindeki yoksul Guaraní köylüleri py nandí (Guaraní dilinde “çıplak ayaklılar”) arasında da destek bulamayacaktı. Stroessner rejiminin en önemli desteklerinden birini oluşturan py nandíler, isyancı tutsakları ormandaki temerküz kamplarında işkencelere uğratarak öldürüyordu. (The Stroessner Regime”, http://countrystudies.us/ paraguay/18.htm)

[11] Aslına bakılırsa dünya siyasal tarihinin yaşayan en eski partisi. Colorado 1887’de, kötü şöhretli Üçlü İttifak savaşına sürükleyen Başkan Francisco Solano Lopez’in sadık izleyicisi General Bernardino Caballero tarafından kurulmuştu.  (Bkz. “75 years of rule and counting: the history of Paraguay’s Colorado Party”, https://www.trtworld.com/latin-america/75-years-of-rule-and-counting-the-history-of-paraguays-colorado-party-13040944 Aslına bakılırsa ABD kaynaklarının dahi partinin yolsuzluklarına ve baskıcı uygulamalarına vurgu yaptığı bir dönemde TRT’nin Colorado hakkında kullandığı olumlayıcı dil, “başarı”larına yaptığı vurgu, ibret vericidir!)

[12] Pepe Escobar, “… ‘Demokratörlük’ Ülkeleri”, Asia Times, 4 Temmuz 2012.

[13] Cüneyt Göksu, “Paraguay’da Sivil Darbe”, www.sendika.org, 2 Temmuz 2012.

[14] “Son on yıllarda Paraguay’lı yetkililer büyük şirketlerin Campo de Aqua’e cemaatlerinin kaynaklarını kirletmesine izin verdi – ki bu da yerli nüfusun insan haklarının ihlâli anlamına geliyor.

Bu şirketler yasaklanmış kimyasalları kullanarak yetiştirilen hayvanların ölümüne, ürünlerin yok olmasına, suyun kirlenmesine neden oluyorlar. Yaban otlarına karşı kullanılan spreyler de ishal, kusma, solunum sorunları ve baş ağrısı gibi sağlık sorunlarına yol açıyor.” (“Paraguayan State Violated Indigenous People’s Rights: UN Says”, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguay-State-Violated-the-Indigenous-Peoples-Rights-UN-Says-20211014-0009.html

[15] “Paraguay’da Başkandan ‘Çalmayı Bırakın’ Çağrısı”, Sabah, 15 Ocak 2015, s.7.

[16] Pablo Gato ve Robert Windrem, “Hezbollah Builds a Western Base”, MSNBC, 9 Mayıs 2007, https://www.nbcnews.com/id/wbna17874369

[17] Bkz. Emanuele Ottolenghi, “The Laundromat: Hezbollah’s Money-Laundering and Drug Trafficing Networks in Latin America”, Center for Strategic Studies, 2021, https://www.jstor.org/stable/resrep34341.4

[18] Jorge Saenz, “Paraguay’s long-ruling party scores an easy presidential election win”, Associated Press, 1 Mayıs 2023, https://www.npr.org/2023/05/01/1172994525/paraguays-ruling-party-presidential-victory

[19] Esra Akgemci, “Paraguay’da seçim günü: Otoriter sağcı iktidar karşısında birleşen muhalefetin zaferi mümkün mü?”

[20] “The Best To Do Is to Quit – Paraguayan President to Vice-Pres”, Telesur,  22 Ağustos 2022, https://www.telesurenglish.net/news/The-Best-To-Do-Is-to-Quit–Paraguayan-President-to-Vice-Pres-20220822-0021.html

[21] “Paraguay Judge Deals Blow to Money Laundering Network”, Telesur, 25 Şubat 2022, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguay-Judge-Deals-Blow-to-Money-Laundering-Network-20220225-0017.html

[22] “Paraguay FM Asks UN Secretary-General For Help Against Mafias”, Telesur, 15 Haziran 2022, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguay-FM-Asks-UN-Secretary-General-for-Help-Against-Mafias-20220615-0024.html

[23] “Paraguayans Take To the Streets to Reject President Abdo”, Telesur, 30 Eylül 2021, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguayans-Reject-President-Abdos-Anti-Invasion-Bill-20210930-0006.html

[24] “Paraguayans Take To the Streets to Reject President Abdo”, Telesur, 30 Eylül 2021, https://www.telesurenglish.net/news/Paraguayans-Reject-President-Abdos-Anti-Invasion-Bill-20210930-0006.html

[25] Ancak Alegre’nin Lugo’nun azil sürecinde iyi bir sınav verdiği söylenemez. Lugo’nun azlini izleyen 2013 seçimlerinde Colorado’lu Cartes karşısında Liberal Parti’nin adayı olan Efrain Alegre, terra’ya verdiği röportajda, “azlin (Lugo) hükümetinin hatalarının kaçınılmaz sonucu” olduğunu söyleyecekti. (“Eleições no Paraguai: impeachment de Lugo foi inevitável, diz Efrain Alegre”, https://www.terra.com.br/noticias/mundo/america-latina/eleicoes-no-paraguai-impeachment-de-lugo-foi-inevitavel-diz-efrain-alegre,7f892c48e8e1e310VgnVCM5000009ccceb0aRCRD.html)

[26] Jon Orbach, “Explainer: Paraguay’s 2023 Elections”, https://www.as-coa.org/articles/explainer-paraguays-2023-elections

[27] Evan Ellis, “Quo Vadis Paraguay?” https://theglobalamericans.org/2023/05/quo-vadis-paraguay/

[28] Paraguay’da küçük işletmeler elektriğin kilowatt/saati için 58 dolar öderken, teşviklerden yararlanan kripto madencileri 18 dolar ödüyor. (Çağla Üren, “Elektriğin ucuz olduğu Paraguay, yeni kripto para cennetine mi dönüşüyor?” Independent Türkçe, https://www.indyturk.com/node/547326/ekonomi%CC%87/elektri%C4%9Fin-ucuz-oldu%C4%9Fu-paraguay-yeni-kripto-para-cennetine-mi-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCyor)

[29] Bu yazı 14 Mayıs 2023 seçimlerinden 5 gün önce, 9 Mayıs’ta tamamlandı…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir