TÜRKİYE’NİN SEÇİM SİSTEMİ KARNESİ 2.BÖLÜM

AnalizPolitika

Written by:

Ülkemizde 61 Anayasasıyla yerleştirilmeye çalışılan çoğulcu ve katılımcı demokrasi 12 Eylül 1980 darbesi ile en büyük darbesini almıştır. 82 Anayasası gereği 1983 yılında çıkarılan 2839 sayılı “Milletvekili Seçim kanunu” nispi temsil sistemi öngörmesine karşın, 33. maddesindeki genel baraj (%10) ile 34. maddesindeki bölgesel baraj engelleri, küçük partilerin mecliste temsilini engellemektedir. Bu sistem ile birlikte temsilde adalet tamamen bitirilmiş oldu.

Yeni seçim kanunu %10 seçim barajının yanında bir de bölge barajını getirmişti. Peki bu bölge barajı nasıl hesaplanıyordu? Şu şekilde, bir seçim bölgesinde 500 bin geçerli oy varsa ve 5 milletvekili çıkartıyorsa 500 bin 5’e bölünür ve sonuç 100 bin olur. 100 bin bu seçim bölgesinin bölge barajı olmuş olur. Bu sayı ve üstünü alamayan siyasal parti, temsil hakkı kazanamaz.

1983 Genel Seçimleri 2839 sayılı kanuna göre yapılmıştır. 3 siyasal parti seçimlere katılmıştır. Bunlar; Özal’ın Anavatan Partisi, Necdet Calp’in Halkçı Partisi ve Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisidir. Bu seçimlerin sonucunda %45,1 oy alarak ANAP tek başına iktidar olmuştur. Seçime katılacak partiler Milli Güvenlik Konseyi’nin izni ve onayıyla kurulmuştur. Bu durum demokratik değildir. Yani bu seçimler suni seçimler olarak tarihteki yerini almıştır.

1987 Genel Seçimleri ise temsilde adaletin neredeyse hiç olmadığı bir seçim olmuştur. İlk defa 1987 seçimlerinde kontenjan uygulanmıştır. Bu seçimlerde; ANAP %36,3 oy ile %63, SHP %24 oy ile %22, DYP %19,1 oy ile %13 oranında parlamentoda temsil edilmişlerdir. Örnek verecek olursak Ankara’da ANAP %39 oy ile 16 milletvekili, SHP %29 oy ile 10 milletvekili kazanmıştır. DYP ise %14,5 oy ile vekil çıkartamamıştır. Çünkü bölgesel barajı aşamamıştır. Bu durumda ANAP’a 40 binde bir vekil çıkartmasına karşın SHP, 48 bin 500’de bir vekil çıkartmıştır. DYP ise 237 bin 886 oy almasına karşın vekil çıkaramamıştır. Diğer bir örnek ise Balıkesir; ANAP %37,7 oy ile 6 vekil, SHP %23,9 oy ile 1 vekil, DYP ise %22,9 oy ile 1 vekil çıkartmıştır. ANAP 34 binde bir vekil kazanırken, SHP 130 binde, DYP 125 binde 1 vekil kazanmıştır. Bu şekilde olan il sayısı 20 kadardır. Anlayacağınız üzere 1987 Genel Seçimleri azınlık olmasına rağmen Anavatan Partisi’nin mutlak zaferiyle sonuçlanmıştır.

1992 Genel Seçimleri, Merkez Bankası Başkanı Rüşdü Saracoğlu’nun ekonomide 2 yıl kemer sıkılması gerektiğini açıklaması üzerine mecliste çoğunluğu bulunan ANAP’ın zaten düşüşte olan oy oranının daha da düşmemesi için erkene alınarak 1991 yılında yapılmıştır. Bu seçimden önce ulusal barajın aynı kalmasına karşın bölge barajında değişiklikler yapılmıştır. İlk olarak; ulusal barajı aşan parti, seçim çevresinden vekil çıkartabilmesi için 4 ve daha az vekil çıkartan seçim çevresi için geçerli oyların %25’ini, 5 vekil çıkartacak seçim çevresi için geçerli oyların %20’sini geçmesi gerekir olarak değiştirilmiştir. İkinci değişiklik ise, tercih sisteminin gelmesidir. Oy verilen partinin adaylarından 1 tanesinin tercih edilebilir olması temsili demokrasiyi güçlendirmiştir. Ancak bu durum seçim sonuçlarının açıklanmasını 1 hafta gecikmesine neden olmuştur. 20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinden en çok darbeyi DSP yemiştir. En çok kazançlı çıkan parti ise DYP olmuştur. Bu ne demek? DYP %27 oy oranı ile parlamentoda %39,5 oranında temsil hakkı kazanmıştır. DSP ise %10,7 oy oranı ile parlamentoda %1,5 oranında temsil edilmiştir.

1995 Genel Seçimleri de dahil olmak üzere bundan sonraki tüm seçimlerde sadece %10 ülke barajı uygulanmıştır. Seçim sisteminden kontenjan uygulaması ile seçim çevresi barajının kaldırılması 1995 ve 1999 seçim sonuçlarında görülebildiği gibi, sistemin temsilde adalet unsurunu güçlendirici yönde bir etki yaratmıştır.

1995 Genel Seçimlerinde Refah Partisi %21,4 oy alarak birinci parti olmuştur. Parlamentoda 5 siyasal parti grubu oluşmuş ve bu partilerin oy toplamı %85,5 olmuştur. Bu seçimlerin sonucunda DYP ve RP, REFAHYOL hükümetini kurmuşlardır.

Aralık 2000’de yapılması gereken seçimler, 18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimleriyle birleştirilmişti. 1999 Genel Seçimlerinde DSP %22,11 oy oranı ile 1. parti olmuştur. Parlamentoda temsil edilen toplam oy %81,29 olmuştur. Bu seçimlerin sonucunda Türkiye Cumhuriyeti koalisyon hükümetlerinin en uzunu olan DSP, MHP ve ANAP’ın içinde bulunduğu ANASOL-M hükümeti kurulmuştur.

2002 Genel Seçimleri, ekonomik kriz, siyasal partilerin iç çatışmaları ve hükümetin dağılması sonucu yapılan erken seçimdir. Bu seçim, 1999 Genel Seçimlerinde parlamentoda temsil edilen siyasal partilerin hepsinin ulusal baraja takıldığı seçim olmuştur. AKP’nin %34,5 oy ile tek başına iktidar olmasıyla sonuçlanmıştır. Parlamentoya sadece AKP ve CHP girebilmiştir. Seçimde geçerli oyların sadece %55,03’ü parlamentoda temsil edilmiştir. %44,97 oy temsil edilememiştir.

2007 ve 2011 Genel Seçimleri de AKP’nin tek başına iktidarını koruduğu seçimler olmuştur. Ancak 2011 seçimlerinin faklı bir yanı var. Seçime katılım oranının %87 olması ve geçerli oyların çok yüksek olmasıdır. Bu durum katılımcı ve çoğulcu demokrasinin gelişmesinde çok önemli bir faktördür.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri %40,87 oy oranıyla AKP’nin tarihinde ilk defa hükümeti kuramamasıyla sonuçlanmıştır. Parlamentoya yansıyan oy oranı %95,17 olmuş ve çoğunluk sağlanmıştır. Bu seçimlerin sonucunda Türkiye’de ilk defa seçim hükümeti kurulmuştur.

1 Kasım 2015 erken Genel Seçimleri, 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümet kurulamamasından dolayı yapılmış seçimlerdir. Bu seçimlerde AKP %49,41 oy oranıyla tek başına iktidar olmuştur.

2018 erken Genel Seçimlerinden önce seçim sisteminde değişiklik yapılmıştır. Ulusal barajın devam etmesine karşın ittifak sistemi getirilmiştir. Seçime ittifakla giren partilerin ittifak oy oranı %10’u geçtiği taktirde partiler baraja takılmaması ve ittifakın ortak oyunun olmasıdır. İttifakın ortak oyu, partilerin aldıkları oy oranına göre dağıtılıyor. Örneğin A ve B partisi seçimden önce ittifak oluşturdu. A Partisi %6, B Partisi ise %5 oy aldılar. Toplam oyları %11 olduğu için baraja takılmadan mecliste temsil hakkı kazanırlar. İttifak yapmayan parti %9,99 oy alsa dahi parlamentoda temsil hakkı kazanamaz. 2018 seçimleri AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakının toplam %53,66 oy almasıyla sonuçlandı.

Sonuç olarak, Türkiye birçok seçim geçirmiş bir ülkedir. Temsilde adalet, istikrarlı ve çoğulcu bir sistemin demokrasi için önemli olduğunu hep beraber gördük. Seçimlerin sadece oy vermekten ibaret olmadığını da gördük. Yıl 2020 ve bugüne kadar sadece 1965 Genel Seçimlerinde tam adaletli bir seçim geçirmişiz. Bundan sonraki amacın bana göre istikrarı bozmadan, uzlaşıcı bir dille parlamentoda çok sesliliği oluşturmaktır. Diğer türlü azınlıkların hakkını korumak çok güçleşmektedir.

Yazının ilk bölümü için;

https://www.politikhane.com/turkiyenin-secim-sistemi-karnesi/

 

One Reply to “TÜRKİYE’NİN SEÇİM SİSTEMİ KARNESİ 2.BÖLÜM”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir